Yorgun sabah alazında düşmüştü kervan yola.
Buluşmaktı kalbiyle zamansız bir diyarda.
Ayazını hissetti ellerinde sabahın.
Gözyaşını silmedi titretirken dudağın.
Önden gidenler yüreğini koymuştu yola,
Kervan yürümekteydi gözleri dola dola
Neden içleri hepsinin birden ürpermekte,
Sabırdan yol bularak geçmek için çileye.
Çile ömrün kandili yanarak bitmekteydi,
Yollar hasretliğe çileyle yürünmekteydi.
Darmadağın hisleri gönlünde ilmek ilmek
Yüreğin anlattığı, beklendiğini bilmek.
Vardı kervan bir garipçe sevda diyarına.
Yazdı kalem dertlerini gönül sayfasına…
“Gökyüzünün burçlarında gezindim,
Zamanını tuttum yalnız zamanın
El verdi bir yüce dağa eriştim
Doruğunda buldum seni zamanın”
Geçti gecenin içinden sarsıldı yıldızlar
Düştü düşlerine yâr uzak yıldızlar kadar
Anladı buluşmanın daha çok zamanı var.
Titrer, üşürdü içi sabah ayazı kadar.
Geçti kervan bir gece suskun saman yolundan
Ay ışığında yanan gönül yorgunluğundan.
Gönüller çekiyorken derin âhı bağrından
Geçiyorduk gül dolu bülbüllerin bağından
Bülbüller ediyordu güle türlü niyazı
Feryatla düşüyordu gönle sabah ayazı
Söylüyor şarkısını ağarırken tan yeri
Bulutlar döküyordu gözlerindeki nemi
“Bülbül oldum türküsünü söyledim,
Bulutlar yaş döktü yalnızlığıma.
Gökten dua dua rahmet dilendim,
Sendin çare olan yalnızlığıma.”
Suskunluğum ardınca gidiyorken kervanda
Buluşmamız nerede? Bilmem hangi zamanda.
Yeryüzünden geçerken çiğnedim toprağını
Denizlerin suyunu, ağacın yaprağını
Geçtim iki kapılı gönül denen bir handan
Ayrı düştüm sevdadan ve yârin kucağından
Akıp giderken zaman sabahın ayazından
Ellerimiz tutuştu zamanın aynasından
Geçtim ötelerine sır dolu aynaların
Buldu gönlüm sesini “Gel! ”diye çağıranın
Aynaların sırrında yazılmış sırlar neydi?
Kerem’in gönlünde ki Aslı şimdi nerdeydi?
“Sırra kadem bastı eski sevdalar
Şirin bir masalda kaldı öylece
Aslı’nı sorarsan bilmez kimseler
Kerem ateşlere yandı öylece….”
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder