Dilsiz, dudaksız söyledim senin adını
Dilim, dudağım nefesimden ürktüler
Saklı bir ırmağın kıyısında yetiştirdim aşkını
Sırrını duydum sevdanın ılgıt ılgıt akan
Irmağın sırlı sularında
Vuslata çağırdı beni sırlı suların serinliği
Topraktan aldım desturu
Suyun sırrına ermek için geldim.
Oysa toprak sabah rüzgârıyla hazırlanmış.
Yokluğuna baş kaldırmış, vuslatına gitmekte.
Sular sevda deryalarında çalkalanır
Ruhunu kandırıp sevgilinin sevdasıyla
Onu arayan gölgeler gibi
Geceleri rüyalarında dolaşır.
Ben âşığım oysa…
Deli divane bir âşık.
Rüyalarda dolaşan sevgilinin gölgesinin
Peşine düşmüş,
Kalbini rüyalarda bırakan,
Hakikati sevgilide bulan bir âşığım.
Onun varlığında varlar yok, yoklar var olur.
Yokluğunda kalemleri kırılır ayrılık mahkemesinde gönlümün
Dünyanın yazını, kışını, baharını, güzünü yaşarım.
Feryatlarım yücelere çıkar.
Yıldızlar ıstırap içinde koynuna sokulur karanlığın
Vuslat uzak bir gökyüzü kalır koynunda gecenin.
Yüzlerce fani yüz gelir geçer geceden
Geriye yârin hayali kalır.
Aşk sıyrılırken gecenin karanlığından
Bir beyaz mendil gibi
Gönlümü ilmek ilmek sarıp sarmalar.
Yanar gönlümün kandilleri
İpek bir mendil inceliğinde sesin duyulur.
Geçerim kendimden ve en koyu karanlıklardan
Sesin yolumu aydınlatır.
Yüzün gecenin mavi gökyüzüne aksederken
Gözlerini görürüm Ab-ı hayat olur.
Kimseler bilmez ırmakta akan sırrı
Meylim gizlidir sana, örtülüdür…
Niyazım perdeler arkasından kalbîdir sevgili.
Ey aşkın aşkı,
Aşkımın dileği,
Yüreğimin emeği.
Kulağını gönül pencereme daya
Kalbim temizdir, ruhum senindir.
Sırlı ırmaklarınla yıka
O cana can katan gülüşlerinle
Ruhunun serin rüzgarlarına bırak
O ırmak olup akacak,
Yıldız olup bakacak,
Güneş olup kalbimizin üstüne doğacak.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder