Bir damla düştü omuzlarıma.
Ummanın içinde ummanı boğdum.
Gözlerin yasaklı bir şehirdir bana.
Yele verip gönderirdim.
Yüreğimin sandığında sakladığım,
Sırma nakışlı sevdamın kokusunu,
Hasretin kokusunu duyardım,
Ummanlar kadar derin.
Beklerdim yasaklı şehrin surlarını,
Göz göz olurdu surlarda yaralarım.
Yüreğinin burçlarını açardın bana,
Uzaktan kokunu seyrederdim.
Şimdi uzak diyarlarda ummanları,
Mürekkep eyledim.
Gönül kalemiyle gökyüzünün burçlarına,
Şiirler yazıyorum.
Belki gelip geçen gemilerden,
Belki uçup göç eden turnalardan,
Medet umuyorum.
Gönül hanene gönderiyorum,
Esen yellerle.
Adresin belli değil, bilmiyorum
Olsun.
Turnalar, gemiler, esen yeller
Kokunu biliyor ya!
Getirirler diyorum.
Bak işte!
Efkar kokan tütünlü ellerimle,
Bir cigara daha kurban ediyorum
Kükürt kokulu kibritlere.
Bir ummanı andıran gözlerinin kıyısında
Yokluğunun çöl yalnızlığını yaşıyorum.
Kumlarını eliyorum çölün
İçinden umman gözlerini seçiyorum.
Sana gelmek için çölde gemiler yüzdürüyorum.
Gece üstümü örtüyor
Ben geceye yıldızlardan perdeler çekiyorum.
Ve sen...
Şimal yıldızım olup yol gösteriyorsun.
Ellerimi uzatıyorum geceye, gökyüzüne
Sen yıldız yıldız gönlüme düşüyorsun.
Binlerce yıllık uzaktasın,
Yıldız yıldız hasretler büyütüyorsun.
Seherleri siliyorum geceden sabaha
Ben özlemle, hasretle uykularımı bölüyorum.
Yüreğimi sararken ummanın suları,
Gözlerimden yıldız yıldız akarken hasretin,
Üşüyorum…
Ve içimi gökyüzü gibi
Ummanlar gibi
Sen ısıtıyorsun.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder