Bir pencereydi dünya oysa
Bakıp, geçip, gidecektik.
Gönül pencerelerimizi açtık sonra
Geçen kuşları seyrettik
Gökyüzüne bakıp bulutları saydık.
Denizlere dalarken soluksuz
Kimimiz pencere önlerinde çiçekler büyüttük
Hasretler büyüttük
Ayrılıklar büyüttük
Özlemler büyüttük…
Deli ayrılıkları bekledi kimimizde
Belki gelir
Belki kapımı en derininden hislerle çalar diye.
Kimimiz güvercin sevdalığında
Yuvalar kurduk pencere kanatlarına
Hayaller uçurduk gökyüzü tenhalığında.
Kimimizin içi pervazlarında buz tuttu
Zamanı dondurduk buğulu cam kenarlarında
Akisleri vurdu gönlümüzün gece karanlığında
Uykularımızı böldü açılan pencereler rüyalarımızda
Dönmeyenlerin,
Dönemeyeceklerin,
Ve bir bekleyeni olduğunu
Hiçbir zaman bilmeyeceklerin
Yollarını gözledik bir âlemden
Başka bir âleme açılan pencerelerde.
Toprak toprak, yağmur yağmur
Kokularını çektik içimize pencerelerde.
Ya çıkıp gelirse
Ya kanat çırpar konarsa pencereme
Ya evde bulamazsa
Pencerem kapalıysa diye.
Ayrılığın,
Hasretin,
Özlemin,
Ağlamanın,
Gülmenin,
Kavuşmanın pencerelerini hiç kapatmadım.
Gün geldi yağmur çaldı
Penceremin kapısını
Gün oldu kar, fırtına, boran…
Hiç karartmadım hiç bulandırmadım umudu
Hiç çekmedim geçmişin üzerine perdeleri
Bekledim,
Gidenler pencereleri tanır
Tanırlar kanat çırpan kuşları
Toprağı, dalı, yaprağı
Yağmurun kokusunu tanırlar.
Penceremin kanatlarına bakarsın gülüşleri takılırlar.
Öyle bekledim buğulu camlara akan gözyaşlarımla
Açıldı gönlümün kanatları,
Gökyüzünden toprağa
Kanat çırpan bir pencere buldu.
Silindi tüm buğular camlardan
Pencereme sessizce bir beyaz güvercin kondu.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder