Yüzüm mutluluğa dönük olmalıydı
En taze hüzünler gibi kış
Yüzüme değil yüreğime vurmalıydı.
En seçkin acılarını aldım dünyanın,
Yükledim ellerimle kaldırdım.
Gelip geçen tren bağırtılarında,
Gönlümün katarlarına yükledim.
Ellerim mutluluktan yara bere içinde
Aldırmadım.
Sırtımda izler bıraktı hüzün,
Aynaların arkasında kaldı yüzüm,
Oturdum mutluluktan ağladım.
Duvarlar soğuk, odam karanlık
Hüzne satılmış bir kaç parça aydınlık.
İçimde rüzgârı üşüten yalnızlık,
Seni sormakta ısıttığım mum ışığına.
Yoksun bütün sabahlar hüzün kadar
karanlık.
Yüzün kadar yanmaktayım mum gibi.
İçimi ısıtan hüzün dolu sesin
rüyalarımı bölmekte.
Ve gözlerim hüzünle dönmeni beklemekte.
Bir kış gibi gel gökten inen bir rahmetle,
Yüzün gibi yağsın kar gökten ellerime.
Hüznümü temizlesin bembeyaz benliğiyle.
Anlasın hüzün yüklü gönül bulutları.
Hüzünler gitmez ki vagonlara yüklemekle
Yazgıdır hüzne düşen ayrılıklardan.
Belki bir kış buluşuruz kuşlar uçar saçaktan
Haber verirler hüznümü kanat çırparak uzaktan
Kış olur ya işte
Bütün mutluluklar üşür ya adamakıllı!
Sen ısıtırsın ancak hüznümü
Mutluluk kadar yakından.
Ellerime düşen hüzün tanesi
Yüzümün en seçkin yerini işgal eden sevgili
Baharlar getir bana
Adı bilinmeyen uzaktan
Çiçeğe dursun hüzün
Su yürüsün hüznüme artık
Gönlümdeki daldan, yapraktan, ağaçtan...
Irmaklar coşkunca çağlasın,
Hüzünlü gönül pınarlarından.
Düş artık gökyüzündeki buluttan.
Isıt ellerimi,
Isıt yüzümü,
Isıt zemheriyi,
Yoruldu artık yüreğim kışı yaşamaktan.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder