Yokluğun…
Ellerimde bir kor gibi tuttuğum…
Yokluğunda göğsümde uyuttuğum.
Günler, aylar, yıllar
Yazlar, baharlar ve kışlar eskittim.
Bir seni eskitmedim içimde.
Hâlâ taptaze sevgin.
Yüreğinin yüreğime tutunduğu gün gibi engin, sıcak.
Dağ başı yalnızlıklarına mahkûm oldum yokluğunda.
Kimsesizliğin sesi değdiğinde yüreğime,
Kimin sesini aradığımı anladım.
Ama sen yoktun.
Yokluğun bir tufandı.
Yürek yıkan, gönül burkan bir tufan.
Ve bu tufandan arta kalan gözlerim yollarına bakan.
Bir de kahverengi fotoğraflarda kalan gülüşlerin.
Kahverengi bir toprak gibi…
Oysa sen toprağın ta kendisiydin.
Sade ve temiz.
Bir odanın herhangi bir köşesinde
Yalnızlığım oturur şimdi.
Sesini duymak için koşar
Kahverengi fotoğrafların pencerelerine.
Zamana yeniliyor fotoğraflarda ki ellerim
Zaman senin ellerinin içinde.
Buz kesiyor ellerim yokluğunda
Zamanı donduruyor
Bir odanın sensiz köşe başında.
Şehre bakıyorum zamanın üstünden.
Yokluğun yağmurları şehre küstürmüş.
Şimdi gözlerimden yağıyor şehre en deli sağanaklar.
Damla damla düşüyor şehir kadar kalbimin
En derin vadilerine.
Eski hikâyeler anlatıyor yorgun bakışlarım.
Koynumda sakladığım kahverengi fotoğraflar
Kar olup yağıyor şakaklarıma.
Deli rüzgârlar eşlik ediyor denize
Hırçın dalgalar vuruyor kalbimin kıyılarına.
Yosun kokan saçlarının kokusunu getirmiyor hiç biri
Yoksun ya hani!..
Beni böyle anlamsız bıraktın ya,
Böyle serkeş, böyle yakışıksız, böyle yalnız…
Bakamadım hiçbir zaman gittiğin yolların arkasından.
Hasretlik, şimdi uzayan tren raylarının kucağında
Hasretlik, şimdi sonu olmayan yollarda.
Hasretlik, şimdi koynumda sakladığım kahverengi fotoğraflarda.
Kavuşmak mı?
Kim bilir?
Belki de hiç olmayan bir tren istasyonunda…
Şimdi her acıyı sırtlanıp sana gelmek var ya!
Sana kavuşmak,
Sana sarılmak var ya!
“Haydi!”demek yüreğime “Haydi, kalk!” demek var ya!
Gidelim ardı sıra.
Koparalım hüznün, hasretin, yokluğun zincirlerini.
Barışsın deli yağmurlar şehirle.
Yollarına revan olalım koynumda kahverengi fotoğraflarla.
Usulca ve yorgunca geldim yanına.
Zaman uzaklaştıkça bizden biz yakınlaştık zamanın içinden.
Düş aynasını kırıp tuttum ellerinden
Vuslatın rengi ve kokusu kıpkızıl bir gül gibi sardı yüreğimizi.
Artık güneşler açtı gönül gökyüzünde
Her sabah deryalara adını haykırıyorum
İçimdeki fırtınalar yol verdi bana
Yosun kokulu saçların ellerimin arasında
Kahverengi fotoğraf hâlâ koynumda.
Sen kocaman bir dağsın belki ben küçücük bir tepe.
Ama senin hayalinle uyudum her gece
Her gece sen yüreğimde…
Geldin artık.
Ey benim yalnızlığım adı, yalnızlığımın, sevdamın bitmeyen hasreti!
Tükenmeyen sevdamın sahibi,
Can yoldaşım, yol arkadaşım,
Gönül sırdaşım kal gönül hanemde dilediğince.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder