Popüler Yayınlar

31 Aralık 2021 Cuma

ÖMRÜN ÇERÇEVESİ


Yıllar eskimiş çerçeveleriydi ömrümüzün. 

Gönül duvarına attığımız bir çentik...

Kâh sevincinden deli deli esen rüzgâr.

Kâh hüznüyle ağlayan yağmur. 

Yapraklara şarkılar söyleten, 

Dağlara omuz veren,

Gönül dalında çiçekler açtıran,

Solmaya mahkum gençlikti kimi zaman.

Deli taylar gibi koşturarak geçtik içinden.

Göğsümüzü yırtarcasına haykırdık.

Dağlara, ovalara sevdiğimizin adını.

Ötelerde yaylalar aşıp ovalar geçtik.

Seller gibi akıp giderken zaman,

Sevgilinin yüreğinde durulduk.

Yatağına kırgın bir ırmak olduk sonra.

Yâr bağında güle vurulduk. 

Destur aldık bir gönle girerken,

Gönül kapısının tokmağını vurduk. 

Zaman akıp giderken bir yıldız gibi

Gökyüzü gönüllü yârin gözlerinde kaybolduk. 

Türküler yaktık gül yüzlü yâre,

Şafaklarda güneşi adıyla doğdurduk. 

Zamanın merhametinde bulduk sevdayı.

Kâh ömrün son demini duyduk,

Kâh sevgilinin gözünde yağmur olduk,

Kâh saçlarımıza düşen akları bulduk. 

Adımızı yazdık yan yana. 

Gönül defterinin en güzel sayfalarına...

Hayalini uyuttuk sevgilinin,

Deliler gibi şarkı söyleyen rüzgârda.

Yıllar kovalarken ruhumuzu,

El uzattık, 

Uykularda hasret kaldığımız sevdalığa.

Yazılmamış destanlar büyüttük, 

Güle, ağaca, yaprağa...

Ve tohum olduk ekildik,

Sevgilinin gönül toprağına.

Oysa yıllar eskimiş çerçeveleriydi ömrümüzün. 

İndirmemek üzere astık.

Gönlümüzün duvarına.

                       Lütfi Kerem ASLAN 

30 Aralık 2021 Perşembe

SENİ YAŞAMAK


Devrildi dağlar bir gece ansızın

Sisler altında kaldı kalbim. 

Suların uyuduğu dağ kucağında

Sana ulaşmak için dünyaya başkaldırıyorum. 

Yüreğim denizler gibi çalkalanmakta

Durulup yatışmaz oldu. 

Başımda dönüp durmakta

Sevda kuşları. 

Güneşin altında nefes almak istiyorum.

Bulutlar yüzünü perde perde kapamakta. 

İçimi üşütüyor ayrılık, 

Vuslat sımsıcak koynumda durmakta. 

Baharlar bekliyorum… 

Baş verecek sevda tohumları ekiyorum, 

Rüzgara, yağmura… 

İşte o vakit dağılacak toprağı ağlatan diyorum. 

Bulutların gözlerinden dökülen

Yüreklerin vefalı arkadaşı. 

Issız diyarlar düşlüyorum

Kadim sevdaların yaşadığı

Nerde, kaç bin yıllık uzakta bilmiyorum. 

Âşinâ yüzler görüyorum, 

Sisler içinde, kaybolmuş yüzler.

Ama ben seni arıyorum. 

Yüreğinden tanırım ben seni… 

Binlerce çiçek vardır gülüşlerinde

Dudaklarına  tebessümler karışır.

Yokluğunda çoğalıyor yürek yangınım

Taşıyorum gül misali seni 

Göğsümün en kuytu yerinde. 

Sisleri bir yorgan gibi çekerken üzerine şehir

Caddelere sağanak sağanak yağarken sevda

Gözyaşlarımı yıkıyorum yağan yağmurda

Yüzüm sisler içinde sırlı, buğulu bir ayna

Baktıkça sırlar içinde seni görüyorum. 

Kendimde buluyorum sevdanı

Yürek aynalarıma vurdukça yağmur

Devrilen dağlarımı yeniden kaldırıyorum. 

Sisler dağılıyor gönül ufkumda 

Ve her yağmur damlasında seni buluyorum

Sarıp gönül toprağıma 

Sevdaya baş veren baharlar büyütüyorum. 

Bahar bahar senin sevdanı yaşatıyorum. 

                             Lütfi Kerem ASLAN 



 





 


29 Aralık 2021 Çarşamba

KUŞLAR VE ŞEHİR


Kanatları yanaklarında 

Sonsuzluğa uçan kuşları vardı bu şehrin

Bir bir çekildiler hayatımızdan

Masmavi gök deryalarını

Kanat sesleriyle şenlendiren

Elleri yanaklarında kuşlar. 

Bir sabah uyandığımızda 

Çekip giden göçmen kuşların

Götürdüğü sevdalarımız vardı.

Sıcak bir ekmeğin buğusunda

Soğuk ve ayrılık kokan bir gecenin sabahında

Bir gönül ahının acımasızlığında

Göklere yükselen sevdalar… 

Şehirler suskun şimdi derin uykularda

Kalplerimiz örselenmiş.

Gönüllerimiz birbirine mühürlenmiş. 

Sen uyumaktasın… 

En derin uykusunda sevdanın. 

Rüyalarına göçmen kuşlar uğrar mı bilmem, bilemem… 

Aklımı firara verdiğim gökyüzünde

Doludizgin sevda atları sürüyorum

Kavuşmalarım bulutların ertesi sabahına kalıyor. 

Benzim sevdadan yana soluk. 

Yokluğunun yüzümü eskitmesi biraz. 

Ama eskimiyor sevdan… 

Biz eskimiyoruz.

Yüreklerimiz eskimiyor. 

Her kanat çırpışımda kuşlar misali

Ben kalıyorum geriye. 

Gökyüzüm senden uzaklaştıkça, 

Ben sana yaklaşıyorum. 

Gönlüm gözlerinin derinine daldıkça

Sevdamın ömrünü uzatıyorum. 

Eski bir fotoğraf gibi... 

Sabaha doğan bulutlara asıyorum resmini

Gelip geçen her kuş, sevda masalları anlatıyor

Ve elleri yanaklarında resmine bakıp ağlıyor. 

Geride bıraktıkları 

Sevda diyarının türküleri

Yıldız yıldız gökyüzünde yankılanıyor. 

"Gönlüm hep seni arıyor. 

Neredesin sen?" 

Avuçlarım bir kuş kanadı gibi yanaklarımda

Gözlerim bulut bulut seni aramakta. 

Yüreğim gökyüzü gibi her dem seni anmakta. 

"Neredesin sen?" 

"Neredesin sen?"

"Neredesin sen?"

                           Lütfi Kerem ASLAN 



28 Aralık 2021 Salı

ÇAĞLAR ÖTESİ

Çağlar ötesinden geldim. 

Gönlümün yangınını dindirecek

Yaralarıma merhem olacaktı 

Saracaktı cam kırığı kalbimi

Pınar başında gördüm ilkin

Gönlüm ateşler içinde titredi. 

Gözleri gözlerime bağlandı bir büyüyle. 

Sundu aşkından bir bade

İçtikçe ona susadım

Susadıkça gözlerinde deryaya daldım. 

Efsunlar vardı sözlerinde

"Kalbinin tozunu sil."dedi usulca

Sesi rengarenk yağmurlar yağdırdı

Ebem kuşakları açtı,

Gönlümün gökyüzünde. 

Efsaneler dökülüyordu dudaklarından

Gülüşleri gözlerine destanlar yazdırıyordu. 

Masallardan güzeldi

Kaf Dağı'ndan yüceydi 

Anka kuşunun kanadında dünyaya gelmişti. 

Varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette,

Yokluğu çağlar boyu yaşanmış yalnızlık. 

Gördüm efsunlu gözlerini… 

İçim nehirlerin deryaya aktığı gibi aktı. 

Gözlerim yaralı bir ceylan gözleri gibi

Sımsıcak baktı. 

Yeryüzünü süsleyen sesinden, 

Yüreğime serçeler uçurdu. 

İçimi çeke çeke özlediğim, 

Çağlar ötesinden yana yana yollarına düştüğüm, 

Hasretle, özlemle arayarak, 

Buldu yüreğim seni. 

Bir pınar susuzluğunda. 

Yüreğimi sevgine kandırmaya geldim. 

Kana kana gözlerine sevda olmaya geldim. 

Kış olan ömrümü seninle bahar yapmaya geldim. 

Kalbimden kalbine serçeler uçurmaya

Muhabbetinle hemhâl olmaya geldim. 

Geldim işte sana... 

Gülüşlerime çarpan yağmura inat 

Şiirler biriktirdim pınar başına. 

Sen pınar gibi yüreğime aktın

Ben yağmur gibi gözlerinden aktım. 

Yaralarımı sararken bir bakışın

Gönlünün sır kapısını açtım. 

Hasretler vuslata döndü gönül hanende

Ben gönlünün zindanında

Çağlar ötesinden beri tutuklu kaldım. 

                            Lütfi Kerem ASLAN 





27 Aralık 2021 Pazartesi

YÜRÜMEK


Gökyüzünden süzülen ışıklar 

Yüreğimi aydınlatıyor. 

Ben bu çatısı güzel zindan dünyada

Kendi içime yürüyorum. 

Hatıralar birikiyor gönlümün tavan arasında 

Bembeyaz karlarda yürüyorum 

İlk kar düştüğünde kırlara

Kuşların çığlığı yankılanıyor yüreğimde. 

Yüzün ben de kalmış bir kış gecesinde

Sımsıkı sarıyorum göğsüme 

Üşümesin, üşütmesin ayrılık diye.

En kuytu tenhasında uyutuyorum. 

Şehre kar yağıyor gönlüme sen

Saçlarım ıslanıyor, 

Kalbim seninle ısınıyor.

Dallarımı basarken zemheri ayazı

Yapraklar biriktiriyorum içimde

Baharı müjdeleyen. 

Gönlümün ince sızısı şehrin mezar taşlarını titretiyor 

Yokluğunda bir mezar taşı gibi dikiliyorum

Yağan kara inat ellerimi sevdanla ısıtıyorum. 

Şiirler okuyorum yağan kara.

Sensiz gönül dağlarım devriliyor. 

Ve ben bir garip kış akşamında 

Kendi içime yürüyorum. 

Şiirler biriktiriyorum gönül sayfamda

Aynı satırlarda adımız geçiyor, 

"Burada yan yanayız." deyip

Tebessüm ediyorum. 

Gökten sevda sevda düşerken saçlarıma kar

Kuytularda kuşlar adını sayıklarken

Yollarını gözlerken gönlüme yağan kar

Dağlardan yangın yangın çığlar düşerken yüreğime

Bu ayrılık çığlarının altında sana gelecek yollar arıyorum. 

Baharlar müjdeliyor sonra

Bu şehrin kayıp sokaklarında açan çiçekler, yapraklar

Körpe kuzular gibi baharı bekliyorum. 

Dedim ya! 

Kendi içime yürüyorum bu çatısı güzel zindan dünyada 

Seni içimde arıyorum 

Menzilim sana… 

Varışım sana, 

Varoluşum sana, 

İçimden yol bulmuşum, 

Kavuşmam sana… 

Bu yağan karlar altında. 

                          Lütfi Kerem ASLAN 



26 Aralık 2021 Pazar

KERVAN


Kervanlar diziyorum yollara, ıraklara

Sırtlarında sevda yüklü kervanlar

Gecenin neminin gözlere düştüğü

Buz çöllerinde yol alan

Güneşten daha sıcak

Kızgın yüreklerin sevda ateşiyle 

Yanıp yanıp sönmediği

Yârin her bakışında 

Yürekleri alev gibi donduran kervanlar. 

Yükledikçe sevda ateşinin harını

Yandıkça içimdeki bir yerler

El uzattıkça ötelere gitmeye hazır kervanlar. 

Diyar diyar  aşıyorum 

Dağların yücesini. 

Aştıkça gönül diyarının derinliklerine iniyorum. 

Sevda bilinmez bir dağ yücesinden

Kör kuyulara çekiyor bedenimi

Kaldırıp gönül gözümü

Ay aydınlığı gökyüzüne bakıyorum. 

Gözlerin karşılıyor işte

Şehla şehla bakan gözlerin. 

Gözlerin gönlüm şimdi. 

Onlarla bakıyorum kervanın ardı sıra. 

Yüküm ağır, çöl yangınında 

Dağ yalnızlığında

Âlemin sevdaya susuzluğunda

Gözlerimden akan sevda pınarlarına kanıyorum. 

Karanlığın izini sürüyorum kör kuyularda. 

Mavilikler satan vahalara varıyorum. 

Her biri bir serap… 

Ben gözlerinin maviliklerini arıyorum. 

Özlemler alıp hasretler yaşıyorum

Gece çöl yalnızlığında

Vuslatınla yaşıyorum. 

Hangi diyarda bilmem

Sevda yüklü kervanlarla sana kavuşuyorum. 

Çöl yangınlarında kavrulan yüreğimi

Sevda yüklü kervanlarımla

Kör kuyularda kalan gönlümü

Senin diyarına, 

Gönül yurduna, 

Sevda vatanıma ulaştırıyorum.

Açılıyor sevda sandıklarım yurdunda

Kokun cümle cihanı sarıyor. 

Çöl yangınlarından geçip, 

Ellerim ellerine, 

Yüreğim vuslatına, 

Doya doya sevdana, 

Şehla şehla bakışına, 

Göz pınarlarındaki mutluluğuna

Kana kana kavuşuyorum. 

                             Lütfi Kerem ASLAN 

25 Aralık 2021 Cumartesi

UMMAN


Bir damla düştü omuzlarıma. 

Ummanın içinde ummanı boğdum. 

Gözlerin yasaklı bir şehirdir bana. 

Yele verip gönderirdim. 

Yüreğimin sandığında sakladığım, 

Sırma nakışlı sevdamın kokusunu, 

Hasretin kokusunu duyardım, 

Ummanlar kadar derin. 

Beklerdim yasaklı şehrin surlarını, 

Göz göz olurdu surlarda yaralarım. 

Yüreğinin burçlarını açardın bana, 

Uzaktan kokunu seyrederdim. 

Şimdi uzak diyarlarda ummanları, 

Mürekkep eyledim. 

Gönül kalemiyle gökyüzünün burçlarına, 

Şiirler yazıyorum. 

Belki gelip geçen gemilerden, 

Belki uçup göç eden turnalardan, 

Medet umuyorum. 

Gönül hanene gönderiyorum, 

Esen yellerle. 

Adresin belli değil, bilmiyorum 

Olsun. 

Turnalar, gemiler, esen yeller 

Kokunu biliyor ya! 

Getirirler diyorum. 

Bak işte! 

Efkar kokan tütünlü ellerimle, 

Bir cigara daha kurban ediyorum

Kükürt kokulu kibritlere. 

Bir ummanı andıran gözlerinin kıyısında

Yokluğunun çöl yalnızlığını yaşıyorum. 

Kumlarını eliyorum çölün

İçinden umman gözlerini seçiyorum. 

Sana gelmek için çölde gemiler yüzdürüyorum. 

Gece üstümü örtüyor

Ben geceye yıldızlardan perdeler çekiyorum. 

Ve sen... 

Şimal yıldızım olup yol gösteriyorsun. 

Ellerimi uzatıyorum geceye, gökyüzüne 

Sen yıldız yıldız gönlüme düşüyorsun. 

Binlerce yıllık uzaktasın, 

Yıldız yıldız hasretler büyütüyorsun.

Seherleri siliyorum geceden sabaha

Ben özlemle, hasretle uykularımı bölüyorum. 

Yüreğimi sararken ummanın suları, 

Gözlerimden yıldız yıldız akarken hasretin, 

Üşüyorum… 

Ve içimi gökyüzü gibi

Ummanlar gibi

Sen ısıtıyorsun.

                         Lütfi Kerem ASLAN 

24 Aralık 2021 Cuma

PENCERE


Bir pencereydi dünya oysa

Bakıp, geçip, gidecektik. 

Gönül pencerelerimizi açtık sonra

Geçen kuşları seyrettik

Gökyüzüne bakıp bulutları saydık. 

Denizlere dalarken soluksuz

Kimimiz pencere önlerinde çiçekler büyüttük

Hasretler büyüttük

Ayrılıklar büyüttük

Özlemler büyüttük… 

Deli ayrılıkları bekledi kimimizde

Belki gelir 

Belki kapımı en derininden hislerle çalar diye. 

Kimimiz güvercin sevdalığında 

Yuvalar kurduk pencere kanatlarına

Hayaller uçurduk gökyüzü tenhalığında. 

Kimimizin içi pervazlarında buz tuttu

Zamanı dondurduk buğulu cam kenarlarında

Akisleri vurdu gönlümüzün gece karanlığında 

Uykularımızı böldü açılan pencereler rüyalarımızda

Dönmeyenlerin, 

Dönemeyeceklerin, 

Ve bir bekleyeni olduğunu 

Hiçbir zaman bilmeyeceklerin

Yollarını gözledik bir âlemden

Başka bir âleme açılan pencerelerde. 

Toprak toprak, yağmur yağmur

Kokularını çektik içimize pencerelerde. 

Ya çıkıp gelirse 

Ya kanat çırpar konarsa pencereme

Ya evde bulamazsa

Pencerem kapalıysa diye. 

Ayrılığın, 

Hasretin, 

Özlemin, 

Ağlamanın, 

Gülmenin, 

Kavuşmanın pencerelerini hiç kapatmadım. 

Gün geldi yağmur çaldı 

Penceremin kapısını

Gün oldu kar, fırtına, boran… 

Hiç karartmadım hiç bulandırmadım umudu

Hiç çekmedim geçmişin üzerine perdeleri

Bekledim,

Gidenler pencereleri tanır

Tanırlar kanat çırpan kuşları

Toprağı, dalı, yaprağı

Yağmurun kokusunu tanırlar. 

Penceremin kanatlarına bakarsın gülüşleri takılırlar. 

Öyle bekledim buğulu camlara akan gözyaşlarımla

Açıldı gönlümün kanatları,

Gökyüzünden toprağa

Kanat çırpan bir pencere buldu. 

Silindi tüm buğular camlardan

Pencereme sessizce bir beyaz güvercin kondu.

                               Lütfi Kerem ASLAN 

23 Aralık 2021 Perşembe

DÜŞ AYNASI


Düş aynalarımı kırdım bir boşluğun içinde.

Sonra bir dağı efkârımla kuşattım.

İçimdeki uçurumlardan, 

Kuş kanadında sevda uçurdum.

Uzak iklimlerin çağıltısı damarlarımda dolaşırken,

Gitmediğim, gidemediğim  

Şehrinin kokusunu duydum…

Damarlarımda dolaşan çağıltı,

Bir baş dönmesi gibi kabarmakta yüreğimde.

Bana ait olan ne kadar uzakta?

Oysa ben,

Zamanı saatlerle değil, 

Güneşle değil,

Seninle ölçüyorum artık.

Bir sabah serinliğinde seni 

Gördüm,

Göremedim,

Göremeyeceğim diye…

Bir sessizlik çöküyor dudaklarımın en ücra köşesine.

Seni sessizliğin derinliklerinde arıyorum.

Sessizlik sensizliğin içinde…

Nefesim göğsüme kurduğum barikatları yıkıp geçmekte.

Sesin nefesime dolmuş gökyüzüne yükselmekte.

Gökyüzüne bakmalıyım artık

Sağır kulaklarımla görmeliyim sesinin rengini

Görmeyen kulaklarımla yollarını gözlemeliyim.

Ve sonra gökyüzünden 

Yağmur gibi yağmalıyım 

Dökülmeli gökyüzünün gözünden damla damla

Düşmeli senin yaprağına, toprağına…

Kuş kanadındaki sevdaları ıslatmalı

Düş aynalarının buğusunda seni aramalı.

Sırrını sırlı aynalara açmalı.

Hem en güzel âşıklar susar bilir misin?

Susan aşığı ise yalnızca maşuk anlar.

Biz hüzün insanıyız kurban olduğum…

Âşık, maşukunu arar durur… 

Hüzün dolu kalbinin bahçelerinde.

Şiir dolu yüreğimden geçer,

Bir annenin feryadında yol bulur kendine 

Dua dua yakarışımda,

Tespih tespih dökülen gözyaşlarımda,

Efkârlı bir dağ başı yalnızlığında

Ürkek bir bulutun kalbinden süzülür

Sen yağardın omuzlarıma…

Sen yağdıkça filizlenirdi sevdam

Tomurcuk tomurcuk can verirdi 

Dalıma yaprağıma…

Baharlar getirirdi kurumuş gönül toprağıma

Seni müjdeleyen baharlar…

                              Lütfi Kerem ASLAN 

22 Aralık 2021 Çarşamba

RUHLARIN BULUŞMASI


Bir garip rüya, bir garip dünya

Girdim konuştum garip ruhumla

Kalbinle kalbim arasında bir yol var

Ben her gece bir rüyada 

Zamansız yolculuklara çıkarım

Bin bir baharı saklayan ruhunla

Ruhuma bahardan bahçeler açarım 

Senin gönül bahçende bulurum huzuru

Sen de koklarım çiçeklerin kokusunu

Kalbinle kalbim arası yol… 

Sende bulur mutluluğu. 

Kalbim tanır o yolu. 

Saf ve berrak bir su gibi yatağını bulur. 

Akar nazlı nazlı kalbine doğru. 

Aysız gecelerde efkarı tüter

Yalnız dağ başlarında. 

Korkulu rüyalar görürüm

Ruhum aysız gecelerden korkar. 

Bulanır suları

Bulanır gönlüm

Aysız geceler sensiz bir ölüm. 

Oysa ruhumu yıkarım ay ışığında

Tenim o yüzden kavrulur. 

Çünkü ay ışığında yanmış yıkanmıştır. 

Bir yol ararım ruhunun derinlerine

Mânâ mânâ bakışların ışık olur geceme

Yalnız bir ağaç yaprağa duru hece hece

Berrak bir sevda görünür derinlerde

Ay ışığına sevdalı rüyalar ülkesinde. 

Nergisler açar sonra kalbimde

Senin için sen gibi nergisler. 

Senin ruhuna giden yolları süslerler

Kokuları sen kokar. 

Ayrılmak zor zor olmasına

Nergis dolu diyardan da

Ayrılırken, 

Senin kokun nasıl taşınır bu canda. 

Gönlümdeki sevdanın meyli sanadır. 

Rüyamdaki kalbin gideceği yol sana varır. 

Başımdaki sevda hâsılı sevdadır. 

Ne vakit kalbimi açıp baksam 

İçimdeki sevda sanadır.

Sana yazılır ruhumda bütün şiirler

Cümle kapısındaki sözler sanadır. 

Sır verip açtığım gönül hanemde 

Çiçeklerle bezenmiş dünya sanadır. 

                           Lütfi Kerem ASLAN 



21 Aralık 2021 Salı

ESKİ FOTOĞRAFLAR


Şimdi sönmüştür bütün sobaları şehrin 

Bir tek içimdeki hasretin yanmakta

Buram buram sevdanın kokusunu almaktayım

İçim sen dolmakta… 

Gecenin kanatları altına sığınmış kuşlar

Hasretine türküler yakmakta.

Belki battaniyen düşmüştür omuzlarından

Usulca yastığına sarılırsın

Vuslatlar görürsün rüyanda. 

Masanın üzerinde bir kaç fotoğraf 

Uyurken yüzüne düşen perçemini almakta. 

İçtiğin su, 

Okuduğun kitap, 

Ve kalbim başucunda durmakta. 

Bilirim gece gibi simsiyah pijamalarını giydiğini 

Uykunun en deli halini bilirim. 

Geceleri apansız uyanarak 

Eski fotoğraflara baktığını bilirim. 

Hani o en sevdiğin türkü çalmakta

Uzakta saçak altında  kuşlar uyumakta

Senin türkün hangi diyarlarda yazılmış

Hangi sevdaları anlatmakta. 

Ve ben yol bularak gecenin içinden

Geçerim türkünü söyleyerek sokağından

Bir hiçliğin içinden

Kimseler olmaz orda

Ve kimseler oturmaz sobası sönmüş odalarda

Ellerim buz kesmiş yüzüm soluk

Yüreğim başucunda ısınmakta. 

Sen dolduruyorum ceplerime

Ceplerimdeki sevda tüm şehri ısıtmakta. 

Hani o her sabah kuşları çağırdığın 

Bahar çiçekleriyle aydınlanan penceren var ya. 

Başımı gökyüzüne kaldırıp

Yorgun gözlerle oraya bakmakta.

Gecenin dağdağasından eski fotoğraflar akmakta. 

Bir yıldız tenhasında gönlüm gönlüne akmakta. 

Sokaklar ıssız, 

Evlerin bacalarında yanmayan sobalara inat

Buram buram sevda çıkmakta. 

Seni aramaktayım yolumu aydınlatan

Gönlüme katar katar sevda dolduran

Gülüşleri kulaklarımı çınlatan

Gün batımından gün doğumuna

Sokak sokak seni bana anlatan

Gece karanlığında kaybolan

Gün aydınlığında gönlüme yâr olan 

Eski fotoğraflar arıyorum 

Başucunda duran. 

Uyanıyorum uykulardan

Seni arıyorum. 

Sobası sönmüş, 

Battaniyesi düşmüş, 

Fotoğraflara sarılmış

En güzel uykusuna dalmış  

Yanı başımda uyuyan seni….

                        Lütfi Kerem ASLAN 





20 Aralık 2021 Pazartesi

SÛRETLERİMİZ


Gül düşündüm, gülistan oldu her yer. 

Yürüdüğüm yollar benden incinmesin. 

Issız diyarlarda âlem oldum sen için

Âlemlere öyle bak ki 

Âlem senden incinmesin. 

Sûretini kazıdım meczup gönlüme, 

Oysa âlem ayna oldu 

Sûretimin nakşını gördüm

Gördüm ki gönül hanemde nakşı 

senmişsin sûretimin. 

Yâr gönüle düştü cemre misali 

Su yürüdü tohuma, toprağıma

Yârin aşkı filizlendi,çiçeklendi yaprağıma

Bulmak istedim, vazgeçmeyi öğrendim

Vazgeçtim… 

Sûretimden,

Siretimden,

Saatimden

Ömrümden… 

Bir senden geçemedim bir de gönlünden. 

Yüzünden, gönlünden okudum dünyayı

Hüzün satan kuşlardan aldım haberini

Hüznüm vuslatına dönük. 

Mektuplar biriktirdim gönül sayfalarında

Kuşlarla sana gönderemedim. 

Gözlerindeki umudu yazdım satır satır yollara

Gözleri yatırıp ıraklara, 

Cevaplar bekledim gönderilmemiş mektuplara

Kuşlar… göçüp gittiler hüzne kanat çırparak

Uçsuz bucaksız tarlalara ektiler hüzünleri

Başaklar büyüttüm boyun bükerek

İçleri hüzün dolu 

Değirmen gibi dönen bu âlemde

Hüzünlerimi öğüttüm 

Çaresizliğimin çaresini öğrendim 

Hasret sofrasında. 

Nasibim oldu vuslat gönlüme yedirdim

Rüzgârlar avuttu beni acı ninnisiyle

Bir nefeslik kalbim seni andı son nefesinde

Sabır yaralarımı sardım sevdanla

Gün oldu yaralarımla sûretine sarıldım

Gün oldu sûretin yaralarımı sardı. 

Sûreti, 

Sireti, 

Sevdayı 

Bir yüce dağ gibi gönlümde taşıdım. 

                            Lütfi Kerem ASLAN 




19 Aralık 2021 Pazar

AĞLAMAK



Aşk ağlar, âşık ağlar
Ardı sıra maşuk ağlar.
Ah eden yüreklerde
Bir garip sâdık ağlar.
Aşk hiçbir şeydi.
Hiçbir şey aşkın her şeyiydi.
Dünyaya gözünü açmak.
Kapalı kapılardan sessizce âleme ayak basmaktı aşk.
Ve o âlemde sırra vâsıl olmak.
En saf haliyle ona âşık olmak.
Birlikte onunla bir sevdayı büyütmek
Yürüdüğün yolları onunla güzelleştirmek
Onun gözlerindeki eskimeyen bakışları görmek
Ve onun gözlerinde uzaklara hayran olmaktı aşk.
Hoyrat akşam kızıllığına demir atarken vakitler
Geceye söz kesmekti ağlamak için aşk.
Ağlamak…
Aşkın ruhuna bağlanmış nazende sevdiği.
Gözün ve gecenin şahitliği.
Kehkeşanlara yağmur olup yıldız yıldız yağmak
Gözyaşı köprüleri kurmak 
Yanağımızdan yüreğimize…
Gözüyle ağlamalıydı oysa insan 
bütün yârsız gecelerde
Köprülerini kurmalıydı ağlamak
Ruhu o zaman gülebilirdi ancak
O zaman göğsümdeki çiçeğin adıydı ağlamak.
Görüp görebileceği tek baharı verirdi yaşamak.
Göğsümün boşluğuna bıraktığın esrarlı bakıştı ağlamak.
Sırrına eremediğim bir avuç yaştı ağlamak.
Çektiği hasreti aşka bağlamaktır ağlamak.
Aşka düşüp ırak olmak,
Her derde vâsıl olmaktır ağlamak.
Ağlamak yâr ile olunca bahtiyâr olmaktır.
Gam dağlarına çıkıp naralar atmak
Geceler boyu gözlerinin içini aramaktır ağlamak.
Yoldaş olmak, yola revan olmak,
Onu aramak,
Onu anlamak,
Onda kaybolmak,
Ağlamakla aşk olmaktır ağlamak.
Yâr oduna yanıp, kül olmaktır ağlamak.
                            Lütfi Kerem ASLAN 

18 Aralık 2021 Cumartesi

ÖZLEM


Gözlerimi emanet bıraktığım şehir

Hangi kapı onun kapısı söyle. 

Özlemini delice her dem çektiğim

Hangi ayak izi onunsa söyle. 

Kimi zaman geceleri onu beklesem

Kimi zaman zamanı ona eklesem

Her zaman koynumda onu saklasam

Bu yüreğin sahibi nerdedir söyle.

Gittin. 

Gidişinle, 

Dağlara sürdüm güneşlerimi 

Bir alın yazısı şafağında

Çöllere düştü yüreğim sonra

Bu yüzden şafağında yanmakta. 

Yokluğunda aradığım o titrek sesini

Hangi feryadımla bulurum söyle. 

Dağların yamacına yaslandı gönül

Asırlarca sensiz yaşlandı gönül

Sürgün yedi uğruna sürgündü gönül

Azadlığı sevdanın sendeyse söyle. 

Geçtiğim her ormanın bülbülü 

Yaslı yaslı senin türkünü söyler. 

Avutmak istersin şehla gözleri

Gözlerki yazılmamış bir şiirin hecesi 

Her hece her kelime bir sır, 

Yüreğin görülmemiş düşler bahçesi. 

Özledikçe sızlayan burun direklerim

Göğsüme dayanmakta. 

Göğsüm sensiz ayakta duramamakta. 

Sen gelsen şimdi. 

Aydınlatsan dağlara sürdüğüm güneşi

Yol olsan, iz bıraksan gönül haritama

Gelsen, bana ömür boyu yoldaş olsan

Şehrin sevda kapısında dursak  

Gönlüme çiçek eken bir bahar olsan. 

Büyüse içimde ormanların, 

Ağaçların, dalların ve yaprakların

Sevdadan kavrulan dudaklarıma

Temmuzda içtiğim soğuk bir pınar olsan.

Alnımdan akan terime sırmalı bir mendil, 

Gönül hanemi aydınlatan bir kandil olsan. 

Gönlümün ateşi dönmeden küle

Yârin olsam, yolun olsam,

Kapında hasretten vuslata âzâd ettiğin kölen olsam. 

Zamansız yıkılan bu köhne gönül  şehrime sultan olsan. 

O dem ki perdelerini kaldıran

Sırtımı dayadığım, başımı yasladığım 

Hasretiyle yüreğimi dağladığım, 

Bir çift bakış, 

Bir inanış, 

Bir yalvarış, 

Huzurda, kabul görmüş 

Duam olsan.

                    Lütfi Kerem ASLAN 

17 Aralık 2021 Cuma

HÜZÜN VE KAR


Yüzüm mutluluğa dönük olmalıydı

En taze hüzünler gibi kış

Yüzüme değil yüreğime vurmalıydı. 


En seçkin acılarını aldım dünyanın, 

Yükledim ellerimle kaldırdım. 

Gelip geçen tren bağırtılarında, 

Gönlümün katarlarına yükledim. 

Ellerim mutluluktan yara bere içinde

Aldırmadım. 

Sırtımda izler bıraktı hüzün, 

Aynaların arkasında kaldı yüzüm, 

Oturdum mutluluktan ağladım. 

Duvarlar soğuk, odam karanlık

Hüzne satılmış bir kaç parça aydınlık. 

İçimde rüzgârı üşüten yalnızlık, 

Seni sormakta ısıttığım mum ışığına. 

Yoksun bütün sabahlar hüzün kadar

karanlık. 

Yüzün kadar yanmaktayım mum gibi. 

İçimi ısıtan hüzün dolu sesin

rüyalarımı bölmekte. 

Ve gözlerim hüzünle dönmeni beklemekte. 

Bir kış gibi gel gökten inen bir rahmetle, 

Yüzün gibi yağsın kar gökten ellerime. 

Hüznümü temizlesin bembeyaz benliğiyle. 

Anlasın hüzün yüklü gönül bulutları. 

Hüzünler gitmez ki vagonlara yüklemekle

Yazgıdır hüzne düşen ayrılıklardan. 

Belki bir kış buluşuruz kuşlar uçar saçaktan

Haber verirler hüznümü kanat çırparak uzaktan 

Kış olur ya işte 

Bütün mutluluklar üşür ya adamakıllı!

Sen ısıtırsın ancak hüznümü

Mutluluk kadar yakından. 

Ellerime düşen hüzün tanesi

Yüzümün en seçkin yerini işgal eden sevgili

Baharlar getir bana 

Adı bilinmeyen uzaktan

Çiçeğe dursun hüzün

Su yürüsün hüznüme artık

Gönlümdeki daldan, yapraktan, ağaçtan... 

Irmaklar coşkunca çağlasın, 

Hüzünlü gönül pınarlarından. 

Düş artık gökyüzündeki buluttan. 

Isıt ellerimi, 

Isıt yüzümü, 

Isıt zemheriyi, 

Yoruldu artık yüreğim kışı yaşamaktan.

                              Lütfi Kerem ASLAN 

16 Aralık 2021 Perşembe

BENİ BİR AŞK SARIYOR.


İçimden bir şeyler aktı aktı

İçimde menekşelendin

Gökyüzü gibi bir şey seni sevmek 

Hiçbir yere gitmiyor

Nereye gidersem gideyim

Başımda taşıyorum seni.

Bulutların sardığı gibi gökyüzünü

Göğsümle sarıp saklıyorum seni. 

Gözlerin düşüyor ufuk çizgime

Gözlerinden gökyüzüne akıyorum. 

Nefesin hava diye doluyor 

Göğüs kafesime

Ben bütün çiçeklerin kokusunu sende alıyorum. 

Yüzün kadar berraklaşıp, 

Gönlün kadar duruluyorum. 

Gönlümün gökyüzüyle ansızın sana vuruluyorum. 

Taze baharlar başlıyor senle içimde. 

Gökyüzü başka güneş başka gülümsüyor. 

Sen bambaşka… 

Sardunyalar sarıyor gönül penceremi

Kokusunda sen oluyorsun. 

Bahar bir başka kokuyor senle

Dağlar çiçekten taçlar takıyor başına

Ben gönlümün başına seni tac ediyorum.

Çiçeğe duruyor kalbim 

Bozkır gönlümün toprağına su yürüyor. 

Ulu bir çınar oluyor sevdan

Kökleri yüreğimin derinliklerini buluyor. 

Dal dal, yaprak yaprak büyüyüp yeşeriyor

Sen gülünce meyveye duruyor. 

Senli sabahlarım oluyor

Kuşların bir geceden söküp aldığı

Masmavi pencerelere açılan sabahlar. 

Denize karşı duruyorum

İçimde yeni doğmuş bir şiir

Cümleleri senin için çiçek dermekte. 

Dalga dalga sevdam büyüyor 

Gemiler maviliklerden sevda getiriyor

Senin sevdan yüreğimin limanında demirliyor. 

Ansızın çiçekler içinde

Bahar gibi bir aşk yüreğimi sarıyor. 

Sana sarılıyorum

Gözlerim denizin içinde kayboluyor. 

                            Lütfi Kerem ASLAN 





15 Aralık 2021 Çarşamba

RUHUMLA BULUŞMA


Ruhum bir suydu. 

Aktı yatağını buldu. 

Akmakta şimdi zaman

Ruhumun sesini onun gönlünde buldu. 


Oturdum rüzgara karşı yalnızlığımla

Bir tesbih ağacının gölgesine

Yağmurların doldurduğu o hazin gözle

Ruhumun kırgın akışını seyrettim. 

Yeşilin en güzel tonları vardı özünde

Bir orman kuytusunda onu kaybettim. 

Gecenin poyrazı değerken yüzüme

Yıldızlar içinde yolu kaybettim. 

En kara elbiselerini giydirdim gecenin

Ruhum fenerini arayan kayıp bir gemi

Ben bütün yönleri sende keşfettim

Ufukta bir kıyı bekliyor şimdi. 

Daldığım rüyadan sen uyandırdın

Gün ağarırken aydınlattın ruhumu

Bembeyaz sabahları sen hediye ettin. 

Mavilikler serdin ruhum önüne

Baharda yapraklarımı sen yeşerttin. 

Çiçeklerle geldin gönül haneme

Her mevsimi ruhuma sen bahar ettin. 

Yatağına kırgın bir ırmaktı ilkin

Akıp geçti eski çağlar içinden

Sevdası bin yıllık, hasreti çetin

Bir yağmur gibi düştü gözümden. 

Tesbih ağacına astım ruhumu

Yudum yudum içtim sevda suyunu

Yüreğimi kandırmayan ab-ı hayat suyunu

Sensiz ruhuma içiremedim. 

Dağda erimeyen karın sesinden

Yağmurun, toprağın, yelin sesinden

Bir sır gibi duyduğum senin sesinden

Ruhumu vuslata erdiremedim. 

Yıllar hüzünleri yazarken yalnız

Irmağın akışı sessiz ve yalnız

Yalnızlıklar sakladım ruhumda yalnız

Kokunu getiren yel buldu beni. 

Ruhum şimdi senin kokunla 

Buluttan yağmurla indi ruhuma

Ruhum ırmağının düş yatağında

Sevdayı seninle tattı sonunda

Ruhum ne dertlidir ne de bahtiyar

Girdiği bu yolda hep diyar diyar 

Kokunu getiren rüzgârı arar. 

Hakikat rüzgârın sayfalarında gizli.

Irmağın yatağında, 

Yıldızların kanadında gizli.

Ve gözlerin ruhumda, 

Ruhum senin yanağında gizli.  

                Lütfi Kerem ASLAN 







14 Aralık 2021 Salı

ARAMAKMIŞ OYSA SEVMEK...


İnsan sevmeli azizim. 

Bir çiçeği, 

Bir çimeni,

Bir toprağı, 

Bir de gökyüzünü sevmeli. 

Öyle alelade değil, 

Nefesi gibi sevmeli. 


Gökyüzüne açmalı göğsünü, 

Mavilikler doldurmalı yüreğine. 

Uçsuz bucaksız umman olmalı gönlü, 

Bulut olmalı nazlı toprağın göğsüne, 

Yağmur olmalı dalına, yaprağına, 

Kanat vurup göğe uçmalı gönlü. 

Ab-ı hayat içmeli yârin nazlı ellerinden. 

Süzülüp akmalı gönül ırmağının yatağında

Sevdalı şehirlere uğramalı

Elleri ellerinde kaybolmalı

Ağaçlara, dağlara, taşlara anlatmalı

Hayret makamında bırakan sevdalısını

Onun yurduna varmalı

Her defasında ilk defa görüyormuş gibi

Kalbinin zamanı durmalı

Yanındayken bile saatler hasreti vurmalı

Sisli bir yolu yürür gibi

Yürümeli sevdanın sonsuz diyarlarına 

Kör kuyulara dalmalı

Gönül ummanlarında boğulmalı

Bulutları aşıp, asumana varmalı

Yıldızların izinde aramalı onun izini. 

Bir vesikası olmalı insanın

Sevdayı arayan bir kimliği

Gökyüzüne vurgun bir mavi deliliği

Mevsimleri sevdaya çağıran bir kalbi

Her iklimde onu arayan bir yanı olmalı

Aramalı insan, ömrü boyunca 

Bulduğunda bağlanmalı. 

Kırılsa kırılmalı, 

Ağlasa ağlamalı, 

Olmazsa olmazı olmalı insanın. 

Ağaçlar gibi göğe yükselmeli

Yaprağı gönlüne gölge olmalı

Ömrüne ömür katmalı toprağın

Bir yolculuğa çıkmalı sonra

Kendi içinde yürümeli... 

Uzaklara özgü varlık olmalı. 

Yokluğun yollarında var olanı aramalı. 

Derinlerde, damarlarında duymalı. 

Sevdanın özünü sonsuzlukta bulmalı. 

Sevda makamına varmalı. 

Makamın kapısını gönlüyle çalmalı. 

Kanat seslerini duyup açmalı. 

Kapıyı açan, karşısında kendini bulmalı. 

Kavuşmalı, ağlamalı

Gelenle hemhâl olmalı. 

Yolların sonu sevdaya vuslat olmalı. 


İnsan aradığına vurulmalı azizim

Aradığı insanda sevda olmalı. 

                    Lütfi Kerem ASLAN 




13 Aralık 2021 Pazartesi

BANA BİR ŞEY SORMA.



Zamanı durdurmak istedim…
Durdurmak istediğim yere aittim ben.
Yaşlı, çok yaşlı ağaçlarla
Bilge yapraklarla dolu bir gönül ormanında buldum kendimi.
Ben aşkı uzaktan sesi gelen bir mavilikten satın aldım.
Daha vurmamıştı dalgalar kıyıya.
Yağmur sonrası toprak kokmaktaydı daha deniz.
Yanımdaydı kulaklarımı kokusuyla dolduran sesin.
Rüzgârlar kıyılarıma deli deli esmekteydi.
Ve bir tekne sahilde seni beklemekteydi.
Şu gönlüm susar mıydı bir gün gelirde?
Duyduğum her ses ruhuma bir sevda ilmeği atar mıydı?
Yüreğimdeydin, ait olduğun yerde.
Seni en çok yakıştırdığım pencerende.
Kırmaktan en çok korktuğum yerdeydim, yüreğinde.
Gözlerimi gözlerine yükleyip 
Götürdün sahilde bekleyen tekneyle.
Acı, soğuk, ıssız ve kimsesiz bir ormanın içinde
Ellerimi bıraktın alevler içinde.
Sensiz bir gün daha yaşasam, bir tek gün
Ne kaybederim ölüp ölüp dirilmekten.
Ben kendi kendime yazılmış bir mektubum.
Zemheri ayazlarında pulu hiç yapıştırılmamış.
Hiçbir şişenin içine koyulmamış
Ve denize bırakılmamış.
Satırlar diziyorum denizin mürekkebiyle
Seni götüren teknenin bıraktığı izler üzerine.
Mürekkebini çözdükçe kalemin 
Ulu ağaçlar kıymetleniyor sözcüklerimde.
Karanlık sözcükler aydınlatıyor ormanımı
Dünyayı tanımaktan yorgun düşüyor gözlerim
Gittiğin yolları düşlüyor yüreğim
Vuslat uykularına dalıyorum
Kör, sağır, dilsiz düşlerini görüyorum.
Gören gözüm, konuşan dilim, işiten kulağım
Gönül gözüm, yürek dilim, sevda sesim…
Düşlerimde gizlediğim,
Kalabalıklarda gülüşünü izlediğim,
Gitme!
Sen ol da; ister yâr ol, ister yara…
İstersen,
Her bahar gönlümde açan bir papatya.
Ben kendimi aradım yıllarca,
Yitirmeden bulamadım.
Dudaklarıma değdiğinde senin ruhun 
Yıllarca aradığımı buldum.
Gitme!
Gidişinin arkasında doldurulamayacak boşluklar bırakma.
Kalbimi göğüs kafesime yük etme… 
Gitme!
Yıllarca solunmuş bir hayali son nefesim etme.
Gözlerimde kırmızı bulutlar geziniyor şimdi.
Nasıl hasretim deniz aşırı gözlerine.
Günlerden soruyorum seni.
Oturup mavi göğün altında geçmişten dem vurmakta.
Yeşilin bin bir tonu bana seni hatırlatmakta.
Denizden, sahilden, dalgalardan soruyorum
Gözleri anlatırken ıslanmakta. 
Ben soruyorum yüreğime seni
Her nefeste seni solumakta.
Sen sorma ama bana
Bana “Seviyor musun?”de
Başka bir şey sorma.
               Lütfi Kerem ASLAN 

12 Aralık 2021 Pazar

YOKLUĞUN

Yokluğun…
Ellerimde bir kor gibi tuttuğum…
Yokluğunda göğsümde uyuttuğum.
Günler, aylar, yıllar
Yazlar, baharlar ve kışlar eskittim.
Bir seni eskitmedim içimde.
Hâlâ taptaze sevgin.
Yüreğinin yüreğime tutunduğu gün gibi engin, sıcak.
Dağ başı yalnızlıklarına mahkûm oldum yokluğunda.
Kimsesizliğin sesi değdiğinde yüreğime,
Kimin sesini aradığımı anladım.
Ama sen yoktun.
Yokluğun bir tufandı.
Yürek yıkan, gönül burkan bir tufan.
Ve bu tufandan arta kalan gözlerim yollarına bakan.
Bir de kahverengi fotoğraflarda kalan gülüşlerin.
Kahverengi bir toprak gibi…
Oysa sen toprağın ta kendisiydin.
Sade ve temiz.
Bir odanın herhangi bir köşesinde 
Yalnızlığım oturur şimdi.
Sesini duymak için koşar 
Kahverengi fotoğrafların pencerelerine.
Zamana yeniliyor fotoğraflarda ki ellerim
Zaman senin ellerinin içinde.
Buz kesiyor ellerim yokluğunda
Zamanı donduruyor
Bir odanın sensiz köşe başında.
Şehre bakıyorum zamanın üstünden.
Yokluğun yağmurları şehre küstürmüş.
Şimdi gözlerimden yağıyor şehre en deli sağanaklar.
Damla damla düşüyor şehir kadar kalbimin 
En derin vadilerine.
Eski hikâyeler anlatıyor yorgun bakışlarım.
Koynumda sakladığım kahverengi fotoğraflar
Kar olup yağıyor şakaklarıma.
Deli rüzgârlar eşlik ediyor denize
Hırçın dalgalar vuruyor kalbimin kıyılarına.
Yosun kokan saçlarının kokusunu getirmiyor hiç biri
Yoksun ya hani!..
Beni böyle anlamsız bıraktın ya,
Böyle serkeş, böyle yakışıksız, böyle yalnız…
Bakamadım hiçbir zaman gittiğin yolların arkasından.
Hasretlik, şimdi uzayan tren raylarının kucağında
Hasretlik, şimdi sonu olmayan yollarda.
Hasretlik, şimdi koynumda sakladığım kahverengi fotoğraflarda.
Kavuşmak mı?
Kim bilir?
Belki de hiç olmayan bir tren istasyonunda…
Şimdi her acıyı sırtlanıp sana gelmek var ya!
Sana kavuşmak,
Sana sarılmak var ya!
“Haydi!”demek yüreğime “Haydi, kalk!” demek var ya!
Gidelim ardı sıra.
Koparalım hüznün, hasretin, yokluğun zincirlerini.
Barışsın deli yağmurlar şehirle.
Yollarına revan olalım koynumda kahverengi fotoğraflarla.
Usulca ve yorgunca geldim yanına.
Zaman uzaklaştıkça bizden biz yakınlaştık zamanın içinden.
Düş aynasını kırıp tuttum ellerinden 
Vuslatın rengi ve kokusu kıpkızıl bir gül gibi sardı yüreğimizi.
Artık güneşler açtı gönül gökyüzünde
Her sabah deryalara adını haykırıyorum
İçimdeki fırtınalar yol verdi bana
Yosun kokulu saçların ellerimin arasında
Kahverengi fotoğraf hâlâ koynumda.
Sen kocaman bir dağsın belki ben küçücük bir tepe.
Ama senin hayalinle uyudum her gece
Her gece sen yüreğimde…
Geldin artık.
Ey benim yalnızlığım adı, yalnızlığımın, sevdamın bitmeyen hasreti!
Tükenmeyen sevdamın sahibi,
Can yoldaşım, yol arkadaşım,
Gönül sırdaşım kal gönül hanemde dilediğince.
                   Lütfi Kerem ASLAN 

11 Aralık 2021 Cumartesi

DAĞ


Bir dağ idim ben ay ışığına vurgun. 

Nasıl yaratılmışsa âlem 

İçinde ben de vardım. 

Omuzlarım çile yüklü

Taşımaya hazırdım. 

Yıkıldı bir akşam bütün yamaçlarım. 

Sır kapım açıldı. 

Tutsaklıktan kurtuldum. 

Deli rüzgârlar fırtınalar ekti göğsüme. 

Yaralandım, yarım kaldım. 

Yitirmedim umudu,

Bulandırmadım gönül çeşmemden akan suyu. 

Dumanlı başımın değdiği bulutlara

Adını yazdım. 

Adını yazdım ay ışığı kokan yalnızlıklarıma. 

Yıldızlar şahitlik etmiş

Haberim olmadan. 

Gözlerindeki, yaratılmışların aşkını gördüm gökyüzünün. 

Ben göğsümü fırtınalara açtım. 

Sen ay aydınlığı yarınları bana. 

Su gördüm düşümde 

Göğsümün orta yerindeki bozkırı sulayan. 

Hoyrat rüzgârlar dallarımı kırarken

Sığındım gözlerinin dolunayına. 

Karanlıklarımı yırtarken yıldızların sesleri

Sessiz çığlıklar kopardım

Dağlardan ovalara. 

Kavuşmak dağ gibi bir dağı anlayana

Dertleşmek, helalleşmek… 

Ruhumun derinliklerini açmak ay ışığına. 

Anlatmak uzun patika yollarımdan 

Kimlerin geçtiğini. 

Yalnızlıkları, sevdaları, hasretleri, vuslatları anlatmak 

Yolcuların geçtiği bir dağ idim ben. 

Kulak kabarttığım sevdaların 

Yamaçlarında yankılandığı. 

Vurgundum, vurulmuştum 

Ay ışığında sevdamı bulmuştum. 

Geceler boyu susmuştum

Gökyüzünün koynunda uyumuştum. 

Alıp götürürken ötelere sevdamı gece

Düşümde adını sayıklamışım hece hece

Şimdi göğsünde bir yol aç bana

Bilmediğim diyarlara yelken aç bana

Bırak bu dağın göğsünde kalsın başın

Bırak sonsuza dek uykuya dalsın 

Rüzgârlarım saçlarını tarasın

Gözlerin, gözlerimden hiç ayrılmasın. 

Gidelim ıraklara, 

Hırçın denizler aşalım, 

Yıldızlarla helallaşalım. 

Dumanlı başımla, ay ışığınla

Gökyüzünün göğsünde sevdamızla buluşalım. 

Bir dağ idim ben ay ışığına vurgun 

Bir dağ idim ben gözlerinde duruldum. 

                           Lütfi Kerem ASLAN 






10 Aralık 2021 Cuma

YOKLUĞUN, ŞEHİR VE BEN


Küskünsem bu şehre, bil ki yokluğundandır.
Sen yoksan bütün şehirler zindandır bana.
Hasretime vurulmuş prangalarla,
Anlamsızdır sensiz yaşamak.
Durgundur, umutsuzdur, yakışıksızdır hayat.
Şehir akşam kızıllığına sokulurken yavaşça,
Yokluğunun karanlığı çökerken yüreğimin en dipsiz kuyularına,
Seni anmak ne güzel! 
Senle anılmak ne güzel!
El etek çekildiğinde, caddeler bomboş kalınca,
Ve sokaklar senin yokluğuna ağladığında,
Bir deli rüzgâr,
İlk akşamda seni özleyen şarkılar söylediğinde,
Şiirler gecenin gözlerine yazıldığında,
Hüzün perde perde inmeye başlar pencereme.
İşte o zaman yüreğimi inceden saran sızı,
Gülüşlerinin yokluğundandır.
Ve yine efkâr düşer hisseme.
Çöker ağır bir yalnızlık,
Yüreğimin en efkârlı köşesine.
Yokluğun hasret olur, acı olur, vuslat olur düşer gönlüme.
Geceyi kurşuni renklerle yazarım gülüşlerine.
Tutsağı olduğum efsunlu gözlerine.
Sonra salıveririm bir tutam sevdayı,
Kanadı kırık bir kuş gibi gökyüzüne.
Olur ya bir yıldız olur belki de
Kayıp düşer yüreğinin avuçlarına.
Sen yoksun ya ellerim ısınmaz geceleri,
Yüreğim yüreğini saramaz yokluğunda…
Hasreti dağlara sürerim,
Şiirlerimi, öykülerimi sandıklara kilitlerim.
Şehre ve yokluğuna inat üşürüm ya adamakıllı.
Üşürüm caddeler boyu,
Sokak sessizliğinde, karanlığın ötesinde seni düşünürüm.
Yollar iç içe geçen bir hasret olmuştur.
Çözülemez bin bir düğüm.
Uzak…
Çok uzak düşlerin peşine takılır gider gözlerim.
Bölünen uykularımın arasında 
Düşlerde bulurum belki diye unutamadığım gülüşlerini.
Koyu karanlıkların içinden sıyrılınca renkler,
Gece gözlerimden akan yağmur olduğunda,
Ben o yağmurda sel olup sana gelirim.
Yoksun ya şimdi sen.
En koyu karanlıkların ciğerine çekerim cigaramı
Yokluğuna kahrederek boynumu büküp
Seni düşünürüm.
Kapatsam gözlerimi sımsıkı seni sarar gibi
Yüreğim sensizlik,
Gözlerim sensizlik, ellerim sensizlik olur.
Gitsem sensizlik, kalsam sensizlik.
Yokluğunda yalnızlık karanlık kadar ağır,
Ağır ve yaralı bir yürek kadar sensizlik.
Ve kanayan yanıyla 
Bu koskoca şehirde sessizlikte tıpkı sensizlik.
Yokluğunda ölüm bu şehir,
Gözyaşı,
Toz duman bu şehir.
Yarım kalan yüreğim bu şehir.
Ne olur?
Gel artık.
Ne bu şehri öksüz bırak ne de beni sensiz.
                              Lütfi Kerem ASLAN 

9 Aralık 2021 Perşembe

BİR ÇİFT BAKIŞ

Gök kubbenin altında buluştu gözlerimiz.

Belki bin yıllık bir hasretle baktım gözlerinin ciğerine.

Belki bin yıllık nefesle çektim cigaramı bakarak gözlerine.

Bu Züleyha’nın Yusuf’a bakışı gibiydi

Kerem’in Aslı’sını arayışı gibi…

Ferhat’ın Şirin’le arasındaki dağları deviren bir bakıştı belki…

Gözlerinin öyle gel çağrısıydı

Beni böyle darmadağın ederek sana getiren belki de…

Gönül ufkuna düşen bir yıldız gibi

Gözlerim gözlerini beklemekteydi.

Gönlüm yıllardır yollarını gözlemekteydi.

Bir an dudaklarına tebessüm ettirmek değildi marifet

Asıl marifet gözlerinin içini güldürebilmekti.

Evvelden verilen bir sözü tutmaktı belki bir bakış.

Rüzgârın sayfalarına yazılmış,

Çağlar öncesinden esen bir rüzgârın getirdiği bir bakış.

Bakış ki maziden kalan en büyük yalvarış.

Geç kalınmış bir ömrün,

Kırlara düşen ilk karın arasından süzülüp çıkan bir kardeleniydi sanki bu bakış.

İnsanın ömrünü tüketen, içini üşüten

Kor gibi dondurup,

Buz gibi tutuşturan,

Alıp uzak diyarlara götüren bir bakış.

Gözlerime düştüğünde gözlerin

 İçime yağanın ateş mi kar mı olduğunu bilmediğim bir bakış.

Evvel zamanda söylenmiş bir merhaba gibi

Kirpiklerin usulca birbirine değerken

Gönlüme ince bir sızının dokunmasıydı bu bakış.

Görünenin ardındaki görünmeyenin sırrıydı belki gözlerin.

Yüreğimin sırrını açarken gözlerine,

Gözlerindeki sırda kaybettim yüreğimi belki de.

Gözlerin değdiğinde gözlerime

Tüm sırlarını açmıştım gönlümün.

Gönül ki ardın sıra gözlerin için yollara düşer.

Sen çekilirsin huysuz gecenin koynuna.

Ben de yokluğunu yırtan, içimi acıtan sessizlik kalır.

Bir bakışın sırrını çözmek için,

Yolları eskitirim, karlı dağları aşarım.

Ve sonunda dile gelirim.

“Dağları aşabilsem

Sel olup taşa bilsem

Bir yüz görümlüğü de  olsa

Sana kavuşabilsem.”

Haykırış olur bakışın belki.

Solgun akşamüstlerinde, yorgun bir hüzün olur bakışlarım.

Yüreğime düşer yağmur gibi gözlerin.

Ve gökyüzü kadar buğulu ve durgundur.

Gönül toprağında filizlenen bir sarmaşık gibi

Gözlerin gözlerime gönlün yüreğime sarılır 

Ve sadece bakışların aklımı başımdan alır.                                       Lütfi Kerem ASLAN 

 



 

8 Aralık 2021 Çarşamba

ZAMANSIZ GECE


Mesafeler anlamını yitirdi. 

Zamansızlık saati seni vurmakta. 

Issız tepelerde güneşe bakan, 

Gökyüzünün saati sende durmakta

Yağmur yağmur yıldız yağdı gece 9önlüme 

İlk cemresi  gönül telime düştü

Toprağında filizlendi ilk fidan

Yaprağı, gölgesi dalıma düştü. 

Sen güneşi,suyu oldun. Ez ngd

En güzel kokusunu senden aldı. 

Gelip geçen trenlerden ayrılan

Geceye uğrayan yolcular oldu. 

Yüreklerini valizlerine doldurmuş 

Gönül hanlarına sevda taşırlardı. 

O gece ben, 

Boyun bükmüş yıldızları 

Ağlarken gördüm. 

Gece, ninnisini söylerken en efkârlı makamda, 

Gönül hanenin önünden geçtim. 

Sevdalı bir zamanda. 

Ellerim tütün kokar hâlâ benim

Gönlüm yalnızca sana sevdalı. 

Geceler örsede kalın duvarı, 

Ötelerden duyarım sesini senin

Zamanı saymıyorum sensiz. 

Dağıttım tesbih taneleri gibi. 

Huzuru sende buldum yalnız. 

Mutlu gönül haneleri gibi. 

Yürek işçisiyim şimdi ben. 

Her gece yıldız yıldız sevda taşırım kalbine

Saklarım sevdayı sırmalı kesemde

Yalnızlığım sırtımda sevda yükü olur

Seni taşırken gönül heybemde. 

Kavuşmak belki bir ümitsiz hayal 

Rüzgarda sesin var kulaklarım lâl. 

Duyarım oysa gönlümle sesini

Yeterki sen hep gökyüzüm olup kal. 

Yağmurlar yağdır gönül topraklarıma

Bulutlarını eksik etme üstümden

Geçerken ömrümüzden bir hazin bahar

Ellerini ellerimden ayırıp gitme. 

Sarsın ruhumuzu ellerin 

Bulut gözlerinden beni mahrum etme. 

Dalalım en derin uykulara yeryüzünde

Gökyüzünde açılsın gözlerimiz 

Yağmur toprağını sarsın delice

Yürekten yüreğe yol versin gece.

                         Lütfi Kerem ASLAN 




BEKLEMEK

​ Bir bulanık ay vakti bir tozlu gece Gözler nemli uzakta kaldı öylece  Bir nefeslik ömürde sona gelince Bir selamın yele verdi bekledi Önün...