Düş aynalarımı kırdım bir boşluğun içinde.
Sonra bir dağı efkârımla kuşattım.
İçimdeki uçurumlardan,
Kuş kanadında sevda uçurdum.
Uzak iklimlerin çağıltısı damarlarımda dolaşırken,
Gitmediğim, gidemediğim
Şehrinin kokusunu duydum…
Damarlarımda dolaşan çağıltı,
Bir baş dönmesi gibi kabarmakta yüreğimde.
Bana ait olan ne kadar uzakta?
Oysa ben,
Zamanı saatlerle değil,
Güneşle değil,
Seninle ölçüyorum artık.
Bir sabah serinliğinde seni
Gördüm,
Göremedim,
Göremeyeceğim diye…
Bir sessizlik çöküyor dudaklarımın en ücra köşesine.
Seni sessizliğin derinliklerinde arıyorum.
Sessizlik sensizliğin içinde…
Nefesim göğsüme kurduğum barikatları yıkıp geçmekte.
Sesin nefesime dolmuş gökyüzüne yükselmekte.
Gökyüzüne bakmalıyım artık
Sağır kulaklarımla görmeliyim sesinin rengini
Görmeyen kulaklarımla yollarını gözlemeliyim.
Ve sonra gökyüzünden
Yağmur gibi yağmalıyım
Dökülmeli gökyüzünün gözünden damla damla
Düşmeli senin yaprağına, toprağına…
Kuş kanadındaki sevdaları ıslatmalı
Düş aynalarının buğusunda seni aramalı.
Sırrını sırlı aynalara açmalı.
Hem en güzel âşıklar susar bilir misin?
Susan aşığı ise yalnızca maşuk anlar.
Biz hüzün insanıyız kurban olduğum…
Âşık, maşukunu arar durur…
Hüzün dolu kalbinin bahçelerinde.
Şiir dolu yüreğimden geçer,
Bir annenin feryadında yol bulur kendine
Dua dua yakarışımda,
Tespih tespih dökülen gözyaşlarımda,
Efkârlı bir dağ başı yalnızlığında
Ürkek bir bulutun kalbinden süzülür
Sen yağardın omuzlarıma…
Sen yağdıkça filizlenirdi sevdam
Tomurcuk tomurcuk can verirdi
Dalıma yaprağıma…
Baharlar getirirdi kurumuş gönül toprağıma
Seni müjdeleyen baharlar…
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder