Susmalarım yarım kalmış.
Hüzün duvarları sarmış gönül hanemi.
Sözler yazarım kimsenin anlamadığı.
Susmalarım fazla mı gelmiş gönül dilime?
Ne kadar susarsam
o kadar eksik kalır cümlelerim.
Hüzün duvarlarında hayal ve gerçek asılı.
Birbirine karışmış gecenin gerekçeli kararıyla…
Uykusuzluğum, hükmü verilmiş ceza.
Uyusam yitireceğim, uyumasam kırılacak.
Hüzün duvarları üzerime yıkılacak bir bir.
Kalbimin hücre kapısını dövmekte çaresizlik.
Açmaya korktuğum penceremde,
Hüznün uykusuz ışıkları süzülmekte.
Yağmurun sesi değse yüreğime,
Ağlamaktan gökyüzü üstüme devrilecek.
Kuşlar da gelmez oldu.
Terk ettiler gönül penceremin önünü.
Yüreğimi mahkûm ettiğim parmaklıkları seyrediyorum.
Gönlüm şikâyet eder benden.
Aslından ayrı düşürdüm sevdayı.
Vuslat zamanı asırlar arasında müebbede mahkûm.
Hüzün duvarları arasında feryadım,
Esrarımı gölgelemekte.
Mahkûm gönlüm hüzün duvarlarının,
Perdelerini yırtmakta şimdi soğuk diyarlarda,
Ellerim ateşti oysa karanlığı ısıtan.
Buz keserdi parmak uçlarım.
Şimdi gönlümün parmaklıklarını ısıtmakta.
Aklımın mahremiydi adın.
Kimseler duymasın, bilmesin isterdim.
Saklardım yürek yarısı gönül hücremde.
Bedenim ağır bir yük şimdi.
Karanlıklar içinde ruh elbiselerimi giydim.
Gözlerim ruhun manasını anladı.
Yüreğime ruhundan bir nefes üflendi
Ruhum ruhunda sevdana erdi.
Kaç bahar geldi geçti gönül hücremde.
Kaç yağmurun sesinde ıslandı gözlerim.
Kaç çığın altında kaldı ruhum.
Bu kaçıncı ay ışığıydı ruhuma dolan?
Kaçıncı sözsüz, özlem cümlesiydi dilime dolanan.
Perdeleri çekilmiş gönlüm
Ay ışığından medet ummaktaydı oysa.
Hüzün duvarlarına adını haykırırdı.
Bir sabah ama bir sabah
Kuşlar pencereme yeniden konacak
Yağmurun sesi kesilecek
Ve sen hücremin penceresinden
Ellerimi, gönlümü ısıta ısıta gireceksin.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder