Popüler Yayınlar

31 Ocak 2022 Pazartesi

ÂŞIKLAR AŞKI


Evvel ahir şu dağlar senden aşkı sorunca

Ferhat ile can yoldaşlığı var idi dersin

Şirin için dağları gece gündüz yarınca

Sevdası bu fani dünyaya dar idi dersin


Mecnun misali kumu elek ile elerken

Leyla gibi rüyada sevdiğini dilerken

Başında sevdalığın sessiz yeli eserken

Bir güzelin gönlüne meyli var idi dersin


Kerem olup yürekte kor ateşler yanınca

Yusuf gibi sevdanın kuyusunda kalınca

Aslı'nın yüreğinde kendisini bulunca

Züleyha' nın yandığı aşk nâr idi dersin


Kimilerinin geldi geçti sevda başından

Kimileri içti sevdanın acı aşından

Gönül gözüyle yârinin sevda bakışından

İçindeki yanan ateşi kor idi dersin.

                                  Lütfi Kerem ASLAN 

30 Ocak 2022 Pazar

KAVUŞMAK


Muhabbet bağında oturup bir dem

Gülün nazlarına dalsak sevdiğim

Bülbülün niyazı kimedir bilmem

Ettiği feryadı duysak sevdiğim


Yel esip yüceden bizim ellere

Allı turna selam etse o yâre

Nazlı yârin elindeki o güle

Sarılıp koklasam gülü sevdiğim


Bahar gelse bülbül güle kavuşsa

O yarin kokusu bana ulaşsa

Esen yeller saçlarımda dolaşsa

Karlı dağlar düz görünür sevdiğim 


Pınarlar coşupta sular akışsa

Sevdalılar birbirine bakışsa

Toprak suya dal yaprağa kavuşsa

Dağın ardı düz görünür sevdiğim 


Sevdiğim çekerim hasretle derdi

Kerem’im ararım Aslı'm nerdeydi

Bilmem elin nasıl elime değdi

Kavuşmak bahara kaldı sevdiğim. 

                        Lütfi Kerem ASLAN 



29 Ocak 2022 Cumartesi

BEKLEYİŞ


Bekleyişti hasretin başka bir adı

Zamanın kalp atışlarını tutuyordu uzak nehirler

Yalnızlık bir yıldız gibi kayarken ellerimden

Sen bulutlar misali göç ediyordun yüreğimden

Her bekleyiş hüzün çiçekleri gibiydi

Kanatarak açarken göğsümün en derinlerinde

Dikenler resmini çiziyordu göğüs kafesime

Aldırmıyordu yalnızlığım baharı ararken

Yaralarım sağalırken 

Baharı özlüyordum kan kokan güllerin içinden

İçimde büyütüyordum oysa vuslat çiçeklerini

Göğsüm şimdi binbir baharı saklamaktaydı

Sana kavuşmak için yollar çok uzaktaydı

Düştüğümde ardına yalın ayak yüreğimle

Ayaklarım sen diye kanamaktaydı

Geçtim dikenli yamaçlarından yüce dağların 

Bir rüzgâr peşim sıra kovalamakta gölgemi

Oysa ben gölgenin arkasından seni aramaktayım

Açıldı perde perde gökyüzü

Ceplerinden çıkardı bulutlar güneşi

Bir bahar sundular içinde sen kokan çiçeklerle

Her yanım bahar şimdi

Göğsümün nehirleri sen diye çağlamakta

Rüzgâr sensin

Güneş sensin

Toprak sen kokmakta… 

Geldin göğsümün sol yanında

Binbir türlü çiçek açmakta. 

Gitme artık ne olur

Yüreğimde hazanı yaşatma. 

Bırak bahar kalsın göğsüm, gökyüzüm

Zamanın kalp atışı dursun burada

Nehirler kırgın akmasın yatağına

Kuşlar vuslat şiirleri yazmasın kanatlarına

Rüzgâr hasret türküleri uğuldamasın kulaklarıma

Bırak ellerim kalmasın gölgenin boşluğunda

Gitme ne olur

Gözlerim yıldız yıldız gönlüne akmakta.

Göğsünde sevdam binbir baharı yaşamakta. 

                                 Lütfi Kerem ASLAN 

 



28 Ocak 2022 Cuma

BAHARI BEKLERKEN


Şimdi vakitsiz bir gecenin hüznünde

Bembeyaz bir örtü çekilir üstümüze

Buzdan yollar açılırken kavrulmuş gönlümüze

Üşüten alevler düşer yüreklerimize

Rüzgâr bir katil gibi keser gözlerimin ferini

Çarpışırım zemheriyle tükenmiş nefesimle

Oyyy sevdiceğim! 

Gözlerinde bahar saklı turnam.

Sıcak iklimlere benzer yüreğin. 

Yokluğun kordan buz kırıntıları gibi batar içime

İçimden kendime çığlar düşer

Benim payıma seni çağıran çığlıklar. 

Çığlıklar inerken gökten tane tane

Sesim bir eski baharı sayıklar. 

Buzdan düşler kurdurur bana 

Uzak bir ülkede parlayan yıldız gibi gözlerin. 

Uykumun ufkunda bir volkan kaynar

Akar içime bir buz dağı gibi sözlerin. 

Sızılar birikir yüreğimin mevsimlerinde

Kâh yağmur olur yağar gözlerime

Kâh tipi olur vurur yüreğimin tellerine

Ne mevsimler geçiririm senden habersiz 

Çöl misali kurumuş dudaklarıma 

Adını su gibi öğretirim. 

Elimde bir kor sevda ile

Buzdan çöllerde bakarsın sana gelirim. 

Belki buzlar ülkesinin sabahında

Rüzgârla el ele tutuşup

Bir bahar güneşi gibi gözlerine düşerim. 

Geceler sıyrılırken bembeyaz örtüsünden

Masmavi sularımla toprağına yürürüm. 

Dallarım çiçeklenir, yapraklarım şenlenir

İçimde açan binbir çiçekle

Sana bembeyaz bir bahar getiririm. 

Yıllar erirken peşimde damla damla

Mevsimler ruhumu hapsederken zindana

Çıkıp bir sabah alazının yalnızlığında

Bir ılık rüzgâr gibi gelirim sana. 

Gel artık bahar rüzgârı 

Zemheri ömrüm dönsün bahara

Ellerim sarılsın gönlün gibi toprağına, yaprağına. 

                             Lütfi Kerem ASLAN 




27 Ocak 2022 Perşembe

SEVDİĞİM


Yollar vardır içten içe yürüyünce aşılmayan 

Sensiz aşamadım, aşılmıyor sevdiğim

Yol yürüdüm bunca yıldır hiçten hiçe taşınmayan

Sel olup sırrına taşamadım, taşılmıyor sevdiğim

Dünya bir seyrüsefer hiçliklerle çözülmeyen

Sır oldun gönlümde çözemedim,çözülmüyor sevdiğim

Bir sır verdim dağlara kimselere söylenmeyen

Kendimede söylemedim, söylenmiyor sevdiğim

Yola çıktım sırlarına varmak için sevdanın

Yollar uzun varamadım, varılmıyor sevdiğim 

Seni gördüm suretinde cümle mahlukatın

Başka yüzde göremedim, görülmüyor sevdiğim 

Sırlarına erdim düşte  eski sırlı aynanın

Suretinden başkasını bulamadım, bulunmuyor sevdiğim

Seni buldum yüreğimde gizli mânânın. 

Başka mânâ sezemedim, sezilmiyor sevdiğim

Hüner bilip gönlüme nakşettim seni

Başka dikiş dikilmiyor, dikemedim sevdiğim

El çektim her şeyden yâr ettim seni 

Başkasına yâr gözüyle bakamadım, bakılmıyor sevdiğim

Hasreti bölüştüm dert ile gamla

Derdi atıp gamla yatamadım, yatılmıyor sevdiğim

Hayalinle avuttum gönlümü binbir yalanla

Hakikatı diyemedim, denilmiyor sevdiğim 

Çıkıp geldin geceme mavi asumanla

Yıldız yıldız saramadım, sarılmıyor sevdiğim.

Varlığınla var oldu sevdan gönlümde 

Sevdana sarılıp yattığım günde

Sensiz yollarına baktığım dünde

Senden ayrı yaşanmıyor, yaşamadım sevdiğim.

                            Lütfi Kerem ASLAN 









26 Ocak 2022 Çarşamba

DÖRT DUVAR


Hüzün duvarları çekilmiş ömrüme

Ne yana baksam taş 

Ne yana baksam kış

Baharın yolunu kaybetmişim 

Bir kış gününde

Açılmış semanın tüm kapıları

Ben duvarları aşıp girememişim

Yıldızlar akıp geçmiş sensiz göğüme

Bense akan zamanı tutamamışım

Belli ki zamana mızrak çekerek

Duvarlara zamansızlık resmi çizmişim.

Yollar açılırken benden habersiz 

Ben çekilmiş duvarların içinde gezmişim. 

Zaman sonsuzluk gibi yağmış üstüme

Ben yılların üstünü çizememişim. 

El uzatmış bana ta ötelerden

Gidipte elini öpememişim. 

Saatler yıl olmuş gönül hücremde

Yılları eskitmiş düşler düşümde

Sevdiğim gittiğin bu diyar nerde? 

İçimde izini sürememişim. 

Kapısından geçirdim gönül közünü

Ateşlere tuttum sevda özünü

Sana verdiğim gönül sözünü

Duvarları aşıp tutamamışım. 

Gökten karlar inerken yaslı başıma

İçimdeki korlar döndü aşk ataşına

Hücre misali dört duvarına

Senden başka isim yazamamışım

Gel beni çıkar bu zindandan öte

Gönlünden başkası etmez azade

Gökyüzünden başka gönül hanende

Başka bir diyara varamamışım

Sensin benim baharıma erdiğim

Düşümde her gece çiçek derdiğim

Yedi kat semada murat ettiğim

Senden başka sevda bulamamışım.

                           Lütfi Kerem ASLAN 

 




23 Ocak 2022 Pazar

MENDİL


Gözlerinin sesinden içtim sevda suyunu

Dağladı yüreğimi en sevdalı yerinden

Giderken salladığın o yaslı mendilini

Yüreğime bağladım kanayan yerlerinden


Ayrılırken sessizce kalbimin limanından

Gemileri yaktım ben gönül ummanlarından

Yolcular uğurlarken ufkun sönen burcuna

Giden sevgililerden dönen yok ki yurduna


Bir bilinmez yolculuğun son hayalidir bu

Dönülmez bir diyarın hüzzam şarkısıdır bu

Sen eğerken başını rüzgârın bu sesine

Dudaklarım değerken o veda busesine


Geçti yıllar saymadan gönül limanlarından

Sevda aktı gönlüme takvim yapraklarından

Zaman durgun bir deniz akıyorken uzaktan

Hayalini seyrettim gönlümdeki şafaktan


Şimdi durgun suların hepsi sensiz hicranlı

Nerde gemileri yanmış o meçhul sevdalı

Mendiline sarılmış o gözler ağlamaklı

Yokluğunun yaşları denizlere akmalı. 


Ufuklarda batarken gönlün sevda güneşi

Şimdi nerde denizlerin o sevdalı eşi

Kavuşurken mendiline gözyaşının seli

Yurduna dön artık denizin sevdalı eşi.

                               Lütfi Kerem ASLAN 








22 Ocak 2022 Cumartesi

KAÇ HASRET?


Baharı beklemek seni beklemekti. 

Kaç bahar geçmeliydi daha

Ömrümün durgun sularında? 

Suya yansıyan yüzünde 

Kaç yağmur ıslanmalıydı? 

Kaç türkünün sözleri ağlamalıydı? 

Kaç mevsim daha kış olup şakaklarıma yağmalıydı?

Kaç gece ağrılı, sancılı sevdalara sığmalıydı.

Kaç şafakta güneşler doğmadan batmalıydı? 

Kaç gece gözlerim hasret nöbetleri tutmalıydı? 

Kaç uykudan firar etmeliydi sensiz rüyalarım? 

Kaç defa sürgün edilmeliydi gönlüm

Ömrünün peşi sıra? 

Ve kaç bahar daha yaşamalıydık

Böyle hasretle? 

Oysa… 

Bir gökyüzümüz olsun isterdim. 

Baharlar getiren, 

masmavi, 

Berrak… 

Gönül bahçeni bahar çiçekleriyle süsleyen 

Mevsimler ötesinden kokusu duyulan 

Bir de bulutlarımız olmalıydı

Gönlümüzün derinliklerine sürdüğümüz

Dağların doruklarında hoyratça gezinen

Ve sen olmalıydın yanımda

Gülüşüyle baharlar getiren

Gönül bahçemde çiçekler yeşerten

Rüzgâra, yedi iklime kokusunu veren

El verirken rüzgâra çiçekler

Senin ellerin yüzümde olmalıydı 

Baharlar gibi gezinen

Konuşmadan anlatabilmeliydim

Bulutlar gibi ağlamadan

Gökyüzünün gönlüne girebilmeliydim. 

Özleyince, gök ile yerin nasıl 

Yerle yeksan olduğunu 

sana gösterebilmeliydim

Bulutun gökyüzüne 

Çiçeğin bahara 

Yaprağın ağaca durması gibi

Sana kavuştuğumda 

evime döndüğümü hissedebilmeliydim

Benim gökyüzümden senin şehrine göçmeliyim artık

Sensiz yazılmış şiirlerin satır altlarını 

Seninle çizmeliyim. 

Ve baharı, zemheri gönlüme 

seninle getirmeliyim.

                          Lütfi Kerem ASLAN 

21 Ocak 2022 Cuma

BİTMEMİŞ ŞİİR...


Siyah ve beyaz şehirler gibiyiz.
Aynı şehrin karanlık sokaklarında 
güneşler soluyoruz.
Gönlümüzden yüceye giden yollar var.
Sen kavuşmanın en beyaz hali
Ben ayrılığın en siyahıyım.
Sen şehri aydınlatan güneş,
Ben gökyüzünü karartan geceyim.
Sen gökyüzü kadar mavi,
Ben bulutlar kadar siyahım.
Sen yıllarca arayıpta bulamadığım
Umudum, inancım, sevdalığım…
Kavuşmayı özlediğim namlı masal sevdalım.
Yüreği elinde bir çocuğum ben,
Elleri çığlık çığlık yüreğini sana vermek isteyen.
Yağmurlarla getirdim yüreğine gözlerimi.
Gözlerimden döktüm yüreğine sevdamı.
Vuslat çok uzaktı oysa…
Ve dokunuyordu yokluğunun yalnızlığı sevdama.
Sonra suları çekiliyor gökyüzünün gözlerimizden,
Yüreğimin çorak topraklarında, 
Sensizliğim kalıyor göz pınarlarıma.
Rüzgâr bu kadar dağıtmamalı suları,
Göz pınarlarından gökyüzünün gönlüne akmalı
Sararan benzimi, yapraklar gibi eteğinde toplamalı.
Savruluyorum oysa en deli rüzgârlarla gönlüne.
Yıkıp geçmekteyken zamanın elleri gökyüzünü.
Bütün damlaları çekilmekte gökyüzünün gözyaşlarının
Hayatımın içinden sensiz bir rüzgâr geçmekte.
Yalnız, korkulu bir rüzgâr sensiz esmekte.
Deniz kokunu duyamasam da,
Dağ gibi güzelliğini seyretmek yetecek oysa 
Bir buselik ömrüme.
Eskittim ömrümden bütün yorgun ayrılıkları
Gökyüzüne astım yorgun yürek adımlarımı
Şimdi şehrin güneş solunan çıkmaz sokakları sana çıkmakta.
Gözün gökyüzüme her değdiğinde yüreğimde ihtilâl olmakta.
Bambaşka bir sır, bambaşka bir büyü sarmakta bedenimi.
Sırrına bağlandığım, hayaline ağladığım
Boğazımda düğümlenen iki çift sözüm,
Dilimin lâl, gönlümün melâl olduğu ânım,
Gözümden süzülen iki damla gözyaşım,
Hissedip de yazamadığım, 
Kifayetsiz kelimelerle anlatamadığım,
Bitmemiş gökyüzüme konulmuş üç noktam…
                                    Lütfi Kerem ASLAN

15 Ocak 2022 Cumartesi

RÜZGÂR


Bir rüzgârım şimdi

Dağ yamaçlarında açan çiçeklerle esen

Yılkı atların yelelerinde dinlenen

Saçlarımı okşarken bulutlar

Dağ başlarında sensiz gezinen. 

Bilmem ulaşır mı ellerim sana

Sarı başaklar gibi saçlarını tarar mıyım? 

Yalnız bir ağacın koynunda

Yapraklarını öper mi dudaklarım? 

Gölgesinde konaklar mı gönlüm? 

Gün gelir sarılır mıyım dallarına 

Delice, dilediğimce? 

Denizlerin serinliğinden bir parça 

Serper miyim kavrulmuş yüreğine? 

Çıktığın sevda yoculuğunda

Yeter miyim gemilerinin yelkenlerine? 

Gönlümün limanında demirlerken gözlerin

Bir deniz dinginliğinde düşer miyim ellerine?

Sahiller boyu uzanan kumlar gibi

Serilir miyim ayak uçlarına? 

İçinden geçip gelirim oysa 

Nice karların, fırtınaların, yağmurların

Ellerim üşür adam akıllı 

Isıtır ya ipek saçların onları. 

Gün olur düşerim kapına 

Girsem vuslat

Kalsam kapında öylece 

Hasret olur adım. 

Oysa ben bir rüzgarım

Yüzünde sevda diye kalmalıyım. 

Göklerden geldim ben 

Senin gözlerinde gökyüzü olmalıyım. 

Yıldız yıldız gönlüne düşüp

Ömrüm yettiğince gözlerine bakmalıyım. 

Sarmalı kollarım bir yaz sıcağında seni

Saçların rüzgâr kokmalı

Çiçekler açmalı yanaklarında

Bahar olmalı kavuşmaklığın bir diğer adıda

Bir ada rüzgârı gibi gönlümden gönlüne akmalıyım

Dedim ya ben bir rüzgârım şimdi 

Ellerinin boşluğunda yıldızlar akan

Yalnız dağ başlarında yüreğinde sevda taşıyan. 

Sevdiğini gönlünde fırtınalarla yaşatan. 

                                 Lütfi Kerem ASLAN 







GÖNLÜM


Maziden bir lahza düşse hatrıma 

Sararmış yaprak gibi dökülür ömrüm 

Gönlümden yol bulup öteye giden

Yolcular ömrümden çekilir bir gün 


Demeyin dalların neden kırıktır 

Gözler neden yaşlı gönlün buruktur 

Uzayan bu yollar neden ıraktır 

Bilinmez nereye gider bu gönlüm


Uslanmaz içimde saklı bu vuslat 

Hesaplar çetindir alınmaz murat 

Gittiğin yollardan dönmeden heyhat!

Menzilini elbet bulur bu gönlüm 


Zamanın dişlisi dönerken ağır

Seneler tarihler düşerken sağır

Dillerim diyemez”Gel”diye çağır

Hasretin kahrını çeker bu gönlüm


Gönlümü kaptırdım bilinmez yele

Hepsinde uğradım sûkut hayale

Düştüğüm bu gurbet bilmem ki nere

Sılayı kendinde bulur bu gönlüm 


Duvarlar soğuktur geceler ıssız 

Kime sorsam hepsi dilsiz dudaksız 

Düşlere sarılıp bu gece yalnız

Bir küçük ölüme dalar bu gönlüm


Gönlüme sorarsan kimdir bahtiyar 

Dost ile yârenle eder hasbihal

Daldığı bu düşle hep diyar diyar

Bir gölge peşinde gezer bu gönlüm 


Gönül artık gelmiş son kapısına

Kerem’im bakılmaz düş aynasına

Çalıp da girdin mi has odasına 

O vakit kendini bulur bu gönlüm

                     Lütfi Kerem ASLAN 

13 Ocak 2022 Perşembe

SEVDAYA MAHKUM


Vurulmuşum bir yağmurun orta yerinde

Yaram sıcak, yağmur yağmur kanamakta

Bir yağmur yağsa içime, yaram ıslanacak

Derinine vurmuşlar sevda bıçağını

Ucundan sevda damlamakta

Dikiş tutmaz artık bilirim, kanayacak

Yüreğimden yarama yağmur sızacak

Gökten, yokluğunda sicim sicim kan yağacak

Sen bir yağmur gibi uzaklaştıkça

Gökten inen kan gözlerimden damlayacak

Her gidişin benden

Ruhumda dikiş tutmaz yaralar açacak. 

Ardın süre gelecek yüreğimin yaralı bulutları

Kan revan içinde gözlerim her diyarda 

Yalnız seni arayacak

Ve bir yağmurla geleceksin bir gün bana

Damlaların yaralarıma merhem olacak

Dikiş tutacak yaralım en derin yerinden

Gözlerim berrak bir yağmurla sana bakacak

Yaralarım kabuk bağlasada

Yüreğim hep senin için atacak. 

Sevda yarasıdır bu yaralar bilirim

Kaç kör bıçağın önüne yatırdım ben

Sevdalı başımı

Boyun büktüm yağmur bakışlı celladıma

Sicim sicim yüreğimin boynuna geçirdim

Sevda urganını

Celladına aşık bir yağmurum şimdi

İdam sehpalarında sevdaya boyun eğen

Gökyüzüne yazılmışken ölüm fermanım

Bin defa kesilse de sevdalı başım

Ben yağmurdan bir kefen giymişim

Sevdamdan vazgeçmeden. 

İstersen gelme kanat böyle yaralarımı 

İster gel sevda kabuğu bağlat

gönlüme yeniden

Bahar olsun gelişin 

Sarılsın yaprak dala belinden

Yağmur yağmur kanayan yaralarımı

Sar en derininden 

Ömrüm mübbetler yesin 

Yağmur kokulu sevdanın elinden. 

Gözlerin beraat fermanları versin yüreğime yazılsın senin dilinden

Bitsin bu gönlümün mahpusluğu

Bitsin gönül bahçesinde voltalar

Sevdanı getirsin katar katar turnalar

Ve sen... 

Yaralarım yağmur yağmur 

kabuk bağlamadan gel. 

                           Lütfi Kerem ASLAN 




12 Ocak 2022 Çarşamba

SERÇELERİN ŞEHRİ


Yağmurdan kaçıyorum doludizgin atlarla

Ormanlar koynuna saklanan bir serçe

Usulca fısıldıyor kalbime

Ruhum senin yurdundur. 

Gözlerimi kaldırıp bakınca semaya

Serçe yüreğim duruyor yıldızların saçlarında

Ellerim geçerken korkulu rüyalardan

Kan ter içinde uyanıyorum. 

Gözlerin erişilmez bir gülistan

Bülbüller ötüyor gülüşlerinde

Şehirler şimdi yabancı serçelere

Ben senin gönül şehrine göç ediyorum 

Bütün şehirlerin dökülen gökyüzüne inat

Doludizgin atlarla yağmurdan kaçıyorum 

Sana çıkıyor kalbimin her sokağı

Kuytusunda bir kuş resmi çiziliyor

Şehirlerin boyası dökülmüş duvarlarına

Ben kimseler girmesin diye

Duvarlar örüyorum gönül şehrime 

Gönlümü veriyorum senin gönlüne

Senin şehrine yalnız bir serçe misali göçüyorum

Sokaklarına hüzün yağıyor bu köhne şehrin 

Sevdanın sürgünleri yeşermiyor

Bülbülsüz bahçeleri suskun, yakışıksız

Ben bir hüzün şehrinden 

Bir gülün şehrine uçuyorum 

Caddelerinde rüzgârlar yalnız esiyor

Serçeleri saçakları bir bir terk ediyor

Pencereler çiçeksiz bir duvar kapısı

Gidenleri selamlıyor kanatlarıyla. 

Ben senin şehrine kanat çırpıp uçuyorum 

Diyarlar aşıp gökler geçip

Gözlerinden gönlüne düşüyorum. 

Uzak yollardan serçeler ve güller getiriyorum 

Şehrine bir imbat serinliğinde ulaşırken

Ben gönül şehrinde bir serçe düşlüyorum 

Sözde yağmurdan kaçıyorum doludizgin atlarla 

İçimde kurduğum şehrimde 

Seni arıyorum en serin imbatlarla. 

Gönül şehrimi viran etme gel artık sevgili

Sana sesleniyorum 

Bir serçenin yüreğindeki feryatlarla. 

                            Lütfi Kerem ASLAN 



11 Ocak 2022 Salı

MUM ALEVİ


Bir mum alevinde üşümekte

Geceye ve sensizliğe inat 

Buz tutmuş dudaklarım. 

Her şey yerli yerinde

Bıraktığın gibi. 

Başucumda kitapların duruyor

Hani o en çok sevdiğin şairin

İçinden özenle seçip satırlar okuduğun. 

Rüyalarıma saldığın sevda şiirlerinin olduğu. 

Ellerin saçlarımda gezinen bir hayal şimdi

Oysa başını yasladığın göğsüm

Şimdi gözyaşlarımla ıslanmakta

Gönlüm uçsuz bucaksız bir derya. 

Bütün nehirlerim senin gönlüne akmakta. 

Yokluğun kızılca kıyametler koparıyor

Ansızın sönen gecenin ışıklarında. 

Kandiller asıyorum yüreğimin gökyüzüne 

Ruhum bir mum alevinde sana ışımakta. 

Kaldırıp başımı göğe bakıyorum 

Aklıma yıldız yıldız sen akıyorsun

Ben nehirler gibi suya kanıyorum

Sen uzak bir iklimde üşüyorsun. 

Hâlâ penceremin önünde 

Ellerin kokan akşam sefaları.

Dönüp dolaşıp kulaklarıma takılmakta sesin

Efkârlı türküler söylüyor dilinden gecenin 

Kuytu karanlıklarda ki çöllerinde dolaşıyorum göklerin

Her yıldız bir vaha şimdi

Sensizlikten susayan yüreğime

Bense gözlerini arıyorum bir mum alevinde 

Düşlerimi tutsak etmekten öteye 

Özgürlük türküleri söylüyorum yüreğime. 

Bir yorgan gibi örtülünce üstüme gece

Sarınca benliğimi okuduğum her hece

Kitaplarına sarılıyorum 

Satır satır yüreğime örtüyorum her gece

Geleceksin biliyorum

Bütün sabahlardan daha aydınlık bir gülüşle

Ellerin saçlarımda bir akşam sefası kokusunda

Sönsede yıldızlar bir bir

Binlerce meşale yanacak ruhumda. 

Üşüyen dudaklarımdan

Gülüşler dökülecek 

Sönmüş bir mum aydınlığına

Akşam sefaları kokacak bastığın toprak

Odamın yalnızlığına yıldız yıldız 

Senin kokun dolacak. 

Başın yaslı göğsümde 

Yeniden güneşler doğduracak. 

                 Lütfi Kerem ASLAN 









10 Ocak 2022 Pazartesi

TOPRAK, TOHUM VE YAĞMUR


Toprağın koynuna gömdüm sevda tohumlarını

Bilirim ki en iyi o saklar. 

O büyütürken ellerimin boşlukta kalan

yanlarını

Göğsünün üstünde biter yapraklar. 

Kökler salar gönlümün hüzün kokan bahçelerine

Çatlatırcasına bir göğsü deli bir sevda

Tohumlarını çatlatır toprak koynunda

Yağmura sevdalıdır elleri onun

Mektuplar yazar sarı sıcak gecelerde

Kimi orman kokar kimi bozkır

Yemyeşil göğsünü açar gökyüzüne

Sevgisini hesapsızca takar yakasına 

Dilediğince sarılsın yağmurun kolları diye

Baharı bekler sevdasını kandırmak için suya

Bir bahar ki beklenen 

Tohumlar yatar koynunda uykuya

Hasretle bekler toprak 

Şerha şerha göğsünü yara yara

Bulutlar dolaşır sevda yelleri esen başında

Rüzgarın dudakları arasından hasret türküleri dökülür yağmura

Yağmur ki sesini duyurur gökyüzü tenhalığında 

Özlem olur hasret olur vuslat olur

Sarılır sırılsıklam toprağın kollarına

Tohumlar sevdaya durur

Toprak duaya. 

Göklerden bir el uzanır toprağın koynuna

Alır sevda tohumlarını

Sarıp sarmalar kolları arasında 

Anne şefkatiyle verir göğsünden suyunu

Sevdadan toprağı doyururcasına

Uyutur tohumları ıslak kolları arasında

Gün olur bahar erişir

Toprak sevdasına kavuşur. 

Kavuşmalar boy boy başaklar verir yağmura

Sevda kokar toprağın göğsü

Sarılır sımsıkı yağmurun ıslak kollarına

Kavuşur ruhları kavuşur bedenleri

Bir bahar sabahında. 

Rüzgâr sallarken vuslata ermiş başakları

Yapraklar en güzel şarkısını söylerken

Yağmura

Islak ıslak bakarken yağmurun gözleri

Kavuşur koynunda büyüttüğü sevdasına

Sır olur

Ser verir

Gökten uzanan ellerine

El verir. 

Yâr olur, 

Toprak olur, 

Yaprak olur, 

Dal olur, 

Toprağın göğsünde sakladığı 

Sırlı bir sevda olur. 

                 Lütfi Kerem ASLAN 



9 Ocak 2022 Pazar

SÜKÛT


Gecenin nemi sükutun gözlerine değdi

Ağladı isyan kokan kelimeler dudağımda

Yağmur ıslatırken tütün kokulu ellerimi 

Gözlerim doldu o sevda durağında

Eski bir yağmurda şiirler söylenirken

Yüreğim şiir gibi gecede dinlenirken

Bahçelerini gezdim o sevda diyarının 

 Yağmur ayak izlerimi silerken 

Gecenin neminde demledim kara sevdamı

Gördüm sular içinde bir düş

Yağmur gibi kokusundan tanıdım 

 Gonca bir gül boynun bükmüş 

Düşlerimin tutsaklığında çaresizdim

Rüzgar beline dolanırken yağmurun

Ben yağmur kadar ıslaktım. 

Gece içine çekerken sevdanın dumanını

Ben içime sen diye yağmur doldurmaktaydım. 

Ayrı diyarlarda 

Aynı düşlerde 

Seninle buluşmaktaydım. 

Nefesim nefesine karışmaktaydı belki

Belkide yüreğim 

Seninle sevda yağmurunda ıslanmaktaydı. 

Rüzgârlar söylerken yağmura 

Hüzzam makamında şarkılarını

Ben şiirlerimle kapında ıslanmaktaydım. 

Açılsa şimdi gökyüzünün perdeleri

Bulutlar üzerimizden çekilse

Gönül pencerenin önüne kuşlar konsa

Yağmurlardan bir avuç sevda düşürse yüreğine

Adını sayıklasa dilim nem kokan gecelerde

İki satır düşse deli gönlümün sayfalarına 

Gözlerini yazsa mürekkebi akmış mektuplara

Yağmurun ellerine sevdamı sarsa

Islanmış kanatlarıyla gönül kapına bıraksa

Ellerin yağmur gibi dolaşsa yüzümde

Gözlerinin nemi gözlerime değse. 

Çıkıp gelsem göçmen bulutlar gibi yüreğine

Sağanak sağanak yağsam gönül iklimine

Baharlar getirsem şen bahçene

Çiçekler açsa yüreğin

Ellerin yağmur koksa yine

Bir cemre düşse gözlerimize 

Tomurcuk tomurcuk sevda büyütse

Sükutu dinlesem senin sesinde

Alsa bütün benliğimi sessizce gece. 

Yağmurun başını toprağa yasladığı gibi

Yaslasam yağmur kokan saçlarımla başımı omuzlarına

Sabahlar büyütsem sonra

Yağmurdan sonra sevda tarlalarında

Gönlüm başak başak sevdaya dursa. 

                             Lütfi Kerem ASLAN 





8 Ocak 2022 Cumartesi

GÖKYÜZÜ KAPILARI


Boşlukta devrildi gökyüzü. 

Dağlar çilesini döktü yeryüzünün gönlüne. 

Işıkları söndü yıldızların bir bir. 

Sen gönlümün gurbetine gidince. 

Ateşten gömleğini giydirdim ayrılığın

Gönlüm sensizlikte üşüyünce. 

Ölmeden ölmek vardı oysa, 

Dünya denen çile yurdu gubetti gönlüme. 

Kapıları bir bir kapanırken vuslatın, 

Geçtim fani zamanın içinden usulünce. 

Yaralarımı sarmaya merhemler aradım. 

Acılarıma sabır bastım gecelerce. 

İmtihanlar imkanları kovaladı, 

Ben her imtihanda sana bağlandım. 

Yol buldum üstüme devrilen gökyüzünde, 

Sırların sırrında ışığına vardım. 

Ruhum sularını terk etmiş bir deniz. 

Yokluğunun imtihanında susuz kaldım. 

Çöl yalnızlığında ısıtırken içimi ölüm, 

Ayrılığın soğuk soluğuyla baş başa kaldım. 

Yürüdüm çağlar boyu kervansız kumlarda, 

Destursuz gönlümden akarken gökyüzüne yıldızlar, 

Ay aydınlığında ayak izini buldum. 

Sürdüm gönül gözümü dilediğimce izlerine. 

Ateşten gömleğin içinde yandıkça yandım. 

Su oldum, 

Gurbetinin yollarını yürüdükçe. 

Gönül pınarından içtikçe kandım, 

Kandıkça hasretinle aşkın ateşine yandım. 

Bu su başka, pınar başkaydı oysa. 

Ruhumu yıkarken gözlerinin yaşı, 

Kabuk bağlarken yaralanmış gökyüzüm, 

Karanlıkları dağıtacak güneşler sığdırırken gönül gökyüzüme, 

Yıldız yıldız açılırken gönlünün sema kapıları, 

Geçtim sevdanın ateşinin içinden. 

Yedi kat semada buldum gönül gurbetini. 

Kavuşmak yedi kapı ardındaki gönlüne, 

Yâr olmak, yâren olmak vardı düşümde. 

Kabuk bağlayan yaralanmış gökyüzünde. 

Dolaşırken saf saf yıldızlar semada, 

Buldum gurbet olmuş yüreğini o bilinmez tenhada. 

Sarıldım yedi kat göklerde, 

Çıkardım ayrılığın ateşten gömleğini, 

Vuslata erdim âlemler üstü bir âlemde. 

Ayaklarına kapanmak, ellerine yüz sürmek

Merhamet merhamet sevgini bulmak

Yüreğine, ayak izine yüz süren kum tanesi gibi 

Yüreğinde bir çöl yıldızı olup kalmaktı dileğim

Açtın sonsuz gökyüzünü perde perde

Sarıldım binbir hevesle, özlemle

Vuslatına erdim gönlünün dilediğimce. 

Yâr oldum,

Yâren oldum sonsuzluğa açılan deli gönlüne.

                          Lütfi Kerem ASLAN 





7 Ocak 2022 Cuma

HÜZÜN


Susmalarım yarım kalmış.

Hüzün duvarları sarmış gönül hanemi.

Sözler yazarım kimsenin anlamadığı.

Susmalarım fazla mı gelmiş gönül dilime?

Ne kadar susarsam 

o kadar eksik kalır cümlelerim.

Hüzün duvarlarında hayal ve gerçek asılı.

Birbirine karışmış gecenin gerekçeli kararıyla…

Uykusuzluğum, hükmü verilmiş ceza.

Uyusam yitireceğim, uyumasam kırılacak.

Hüzün duvarları üzerime yıkılacak bir bir.

Kalbimin hücre kapısını dövmekte çaresizlik.

Açmaya korktuğum penceremde, 

Hüznün uykusuz ışıkları süzülmekte.

Yağmurun sesi değse yüreğime, 

Ağlamaktan gökyüzü üstüme devrilecek.

Kuşlar da gelmez oldu.

Terk ettiler gönül penceremin önünü.

Yüreğimi mahkûm ettiğim parmaklıkları seyrediyorum.

Gönlüm şikâyet eder benden.

Aslından ayrı düşürdüm sevdayı.

Vuslat zamanı asırlar arasında müebbede mahkûm.

Hüzün duvarları arasında feryadım,

Esrarımı gölgelemekte.

Mahkûm gönlüm hüzün duvarlarının,

Perdelerini yırtmakta şimdi soğuk diyarlarda,

Ellerim ateşti oysa karanlığı ısıtan.

Buz keserdi parmak uçlarım.

Şimdi gönlümün parmaklıklarını ısıtmakta.

Aklımın mahremiydi adın.

Kimseler duymasın, bilmesin isterdim.

Saklardım yürek yarısı gönül hücremde.

Bedenim ağır bir yük şimdi.

Karanlıklar içinde ruh elbiselerimi giydim.

Gözlerim ruhun manasını anladı.

Yüreğime ruhundan bir nefes üflendi

Ruhum ruhunda sevdana erdi.

Kaç bahar geldi geçti gönül hücremde.

Kaç yağmurun sesinde ıslandı gözlerim.

Kaç çığın altında kaldı ruhum.

Bu kaçıncı ay ışığıydı ruhuma dolan?

Kaçıncı sözsüz, özlem cümlesiydi dilime dolanan.

Perdeleri çekilmiş gönlüm 

Ay ışığından medet ummaktaydı oysa.

Hüzün duvarlarına adını haykırırdı.

Bir sabah ama bir sabah

Kuşlar pencereme yeniden konacak

Yağmurun sesi kesilecek

Ve sen hücremin penceresinden 

Ellerimi, gönlümü ısıta ısıta gireceksin.

                            Lütfi Kerem ASLAN 

6 Ocak 2022 Perşembe

KALEM VE KELAM


Usul usul dökülürdü kelimeler dudaklarından

Mutluluğun resmini çizerdi şiir gibi

Benim kalemimden yüreğine mutluluk akardı

Yüreğimi naif bir şiir gibi okurdu

Gönlüm yüreğinin satırlarında kaybolurdu

Gözleri bağışlanmış bir ömür

Ömrüme ömür katardı

Yolsuz yordamsız yüreğimin

Eğreti bakışlarını yazardım acı rengi sayfalara

Hüzün damlardı kalemimden

Gecenin yorgun bakışları uyuturken zamanı

Düşlerinde yaşanmamışlıkları görürdü

Koynuma güneşler doldururdum

Her sabah penceresine bırakırdım

Bilirdim kuşları ve gökyüzünü sevdiğini

Masmavi aydınlıklar getirirdi hüzün ülkeme

Yüzü aydınlığım olurdu. 

Üşüdüğüm bütün sabahları 

İçimi ısıtırdı mısra mısra yazılmış gözleriyle

Kalemimden yağmurlar damlardı

Gönül iklimini bahara döndüren yağmurlar

Sert sakallarımdan dökülürken 

En acımasız mısralar

Ellerinde kaybolan zamanı getiren 

Şiir mevsimlerine dönüşürdü

Elleri bir şiirin yürek sızlatan en ince mısralarıydı

Gözleri şiirin içinden akıp geçen bir nehir

Nehirler dolusu severdi, coşkun,sevdalı

Yüreğime yazılmış ölçüsüz sevda şiiri

Çığlık çığlığa kalırdı sevda sözleri

Dağlardan akıp gelen iki ırmak gibi

Gözlerimiz birbirine sevdalı

Kelimeler mısralarla buluşur

Gözlerimiz asırlar boyu sevdalı

Aynı zamanın geçmişten gelen sevdalıları

Yüklenip kelimeler ağırlığınca sevdayı

Yüreklerimize taşırdık satır satır. 

Ve yazılmamış bir şiirin mutluluk resmiydi

Sevdamız

Kalemin kağıda, kelamın mânâya aşkı

Gözlerin bakışa, sevdanın nakışa aşkı

Nakış nakış kelimelerle işlediğimiz gözlerimizin aşkı. 





5 Ocak 2022 Çarşamba

SUSKUN


Dilsiz, dudaksız söyledim senin adını

Dilim, dudağım nefesimden ürktüler

Saklı bir ırmağın kıyısında yetiştirdim aşkını

Sırrını duydum sevdanın ılgıt ılgıt akan

Irmağın sırlı sularında

Vuslata çağırdı beni sırlı suların serinliği

Topraktan aldım desturu 

Suyun sırrına ermek için geldim. 

Oysa toprak sabah rüzgârıyla hazırlanmış. 

Yokluğuna baş kaldırmış, vuslatına gitmekte. 

Sular sevda deryalarında çalkalanır

Ruhunu kandırıp sevgilinin sevdasıyla

Onu arayan gölgeler gibi 

Geceleri rüyalarında dolaşır. 

Ben âşığım oysa… 

Deli divane bir âşık.

Rüyalarda dolaşan sevgilinin gölgesinin 

Peşine düşmüş, 

Kalbini rüyalarda bırakan, 

Hakikati sevgilide bulan bir âşığım. 

Onun varlığında varlar yok, yoklar var olur. 

Yokluğunda kalemleri kırılır ayrılık mahkemesinde gönlümün

Dünyanın yazını, kışını, baharını, güzünü yaşarım.

Feryatlarım yücelere çıkar.

Yıldızlar ıstırap içinde koynuna sokulur karanlığın

Vuslat uzak bir gökyüzü kalır koynunda gecenin. 

Yüzlerce fani yüz gelir geçer geceden 

Geriye yârin hayali kalır. 

Aşk sıyrılırken gecenin karanlığından

Bir beyaz mendil gibi

Gönlümü ilmek ilmek sarıp sarmalar. 

Yanar gönlümün kandilleri 

İpek bir mendil inceliğinde sesin duyulur. 

Geçerim kendimden ve en koyu karanlıklardan

Sesin yolumu aydınlatır. 

Yüzün gecenin mavi gökyüzüne aksederken

Gözlerini görürüm Ab-ı hayat olur. 

Kimseler bilmez ırmakta akan sırrı

Meylim gizlidir sana, örtülüdür… 

Niyazım perdeler arkasından kalbîdir sevgili. 

Ey aşkın aşkı, 

Aşkımın dileği, 

Yüreğimin emeği. 

Kulağını gönül pencereme daya

Kalbim temizdir, ruhum senindir. 

Sırlı ırmaklarınla yıka

O cana can katan gülüşlerinle 

Ruhunun serin rüzgarlarına bırak

O ırmak olup akacak, 

Yıldız olup bakacak, 

Güneş olup kalbimizin üstüne doğacak.

                              Lütfi Kerem ASLAN 





 


4 Ocak 2022 Salı

YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK


Mevsimler bilirdim. 

Göğsümün göğünü genişleten. 

Yedi iklim dört bucak esen yelleri vardı. 

Kokunu getirirdi deniz aşırı kıtalardan, 

Buram buram sen kokardı. 

Bir ay karanlığında çekildi, 

Göğümün mavi suları. 

Göğsüm şimdi susuz iklimler bucağı. 

Gel gitler yaşıyor ruhum. 

Kalbimin doğusundan batısına... 

Sen ne yönde hangi iklimdeysen 

Kalbim oralı. 

Muammalı hezeyanlar kaplıyor, 

Gönül toprağımı.

Dost elin göğsümün çeperlerini geziyor. 

Göğsüm kış kıyamet, 

Fırtınasında aşkın hangi limana durmalı. 

Karlar düşüyor gönül penceresine, 

Buğusunda camların senin adın yazılı. 

Kuşlar konarken pervazlarında, 

Adını incitmemek için ürkek, tasalı. 

Yüreğimdeki tipi yerden göğe savurmalı, 

Adın yerde değil, 

Camların buğusunda, 

Ve bir tek ben de kalmalı. 

Damla damla erirken karlar, 

Gökyüzümde çiçekler açmalı. 

Ağaçlar tomurcuğa dururken dallarda, 

Senin adın yaprak gibi çiçek gibi

Bahar olmalı. 

Dağ gibi bakan gözlerimi, 

Bahar güzelliğiyle sarmalı. 

Su yürümeli göğsümün çeperlerine, 

Yüreğim hem suya hem bahara kanmalı. 

Baharla birlikte senin adın, 

Sevda iklimi olmalı. 

Sevda güneşleri açmalı en derin karanlıklarda, 

Güneşler esen yelleri sevda kokutmalı, 

Yedi iklim dört bucaktan gelmeli sesin. 

Bir yaz gecesi susuzluğunda, 

Kana kana içtiğim su olmalı. 

Sen olmalı. 

Yıldızlar altında söylediğim, 

En güzel türkü olmalı. 

Dudağımdaki ıslık, cebimdeki aşk olmalı. 

Gecelere fısıldadığım sır, 

Zamansız asır olmalı. 

                     Lütfi Kerem ASLAN 

Vardan öte yok, yoktan öte var olmalı. 

Aynı denize dökülen, 

Yatağına vurgun ırmak olmalı. 

Ben de bir sen, 

Sende bir ben olmalı.

Adı sevdalık olmalı. 




3 Ocak 2022 Pazartesi

KALPTEN KALBE BİR YOL.



Kalp göze tâbiydi.

Bense gözlerine.

Yarıldı kalbim binbir yerinden

Omzumdaki ağırlığın 

dahasını hissettim yüreğimde. 

Kaburgalarıma çiçekler ektim

Kahverengi fotoğraflarının kokusunu 

Çektim ciğerime en derinden. 

Hasretin mezar taşlarını diktim gönlüme 

Işığımı kaybettim, gülen gözlerin

bin yıllık uzaktan gülmekte. 

Kırık kanatlarım bir bir düşmekte. 

Güneşin perdeleri bir bir inmekte. 

Bir muamma yaşadım 

Depremlerin rüzgârları esti yüreğimde. 

Soluksuz koşan atlar gibi 

Koştum zamansız

Bir nilüfer çiçeğinin peşinde. 

Duygu tarlalarını ektim 

Hasret başakları biçtim yüreğime. 

Günler ayrılığa kıyarken nikahını

Geçtim zamanın en kuytu yerlerinde. 

Ellerin buğday başağı tazeliğinde

Yüreğin tomurcuk tomurcuk açan bir çiçek

Uzatsam ellerimi 

Çiçeğin güzelliğiyle ezilecek. 

Rüzgârlar getirirdi oysa 

Kekik kokulu saçların. 

Nefesin rüzgârları kıskandıracak serinlikte. 

Şimdi alıp gitmeli bu sevdalı başı

Yatırmalı kekik kokulu dağların tenhasında 

Rüzgârlar okşamalı o ipek saçı

Bir sevdanın kavuşulmazlığında. 

Düşümde gördüğüm serin sularda

Yüreğimi bıraktım 

Gözyaşı duruluğunda yaşadım 

Sensiz hayatı

Ellerimi ezdirmeden çiçekler ektim 

Yalnız senle huzur bulan gönül toprağına 

Güneş perdelerini çektikçe

Gönül güneşimi açtım 

Divanesi olduğum dağları 

Sevdanın aşkıyla aştım. 

Sensizlik gönlümde bir duvardı

Sensiz yaşayamadım duvarlar aştım. 

Yardım kalbimi binbir yerinden

Gözlerinin resmini gönlüme astım. 

Yol buldum gönlümden gönlüne giden

Gönlümle gönlüne varıp ulaştım. 

Topladın dağılan kalbimi ve sen

Kalbimde eşsiz bir yere ulaştın. 

                         Lütfi Kerem ASLAN 


2 Ocak 2022 Pazar

BULUŞMA


Yorgun sabah alazında düşmüştü kervan yola.

Buluşmaktı kalbiyle zamansız bir diyarda.

Ayazını hissetti ellerinde sabahın.

Gözyaşını silmedi titretirken dudağın.

Önden gidenler yüreğini koymuştu yola,

Kervan yürümekteydi gözleri dola dola

Neden içleri hepsinin birden ürpermekte,

Sabırdan yol bularak geçmek için çileye.

Çile ömrün kandili yanarak bitmekteydi,

Yollar hasretliğe çileyle yürünmekteydi.

Darmadağın hisleri gönlünde ilmek ilmek

Yüreğin anlattığı, beklendiğini bilmek.

Vardı kervan bir garipçe sevda diyarına.

Yazdı kalem dertlerini gönül sayfasına…


“Gökyüzünün burçlarında gezindim,

 Zamanını tuttum yalnız zamanın

 El verdi bir yüce dağa eriştim

 Doruğunda buldum seni zamanın” 


Geçti gecenin içinden sarsıldı yıldızlar

Düştü düşlerine yâr uzak yıldızlar kadar

Anladı buluşmanın daha çok zamanı var.

Titrer, üşürdü içi sabah ayazı kadar.

Geçti kervan bir gece suskun saman yolundan

Ay ışığında yanan gönül yorgunluğundan.

Gönüller çekiyorken derin âhı bağrından

Geçiyorduk gül dolu bülbüllerin bağından

Bülbüller ediyordu güle türlü niyazı

Feryatla düşüyordu gönle sabah ayazı

Söylüyor şarkısını ağarırken tan yeri

Bulutlar döküyordu gözlerindeki nemi


“Bülbül oldum türküsünü söyledim,

 Bulutlar yaş döktü yalnızlığıma.

 Gökten dua dua rahmet dilendim, 

 Sendin çare olan yalnızlığıma.”


Suskunluğum ardınca gidiyorken kervanda

Buluşmamız nerede? Bilmem hangi zamanda.

Yeryüzünden geçerken çiğnedim toprağını

Denizlerin suyunu, ağacın yaprağını

Geçtim iki kapılı gönül denen bir handan

Ayrı düştüm sevdadan ve yârin kucağından

Akıp giderken zaman sabahın ayazından

Ellerimiz tutuştu zamanın aynasından

Geçtim ötelerine sır dolu aynaların

Buldu gönlüm sesini “Gel! ”diye çağıranın

Aynaların sırrında yazılmış sırlar neydi?

Kerem’in gönlünde ki Aslı şimdi nerdeydi?


“Sırra kadem bastı eski sevdalar

  Şirin bir masalda kaldı öylece

  Aslı’nı sorarsan bilmez kimseler

  Kerem ateşlere yandı öylece….”

                           Lütfi Kerem ASLAN

                               

1 Ocak 2022 Cumartesi

UCU YANIK MEKTUPLAR


Zamanın kapatamadığı sayfalarda

Mürekkeplerini biriktiriyorum. 

Keşkelerin, 

Eyvahların, 

Hüzünlerin, 

Harflerini kovaladığım cümlelerin, 

Adı konulmamış zamansız ayrılıkların, 

Kahır diye yazıyorum adını. 

Bir kış akşamının kızıllığında

Tipi, boran, kar… 

Hiçbiri de acıtmıyor ayrılığın kadar. 

İçimin yangınında yakıyorum, 

Sana yazdığım mektupların ucunu. 

Pulları kalbime mühür gibi vurulmuş. 

Gittiğin diyarlar uzak, 

Yolları çetindir bilirim. 

Sana ulaşmak için yüreğim çiziyor 

Yol haritalarımı. 

Bilmek, seni uzaklarda düşünüp bulmak. 

Oysa kalbimin içinde taşıyorum seni

Bu bir beyhude aramak. 

Ucu yanık mektuplara sarıp 

Sevda kokusunu

Bilinmez bir diyara postalıyorum. 

Ömrün son istasyonu bu artık. 

Son yolculuk

Son vuslat… 

Ceplerimde ucu yanık mektupların külleri

Ben gittikten sonra sana ulaşacak. 

Uzun tren rayları gibi ömrüm

Bir yanı sevda bir yanı yasak. 

Sevda hasret, vuslat yasak… 

Bir tren bağırtısı sanki gönlüm

Dokunsan sen diye bağıracak. 

Kırdığım aynaları aldım karşıma

Hangisine baksam sen… 

Güneşi sarıp boynuma 

Nereye taşısam sen

Yıldızlar şahittir oysa 

Yalnız olmadığıma… 

İstasyonlarda beklediğim sen. 

Her ses senin sesin. 

İçimdeki mektupları okumaktasın. 

Bir kış akşamının kızıllığında, 

Ve yanmakta içimde bir yerler, 

Sen okudukça. 

Bir kuyuya düşüyor gözlerim, 

Karanlığında duyduğum senin sesin

Gözlerim duymasada 

Yüreğimde yankılanmakta yüreğin. 

Gel ey sevda yağmurlarıyla 

Mektuplarımı ıslatan. 

Baharlar müjdele satırlarıma

Bir kış akşamının kızıllığında 

Çiçekler ek ellerinle

Ucu yanık mektuplarıma. 

                           Lütfi Kerem ASLAN 

BEKLEMEK

​ Bir bulanık ay vakti bir tozlu gece Gözler nemli uzakta kaldı öylece  Bir nefeslik ömürde sona gelince Bir selamın yele verdi bekledi Önün...