Boşlukta devrildi gökyüzü.
Dağlar çilesini döktü yeryüzünün gönlüne.
Işıkları söndü yıldızların bir bir.
Sen gönlümün gurbetine gidince.
Ateşten gömleğini giydirdim ayrılığın
Gönlüm sensizlikte üşüyünce.
Ölmeden ölmek vardı oysa,
Dünya denen çile yurdu gubetti gönlüme.
Kapıları bir bir kapanırken vuslatın,
Geçtim fani zamanın içinden usulünce.
Yaralarımı sarmaya merhemler aradım.
Acılarıma sabır bastım gecelerce.
İmtihanlar imkanları kovaladı,
Ben her imtihanda sana bağlandım.
Yol buldum üstüme devrilen gökyüzünde,
Sırların sırrında ışığına vardım.
Ruhum sularını terk etmiş bir deniz.
Yokluğunun imtihanında susuz kaldım.
Çöl yalnızlığında ısıtırken içimi ölüm,
Ayrılığın soğuk soluğuyla baş başa kaldım.
Yürüdüm çağlar boyu kervansız kumlarda,
Destursuz gönlümden akarken gökyüzüne yıldızlar,
Ay aydınlığında ayak izini buldum.
Sürdüm gönül gözümü dilediğimce izlerine.
Ateşten gömleğin içinde yandıkça yandım.
Su oldum,
Gurbetinin yollarını yürüdükçe.
Gönül pınarından içtikçe kandım,
Kandıkça hasretinle aşkın ateşine yandım.
Bu su başka, pınar başkaydı oysa.
Ruhumu yıkarken gözlerinin yaşı,
Kabuk bağlarken yaralanmış gökyüzüm,
Karanlıkları dağıtacak güneşler sığdırırken gönül gökyüzüme,
Yıldız yıldız açılırken gönlünün sema kapıları,
Geçtim sevdanın ateşinin içinden.
Yedi kat semada buldum gönül gurbetini.
Kavuşmak yedi kapı ardındaki gönlüne,
Yâr olmak, yâren olmak vardı düşümde.
Kabuk bağlayan yaralanmış gökyüzünde.
Dolaşırken saf saf yıldızlar semada,
Buldum gurbet olmuş yüreğini o bilinmez tenhada.
Sarıldım yedi kat göklerde,
Çıkardım ayrılığın ateşten gömleğini,
Vuslata erdim âlemler üstü bir âlemde.
Ayaklarına kapanmak, ellerine yüz sürmek
Merhamet merhamet sevgini bulmak
Yüreğine, ayak izine yüz süren kum tanesi gibi
Yüreğinde bir çöl yıldızı olup kalmaktı dileğim
Açtın sonsuz gökyüzünü perde perde
Sarıldım binbir hevesle, özlemle
Vuslatına erdim gönlünün dilediğimce.
Yâr oldum,
Yâren oldum sonsuzluğa açılan deli gönlüne.
Lütfi Kerem ASLAN