Popüler Yayınlar

28 Şubat 2022 Pazartesi

GÖNÜL BAHÇESİ


Sensin gönül bahçemde en nadide çiçek

Saçlarını okşayan bir rüzgârım ben

Bir busecik kokun ölmem için yetecek 

Bahçende sana âşık bir bülbülüm ben


Toprağında filizlenen çiçeksin,dalsın

Kökleri beni saran  yalnız ağaçsın

Mevsimsin, baharsın, dalsın yapraksın

Dalına sarılmış bir müptelayım ben


Her bahar uzaklardan gelen mevsimsin

Seni bekleyen yağmur nasıl sabretsin

Sen gönül bahçemde eşsiz çiçeksin

Koklamaya kıyamayan deli âşığım ben. 


Çiçek olup dursan bahar gibi dalıma

Bir baharda gelip dursam senin kapına

Gel demeden girilmez şu gönül hanına

Kapı çalmadan gönlüme giren yârsın sen


Su olup dağlardan toprağıma yürüsen

Şu divane gönlümü çiçeğinle bürüsen

Çiçekler içinde yârim gonca gülüm sen

Viran bağlarımda öten bülbülümsün sen


Ben bir rüzgâr isem sen deli bahar

Bulutların yaşları gönlünden akar

Toprak olup gözlerim gözlerine bakar

Gözlerimde binbir çiçek bahar dalı sen. 

                                      Lütfi Kerem ASLAN 







27 Şubat 2022 Pazar

GÖNÜL


Gün çekildi üzerimizden elleri üşüdü güneşin

Zaman karanlık örtüsünü  üstüne örttü gecenin

Yitip giden bir oyuncak gibi kaybolup da gidenin

Hatırasını bir taş gibi bağrına bastı bu gönül


Yüreğim boynu bükülmüş bir başaktı kırılgan

Hasretinin ateşiyle yandı kavruldu bu can

Bu gidişin ardından düştü kalbe bir hicran

Hicran olup göz pınarından taştı bu gönül


Gönül firkatten mahzun dertten muzdarip 

Gözlerinden kanlar döküp yağmur eleyip

Yokluğunun ateşiyle kendini Kerem eyleyip

Bir zamansız derin uykuya daldı bu gönül. 


Gönül şimdi divanedir gamlanır durur

Ateşine su koysan döner buz olur

Sevdiğine kavuşur elbet yanar kül olur

Muradını almadan göçer gider sır olur. 

                                       Lütfi Kerem ASLAN 







26 Şubat 2022 Cumartesi

AYNALARDA Kİ NEFES


Bir bahar akşamı 

Bir korkulu düş… 

Acı ninnisini söylemekte rüzgâr

Eski bir plakta şarkılar çalmakta

Gökyüzünde sessizce bulutlar ağlamakta

Ve gün usulca geceye akmakta

Zamanın elleri ıslak

Zamanın elleri uzak

Ve titremekte gönlümün üşüyen elleri 

Zamanı geceye bırakarak. 

Gece benim içimde ben gecenin içinde

Yaşadığımız gizli bir saklambaç 

Ve ruhumun nefesi gecenin ellerinde

Yokluğun gecenin elleriyle nefesimi kesmekte

Gecenin hüznünü yalnızca âşıklar bilmekte

Ama ruhu öldü âşıkların bu gece

Bir dağ devrildi gönlüm üstüne

Yolların sonu hasrete çıkarken

Gidenlerin ardından siyaha büründü gece

Karanlıklar kesti aynaların yolunu

Aynalar nefessiz kaldı gecede

Kendini bulamadı âşıklar aynaların ötesinde

Nefeslerinin buğusu aynaların gözlerinde

Gözleri ki gecenin en koyu renginde

Zaman ilerlerken bilinmeyen bir hecede

Çözmedi, çözemedi zamanın sırrına eripte

Bir bakışın içinde sevdasını gizleyen gözlerinde

Gece gergefini ruhuma işlemekte. 

Yıllar geçmekte şimdi gecenin içinden

En soğuk şarkılarını söylemekte

Buğulu aynaların yüzünü üşüten rüzgârda

Ruhum bir mum alevi nefesinde sallanırken

Gecenin elleri ellerime nefesini vermekte

Rüzgâr karanlıklar içinde kokunu getirmekte

Aynalarda suretin belirirken

Ruhum zamanın ellerinde seni beklemekte

Gece gibi gelmelisin gönlüme

Örtmeli sesin ruhumun üzerini 

Yağmurlar söylerken türkülerini

Islak ellerim ellerine değmeli. 

                                      Lütfi Kerem ASLAN 



24 Şubat 2022 Perşembe

YORGUN



Yorgunluğumun suretinin yüce dağlar gibi başı dumanlı

Yaşamak kadar yorgun olmalı yaşamanın anlamı

Bir serçenin ellerinde kopmalı yüreğimin isyanı

Ve bir serçe yüreği gibi yüreğim yüreğine sığınmalı

Yorgun güneşler düşmeli şimdi sağır akşamüstlerine

Dillerini lâl etmeli dumanlı dağların yorgun gülüşlerine

Yola revan olmalı dağlar dargın olsa bile yorgun yüreğine

Zaman su gibi akarken yamacından yorgun dağın

Gözlerin düşmeli yüreğimin yorgun yanına ansızın

Alıp götürmeli yorgunluklarını dumanlı yüce dağın

Dağdır ki yüreğinin içinde çökmeli yorgun insanın

Yorgun bir sevda hasretini kırk seneye bölmeli

Yüreğim sevdanın yolunda yorgunsa da yürümeli

Yüce dağ başında yorgun sevda türküleri söylemeli

Yorgun ellerin yüreğimin doruklarında gezinmeli

Gözlerim gözlerini içinde kaybolduğum yurdun bilmeli

Karlı dağlar devirip, çetin tozlu yollar aşmalı

Yorgun bulutların üstünde nazlı yâre ulaşmalı

Gözlerden süzülen yaşlar toprakla buluşmalı

Yorgunluğum ellerinde akşamüstü olup kalmalı. 

                                     Lütfi Kerem ASLAN 


 





23 Şubat 2022 Çarşamba

KAĞIT VE KALEM


Mektuplar gelmiyor artık bu gamlı diyara 

Güvercinler vurulmuş şehrin karanlığında

Mürekkepleri kuruyan suskun denizlerin

Kağıda küsmüş dalgaları takılır aklıma

Bir hasret denizidir kalbim çalkalanır durur

Yazmayan kalemleri kırılır,kıyısına vurur

Gözlerinden dökülür damla damla sözler 

Bir kalemin suskun yüreği kağıdına vurulur

Kağıttan kanatlarını çırparken kelimeler. 

Bir devr-i âlem içinde tükenir tüm kalemler

Mürekkepler sızarken gökyüzünün ucuna

Adını yazar, gönül kalesinin sevda burcuna

Kelimeler denizinde kürek çeker kalemler

Güvercinler yol verir gider yâre nameler

Şehirleri kıskanırım sonra senden habersiz 

Sesleri ve gökyüzü sen kokar onların

Kuşlar sesinden anlar bir şiiri apansız 

Kalem,kağıdın göğsüne düşer dermansız 

Mevsimleri dört sanan kuşlar göç eder

Her mevsim bu şehirden sözcükler geçer

Kavuşmak bir kalemin gölgesinde kağıda

Şehrin karanlığından çıkarmak sonra

Güvercinleri kelimelerle dolu aydınlığa

Kağıttan kanatlara mektuplar yazmak

Ve uçurmak onları kanat çırparken 

Kelimelerin namlı masal diyarlarına 

Ve mısralarla, sözcüklerle sunmak sana

Kanatlarında bahar açmış diyarı. 

                                     Lütfi Kerem ASLAN 


22 Şubat 2022 Salı

TANIDIK YALNIZLIK


Tanıdık bir yalnızlıkla baktı gözleri

Zamanın kıskacına sıkışmış acıları

Göz çukurlarında gömülü kalmıştı. 

Bir sevdanın doğum sancıları 

Yüreğini terleterek sarmaktaydı

Ve yıldız yosunu bir sevda uykusu

Gözünden gönlüne akmaktaydı

Yürüdü uzaklarda bir tren sessizce 

Katar katar sevda rayları uzamaktaydı

Sevdanın mevsimi ince bir rüzgar gibi

Katarların beline dolanmaktaydı

Ellerini,yalnızlık kokan yüzünde gezdirirdi

Beyhude sevda katarını bekler gibi

Elleri doğmamış bir sevdayı düşündü

Sessizce sevdayı sevecekmiş gibi. 


Hilal gecenin en yalnız saatinde

Kaşlarına verirken en güzel kavisi

Parmak uçlarından, avuçlarından

Yansırdı sevdanın en güzel türküsü

Yıldız kervanları yol alıyordu

Gökyüzünün çöl tenhalığında

Heybelerinde sevda taşıyanlar

Atlarını sürmekteydi sevda diyarlarına

Yıldızdan ve sevdadan örülmüş gece

Katarları ve kervanları sürüklemekteydi

Ve gecenin koynunda onları

Tanıdık bir yalnızlık beklemekteydi. 

Yıldızlar ayna tutmaktaydı gönlüne

Sonsuz bir uçurumdan sessizce 

Yıldız gibi akıp geçmekti sevda belki de

Belki de yüreğini kemiren hüzünlü bir gece

Bir sevda doğumunun sancısı belki de

Bir tren bağırtısı seni getirince

Bir yıldızın yosun kokusuydu sevda belki de

Katarların taşıdığı, kervanların aştığı

Tanıdık yalnızlıkların kavuştuğu bir gözdü belki de. 

                                        Lütfi Kerem ASLAN 






19 Şubat 2022 Cumartesi

AYNADAKİ BULUŞMA



İnsan insanın sesiydi yüreğinde yankılanan

Şimdi soğuk ve sessiz duvarlar sarmakta ellerimi

Boş odaların sessiz çığlıkları yankılanır yüreklerde

Tavana vuran yokluk ateşinin şavkı

Yol gözlenen pencerelere düşmekte

Şen kahkahaları bir deniz suyu gibi çekilmekte

Odaların duvarlarında gelgitler yaşanırken

Sesler sinmiş bu karanlık evin duvarlarına

Susuyorlar,suretleri birbirini tanımakta

Ensemde dolaşan nefesini solurken ruhum

Yokluğun nefes gibi göğsüme dolmakta

Her gece yıkıyorum üzerime kapanan duvarları

Çatısı çöküyor üzerime gönlümün  durmadan

Ve ben yeniden çatılar kuruyorum gökyüzüne benzeyen

Apansız bir rüzgâr kapılarını sallarken odaların

Ben kapılarını gözlüyorum yalnızlığımın

Aynalar düşüyor gece yarılarında peşime 

Ben gölgeni kovalıyorum aynaların içinde

Caddeler boyu hasretler dizilmiş kaldırımlara

Vuslatı karşılamak için yürekleri ortada

Yalnız bir ses duyuluyor odamın duvarlarında

Senin sesin diye uyanıyorum sırlı aynalarda

Kapım açık, gökyüzü ellerim arasında 

Aynalarda hayalin, suretin duvarlarda

Gecede bir gün yalnızlığıma uğramasanda

Bir sabah sana kavuşacağım aynaların arkasında. 


                                     Lütfi Kerem ASLAN 



18 Şubat 2022 Cuma

SENİ ARAMAK

Bir garip akşam bir hüzzamlı gün

Yıldız sessizliğine bürünmüş gönlüm

Gitmek için vedasını eden bir dünün

Elveda deyişinde seni aradım


Gün oldu asır diye geçmek bilmedi

Asırlarca gözlerim yollarını bekledi

Özleminin üstüne hasret ekledi

Vuslatın durağında seni aradım


Asırların özlemiyle senle doluyum

Bir güzelin meftunuyum kuluyum

Sevda çilesinin bitmez yoluyum

Yolların sonunda seni aradım


Gezdirdim gönlümü bir ömür boyu

Gönlümü aştı artık sevdanın boyu

Düşümde yattığım sensiz uykuyu

Uyudum içinde seni aradım


Kerem oldum Aslı bildim ben seni

Asırlarca kırk kapıda dilendim seni

Kendimde aradım gördüm ben seni

İçimdeki saklı sırda seni aradım. 

                                 Lütfi Kerem ASLAN 




16 Şubat 2022 Çarşamba

KUŞLAR VE ŞEHİR


Kuşlarda gitti terk ettiler şehirleri

Bir rüzgâr dağın ardında beklemekteydi

Kuşlar dağları da terk etmekteydi

Kanatlarına takmışlardı oysa

Sevdanın hüzün kokan bulutlarını

Bulutların sevdadan yana avuçları terlemekteydi

Kuşlar şehirleri terk ederken

İçimden sessizce şehirler gitmekteydi

Şehirler kuşların kanadında seni götürmekteydi

Bu yıkılmış ve boyası dökülmüş gökyüzüyle

Kuşlar içime doğru göç etmekteydi

Şimdi içimdeki durgun maviliklerde

Gözlerin gibi bir gökyüzü yüzmekteydi

En derin sularında gökyüzünün 

Yahut bir okyanusun bulut deryasında 

Aramak gözlerinden ve şehirlerden

Apansız göç edenleri

Dökülürken gökyüzünün yaprakları damla damla alnıma

Bir ağaç yalnızlığında kuşlar konmaktaydı dallarıma

Ellerim saçlarına uzanmaktaydı göçmen kuşlarla

Şimdi çağırmakta içimdeki şehir seni

Aramakta… 

Okyanus dibi karanlıklarda

Dağ başı yalnızlıklarda

Göç eden kuşların kanatlarında

Ve bulmak seni 

İçimde yeniden büyüyen şehirlerde

Gökyüzü gibi durgun maviliklerde

Sevda taşıyan kuşların yüreklerinde. 

                                       Lütfi Kerem ASLAN 




15 Şubat 2022 Salı

ÂŞIKLAR BİLİRİM


Yıllarca yürekler hasrete hudutlar çizmiş

Seyyah olmuş diyar diyar vuslat gezinmiş 

Zamansız çağlar aşıp gülleri dermiş

Ezelden sevdaya aşina âşıklar bilirim


Yol eylemiş gönlünü düşmüş aşkın yoluna

Aşkın yağlı urganını takmış gönlün boynuna 

Alıp dertli yüreğini eline çıkmış yârin yoluna

Yollarda savrulup kalmış divane âşıklar bilirim


Seyyah olup şu âlemde menziline ulaşmış 

Yâr sırrına ermek için kapı kapı dolaşmış

Bülbül olup gülü için hara düşüp tutuşmuş

Dumansız külsüz ateşlerde yanan âşıklar bilirim


Kanat vurup kuşlar ile nazlı nazlı uçarken

Gökyüzünde gülü saklı kapıları açarken 

Ötelerden efsunlu gözleriyle bakarken

Sır içinde sır olan gönlü sırdaş âşıklar bilirim


Bilirim âşıkların sırrını kimse çözemez

Aşk uğruna seyyah olup herkes gezemez

Kerem’im zamansız bülbül güle ötemez

Gülün al yaprağında ölen âşıklar bilirim. 

                                     Lütfi Kerem ASLAN 




14 Şubat 2022 Pazartesi

MEVSİMDİR ADIN


Gökyüzüne penceresini açmış yalnız şehir

Hangi mevsimini yaşamaktasın ömrünün

Yüreğin sevda ırmaklarına dökülürken

Göğsüne yağmaktasın sensiz gökyüzünün

Sicim sicim dökülmekte bulutlardan sağanak

Mevsimine düşen yağmurun adı olmalı aşk. 

Ellerinden tutarken bulutların hüzün

Bir  mevsimin yağmur kokusunda olmalı yüzün

Bak yağan yağmura inat 

İçimden mevsimler geçmekte

Göğsümün tam ortasından 

Mevsimsiz kuşlar göçmekte. 

Vuslat diyarlarına kayarken bir bir yıldızlar

Yağmur elleriyle mevsimsiz ayrılıklar ekmekte

Yıldızların hicranı sararken bulutları

Gökyüzü sayarken zamansız ayrılıkları

Mevsimsiz çırpınırken kuşların kanatları

Ömrün nehirleri hangi mevsime akmalı. 

Yalnızlık içimde bitmeyen yalnız bir gece

Hangi mevsim düşürsün adını yüreğime hece hece

Bir vuslat mevsiminde çıkıp gelsen öylece 

Gökyüzünden gönlüme yıldızlar aksa

Yalnızlık mevsiminin adı bir bahar olsa

Çiçeğe dursa göğsümün yalnız penceresi

Yıldızlar saçlarına çiçekten bir taç yapsa

Vuslat diyarına uçan kuşlar seni söylese

Gökyüzünden göğsüme ellerin uzanıverse

Mevsimdir kuşların söylediği türkülerde senin adın

Sen hep gökyüzü gibi göğsümde kalmalısın. 

                                     Lütfi Kerem ASLAN 

13 Şubat 2022 Pazar

BİR ÇAY HİKAYESİ


İçinin kaynayan sularında bardağa baktı adam

Buğulanan kalbinin dudağında su olup aktı kadın

Kadının gözlerinden içerken yaktı yüreğini adam

Baktı alev gözleriyle adamın gözlerine kadın 


Köz köz olan yüreğini böldü parçalara adam

Zamanın yellerine savurdu külleri kadın

Kaynayan suyun akışında dalıp dalıp gitti adam

Su olup arkasından sessizce akıp gitti kadın


Kim bilir hangi alevlerde yanıp kül olmuş adam

Kim bilir hangi gönülde tutuşup kalmış kadın

Asırlarca ateşi yüreğinde taşıyıp yandı adam

Yanan ateşin harında sevdasına kandı kadın


Demledi yüreğini ateşte kadına sundu adam 

Adamın gözlerinden içti aşk diyerek onu kadın 

Erdi sevdanın sırrına sunduğu demde adam

O dem ki gönül kapısından sevdaya geçti kadın 


Şimdi ürkek bir ateşte sevda çayı demlenir

Sevdalılar kavuşur bir çift bakış nemlenir

Geçilir ateşin içinden sırla dolu kapıdan

Sevdalılar buluşur dem o vakit demlenir. 

                                        Lütfi Kerem ASLAN 


12 Şubat 2022 Cumartesi

MENDİL


Varlığına alıştığımın, yokluğu kemirir içimi

Her gidişi bir fırtına koparır denizlerimde

Yelkenler yırtılırken ruhum yönsüz bir gemi

Limanlarında ayrılık dalgaları savrulur

Dalgalar ki kalbimin kıyısına delice vurur

El sallamak rüzgârda uçuşan yelkenlere

Giderken denizlere gözyaşı ekenlere

Bir mendil hikayesi olunca bu acı gidiş

Geride kalıpta gözyaşı dökenlere

Deniz kokusu sinmiş mendilinin her yerine

Göğsümde saklamak boynumun borcu artık 

Bir gün dönmek istersen eğer gönül ülkene

Göğsümdedir mendilin yeri orası artık

Sen giderken yarıldı kalbim tam ortasından

Dikiş tutmaz yaralar, bırak öyle kanasınlar

Ardından sıcacık kanlar sessizce ağlasınlar

Karışsın kanım denize masmavi olsun rengi

Sarsın yaralarımı hatıra kalmış mendili

Hasretini yaşatsın yelkenler dalga boyu

Mendil ile silsinler kan karışan bu suyu

Masmavi sular ki benzer rengi gözlerine 

Biliyorum döneceksin mendil için geriye

Koynumda saklayıp yaramı dağladığım 

Yâr diye koklayıp boynuma bağladığım 

Hasreti dindirmeye her gece kokladığım 

Köşesinde sessizce dertleşip ağladığım

Mendilini gönlüme sarıp sarmaladığım

Çıkıp gelsen elinde bembeyaz bir mendille 

Silsen kanayan yüreğimi elindeki mendille

Maviye dönse sular senin geri gelişinle

Buluşsa ellerimiz o gönül ülkesinde

Hayaline daldığım o beyaz yelkenliyle. 

                                        Lütfi Kerem ASLAN 






11 Şubat 2022 Cuma

BAHARI BEKLEMEK


Bir damla bahar olsan şimdi, biraz güneş

Kalbimi süsleyen en güzel hissiyatım

İçime dolsa ılık rüzgârları kokununun

Çiçekler açsa gün doğmamış ormanımda

Bulutlar apansız bir yağmura dursa

Islatsa içimin sana olan çoraklığını

Acemi bir tohum gibi çatlatsa toprağımı

Sevda kokan çiçekler açsa gönül bahçem

Yaprağa dursa bahçemin çınarları

Erguvanlar gözlerimden sarkarken

Kuşlar konsa gönül pencereme

Ellerin bir deli sabah rüzgârı 

Uyandırsa yemyeşil uykulardan bûsenle 

Gökyüzüne uçurtmalar salıverse 

Masmavi deniz diye bakan gözlerin

Göçmen kuşlar gelip konsa dallarıma

En güzel bahar şarkılarıyla kulaklarım çınlasa

Adını ansam denizaşırı iklimlerde

Adın baharın içinde saklı kalmasa

Bak cemreler düşürdün yine 

Göğsümün tam ortası sana susamakta

Kırkikindiler gibi ansızın 

Düş artık göğsümün sol tarafına.

Yağmurları ıslatsa yağmurun gözyaşları

Baharlara uzansa ayrılık akşamları

Gönül toprağında açsa bütün çiçekler 

Seninle dolsa içime  binbir türlü güneşler 

Beklenensin bilirim, mevsimindir çağındır

Zamanın üstünden bakan gözlerin ceylanımdır. 

Yüreğimdeki ateş en büyük yangınımdır. 

Bu baharda gel artık bahar senin adındır. 

                                     Lütfi Kerem ASLAN 

 


10 Şubat 2022 Perşembe

ÇARESİZLİK


Çaresizlik içimde düğümlenmiş bir düğüm

Çözdükçe düğümlendi oldu birer kördüğüm

Kurtuluşun adıdır gözlerindeki büyü 

Bilirim içimde hasretin büyüdüğünü

Kıvrılıp giderken yollar, ruhumda sonsuzluğa 

Yol ararım içten içe ruhunun sonsuzluğuna

Elverir ki bir coşku boğazlarken göğsümü

Yollarımı örtmekte çaresizlik örtüsü

Kanatır ruhumun dudaklarını bir yara

Düşer ruhum çaresizce bilinmeyen yollara

Yollar ki beni sana götüren bir dilektir

Gittiğin diyarın adı besbelli çaresizliktir

Çaresizlik yurduna uzayıp giden yollar

Üzerinde gezinen biçare gönüller var. 

Yokuşa akan sulardan alırım haberini

Çaresizlik çöl olur yakar kavurur beni

Sana kavuşmanın çaresi yok bilirim 

Kırık dökük diyarlardan sana seslenirim

Kuşlar bile çaresizdir gittiğin o diyarda

Kanatları kırılmıştır çare olsa ne fayda

Çaresizlik kuşatsa da düğümlü bu gönlümü

Çözer kördüğümleri içindeki o büyü

Zamansızlığın adı yalnız sende saklıdır

Zaman sende mekân sende farklıdır. 

Zamanın üstünden bakarken o gözlerin

Sonsuzluğa bakıp dalar çaresizce gözlerim

Sonsuzluk yüreğimde dinmeyen bir sancıdır

Sensiz sonsuzluğu yaşamak elemli bir acıdır

Yollanırken yollarım sonsuzluk ötesine

Ulaşmak ötelerde gözlerinin büyüsüne.

                                   Lütfi Kerem ASLAN 









8 Şubat 2022 Salı

SÜKÛTUN SÖZCÜKLERİ


Cümleler kuruyorum kelimelerin sağırlığına

En uzun cümlelerimde isyanlı bir sükût yazmakta

Gönül ülkeme doğru kuşlar kanat çırpmakta

İçime yazdıklarım sözsüz umut olmakta

Olmazların oluşudur belkide şiirlerim

Gönlümün komşusudur belli ki gülüşlerin

Bir gülüşün gönlümde fırtınalar koparır

Gözlerin sözlerimi hep sükûta çıkarır. 

Dilsiz sözcüklerimle anlatırım gönlünü 

Yokluğunda hece hece avuturum gönlümü

Sözsüz diyarlarında dilim seni konuşur

Sözcüksüz şiirlerde kalbim sana kavuşur

Destanlar dökülürken içimdeki mânâya

Hasretin gelip oturur içimdeki karaya

Bir yağmur bekler şimdi sözlerin en hafifi

İçimdeki buluttan düşmeye yanağına. 

Deniz ki bende göçer sessiz bir yalnızlığa

Yüreğim dönüşürken sensiz, ıssız adaya

Kıyılar dövülürken sözcüksüz dalgalarla

Kuşlar merhem olur gönlümdeki yaraya 

Yaram derine gitmiş kanatır yağmurları

Sükût ederek bekler namlı masal sevdaları 

Gönlümün yangınında yanmakta tüm sözcükler 

Hasreti söndürmeye yalnız yağmuru bekler

Biliyorum geleceksin sıcacık bir yağmurla

İncecik ellerinde binbir renkli baharla

Sözcükler kavuşacak ruhundaki mânâya

Sükûta erecek gönlüm sözcüksüz mısralarla.

                                    Lütfi Kerem ASLAN 






7 Şubat 2022 Pazartesi

ZAMANSIZ YAĞMUR


Tozlu camlarından seyrediyorsun baharı

Bulutların rengi yanmış bu gece

Bir yağmur başlarken sisli yüreğinde

Billûr avize gibi asılmış zaman gökyüzüne

Suları kaynamakta saati durmuş bulutların

Sonu gelmez gecede üşümekte umutların

Kıvılcımlar çıkıyor yüreğinin küllerinden

Yıldırımların habercisi gökyüzünü sarmış devler

Devler ki içinde yanan sevdadan bir ateş

Yağmuru harlamakta durup dinlenmeden

Avuçlarımızı terletmekte sevda ateşi 

Gün be gün büyümekte yüreğimizde

Gözlerimizden damla damla düşerken geceye

Bu ateş yağmurunu gözlerin söndürmekte

Zamanı çalışmayan nehirler akmakta

Ve gözlerin gökyüzünde bir bulut

Zamansız yağmur olup yüreğime yağmakta

Bir bulut yol bularak samanyolundan öteye 

Yüreğinin derinine yüreğimi uğurlamakta

Yolcusu olmak var şimdi yüreğinin

Uzaklarda parıldayan bir yıldız gibi

Tenhalığında ellerinin aydınlığına kavuşmak 

Ve yağmurunda yıkanmak zamanın

Oysa ben zamanın içindeyim

Ne ötesinde ne gerisindeyim

Zamansız yağmurların içinde

Yalnız senin türkünü söylemekteyim

Alevler yıkarken yürek sızımı

Gökyüzünden habersiz seni sevmekteyim. 

Bu alevden yağmur dinecek bir gün

Ve ellerimde yağmur kokan çiçeklerle

Alevden bir gecede sana geleceğim. 

Tutuşacak dizelerim ellerinin soğuğunda

Yağmur kokulu ellerinden öpeceğim. 

                                     Lütfi Kerem ASLAN 





6 Şubat 2022 Pazar

SONSUZLUK BAHÇESİ


Sonsuzluk bahçesinde sükûta ermiş gece

Gökkubbe yalvarırken uzaklaşan güneşe


Uzakta uyanan yıldızların nabzını dinle

Yalnızlığın şarkısını onlarla birlikte söyle 


Bir güvercin kanat çırparken karanlığa

Uzansın ellerim o büyük sonsuzluğa


Yüreğimden çekilirken güneşin serin ateşi

Yanağımdan süzülür gecenin nemli güneşi


Esrarlı bir bekleyiş yükselirken gecede

Adın yazılmıştır sonsuzluk bahçesine


Bahçedeki çiçekler sende açar yalnızca

Sıyrılır sonsuzluktan düşer ince bir ruha


Ruhun gökyüzünün ince eli gibidir 

Sonsuzluğu sarmalayan saçlarının telidir. 


Susamış ceylan gibi dökülürken yıldızlar

Ay ışığı gözlerin gözlerimde parıldar


Gökyüzü bir deniz çalkalanır içimde

Mevsimleri eskittim sonsuzluk bahçesinde


Sonsuzluk zamanda kaybolmuş bu bahçede

Yıldızlar uyutulmuş sonsuzluğun içinde 


Rüyaların kıskacında bölünürken her gece 

Gözlerim dalıp gider sensiz düşüncelere


Yüzünü aksettirir aynaların gökyüzü

Sonsuzluk eşiğinde buldum ben o ay yüzü


Zamanı durdursa da akan bütün nehirler

Silinsede bu bahçede bütün sesler ve renkler


Seni söyler her gece ağaçlar ve çiçekler

Sonsuzluk bahçesinde seni bekler bu gözler


Şimdi yorgun gecenin dudaklarında ismin

Gökyüzüne asılmış deniz gibi bir resmin


Uykulardan kaçarım her gece seni görmeye

Sonsuz bir gökyüzünde gönlüne el vermeye. 

                                        Lütfi Kerem ASLAN 



 





5 Şubat 2022 Cumartesi

GÖNÜL SIRRI


Bin senede bir hasreti bölüşmüş

Dost elinden yâr eline kavuşmuş

Gurbet görüp sılasında buluşmuş

Yârin ateşiyle yanar bu gönül


Yıldızları yorgan etmiş bağrına

Toprağını döşek etmiş altına

Yaprağını çiçek etmiş dalına

Yârin baharıyla coşar bu gönül


Yüce dağlar geçit vermez varılsın

Gönül sılasında yâre sarılsın

Muhabbette nice sözler açılsın

Yâri ile hemhâl olsun bu gönül


Gönül kapıları sırdır açılmaz

Yâr olmadan bengü bade içilmez 

Yârsız yedi kapısından geçilmez

Bahçesine yârsız girmez bu gönül


Gönül bülbül olmuş konmuş bir güle

Umutlar taşınır dünden bugüne

Yâre varmak için çekilen çile

Vuslata ermezse gülmez bu gönül. 


Gönül sırrı beni esir edermiş

Gönülle sırrına erilmez imiş 

Kerem olup sırrı çözülmez imiş

Bir kara sevdaya yanar bu gönül. 

                      Lütfi Kerem ASLAN 



4 Şubat 2022 Cuma

TOPRAK VE BULUT


İçimde çırpınan kuşların kanatları kırıldı 

Bir bulut yağmursuz kaldı gökyüzünde 

Toprağın gözyaşları dökülürken denize

Bir çiçek dalından koparıldı öylece 

Yarası derine gitmiş bir ağacın kökünün

Toprağın altında yaşarken öldüğünün

Kanar umarsızca dal, çiçek, yaprak

Dökülür bir buluttan yaralar toprak toprak

Yağmur bir merhem gibi kapatırken yarayı

Toprağın kökleri anlatır bu sevdayı

Sular akan kanı, karış karış toprağı 

Bir buluta karışır sevdanın sağanağı 

Toprağın kalbinden yükselerek semaya

Orda kavuşurlar bu imkansız sevdaya

Bulut şimdi nazlı nazlı ağmakta

Toprak şimdi nazını rüzgâra savurmakta

Buluşur elleri yaralı bir semada

Rüzgâr tarar saçlarını o nazlı toprağının 

Toprak sarar bedenini yaralı bulutlarının

Çıkar aydınlığa gökyüzü sadeliğinin

Deniz olur gözleri en saf maviliğinin

Durgun sularda akmalı artık sevdalı toprak

Bakmalı gökyüzüne sessizce ağlayarak

Belki bir yağmurla elleri yıkanarak

Kavuşur sevdalısına usulca sarılarak. 

Toprak ağlar yağmura göğsünde güller biter

Yağmurun sevdası gül kokunca biter. 

                              Lütfi Kerem ASLAN 




3 Şubat 2022 Perşembe

SÜREYYA


Gökyüzünde bilmediğim bir efsun var

Gecenin karanlığı ruhumu sarmakta

Karanlıklar adınla bir bir parçalanmakta

Ruhum adını andıkça aydınlanmakta

Bir garip gönüllü dervişim bugün 

Gönlüm gökyüzünde şerha şerha yarılmakta

Süreyya'nın peşine düşmüşüm

Düşmüşüm karanlıklarda yol aramaya

Biliyorum aydınlığa kavuşmak zor olsada

Yolumu bulacağım Süreyya'nın ardı sıra 

Gittiğin diyardan çağırırsın 

Ben adını sayıklamaktayım asırlarca

Kurtuluş reçetemsin bilirim

Çağırdığın diyar şahdamarım kadar yakın olsada

Seninle aydınlanır en karanlık gecelerim

Yol bulurum ötelere ismini hecelerim

Hasret kaç gecedir? 

Kaç asırdır çekerim. 

Vuslat bir bilmecedir

Kim bilir ona ne zaman ererim? 

Yoluna düşmüşüm yine de

Avuçlarım uzanırken yedi kat semaya

Ben kavuşmak için hep seni dilerim. 

Geçerim binbir kandil asılı asumandan

Süreyya alır götürür beni senli diyarlara

Hayrandır tüm yıldızlar sana hayranlığıma

Gün gelir çıkarırlar beni aydınlığına. 

Bir çöl gecesinden gökyüzüne başlar yolculuk 

Yollar uzun yollar karanlık

Bir güvercin yoldaşlığında

Gökleri sarar bir aydınlık. 

Kızgın kumlar yakarken ayaklarımı

Adının serinliği ferahlatır dudaklarımı

Yükselirken çöllerden göklere bir kutlu nefes

Süreyya'nın peşinde çağırır beni kutlu bir ses

Açılır gökyüzünde kapılar kanat kanat

Ruhum sana yükselir sessizce çırpınarak

Huzuruna varınca ruhum erer huzura

Süreyya'nın ardında gönlüm erer vuslata. 

                                     Lütfi Kerem ASLAN 








2 Şubat 2022 Çarşamba

BÛTİMÂR


Denize aşık bir kuştu kıyısında bûtimâr

Yıllarca deniz için etti gönlünü tarûmar 

Bir damla suyu için tüketti tüm ömrünü

Mavisine kaptırmıştı viran olan gönlünü

Uçtu üzerinde yıllarca uzaklarına bir nefes

Sonunda düştüğü kıyısındaki bir kafes

Düşününce gönlündeki 

Sandı yalnızca bir heves

Duyduğu değildi heves

Sevdaydı yüreğindeki o hisli ve gizli ses

Ağladı gözyaşları deniz oldu bakınca

Bir yudum içemedi sevdasına dalınca

Bağrındaki ateşle susuzluğa kanınca

Anladı sevdasını yüreğini yarınca

O kavuştu denizine kıyıları boyunca 

Deniz kaçtı uzaklaştı sevdalığın duyunca

"İçme suyumdan" dedi. 

Yakar kavurur seni 

Gün gelir yüreğimden atar savurur seni. 

Bûtimâr dinlemedi denizin yakarışlarını

Ağladı seyreyledi akan gözyaşlarını

Bulutlar kanatlandı denizin yüreğine

Sildi gözyaşlarını o naif elleriyle

Yandı kavruldu bûtimâr kıyısında öylece 

Bir damla suya hasret verdi son nefesini

Denizinden esen rüzgâr savurdu küllerini

Dalga dalga dağıldı denizin yüreğine

Kavuşmuştu bûtimâr o nazlı sevdiğine

Şimdi en derininde saklamakta sevdayı

Her gün göz yaşlarıyla yıkamakta sevdayı

Bûtimâr deniz oldu denizin yüreğinde

Deniz susuzluğa kandı bûtimârı ölünce

Hissetti yüreğinde incecikten bir sızı 

Ne ilk giden sevdalıydı

Ne de savrulan son yolcu. 

Deniz söylemekte şimdi en acı şarkısını

Aramakta bulutlar sevdalı göz yaşını. 

Kavuştular belki de uzakta bir zamanda

Dalga dalga büyüyen yaşamayan ummanda. 

                                  Lütfi Kerem ASLAN 









1 Şubat 2022 Salı

SEVDA DAĞI


Gecenin yalnızlığı yankılandı dağlarda

Daha ilk kar düşmemişti o siyah saçlarına

Elleriyle avuçlarken gökyüzünün boşluğunu

İçinde bilmediği kor ateşler tutuştu

Rüyalarını böldü ansızın yıldırımlar

Uykusunda koşarken başıboş ayaksızlar

Gölgelerin peşine takılıp da kaldılar. 

İçini ısıtan kor belki sevda sağanağı

Belki yazdan kalan bir temmuzun yorgun sıcağı

Bilmedi… Bilemedi. 

Açtı gönlünün kapısını incecik bir yağmura

Karşısında sevdanın vardı son durağına

Doldurmuş sevdasını tahta bavul içine

Şimdi zamanı nasıl sığdırmalı içine

Geç kalınmış bir gelmişlik

Ve cebinde taşıdığı sevdadan son metelik

Yürüdü rüzgârın üstüne aldırmadan

Yıldırımlar titretti yüreğini durmadan

Sevdalar savruldu kar düşmemiş dağlardan

Geçti içindeki benden

Vardı sevdanın benliğine

Yağmurun sardığı gibi sardı toprağı bedenine

Doyasıya öptü yağmurun ellerinden

Düştü tane tane kor gibi karlar içine

Erişti sevdasını çektiği sevdiğine

Şimdi küskün dağlarda 

Sürgün sevdalar vardı.

Ayaksız, başsız dolaşan sanki o sevdalılardı

Sürüldü sevdasına, sevda ona bahardı. 

Mevsimlerden öteye geçti yağmuru, karı

Buldu sevdasının sürgün edildiği dağı

Ulaştı yücesine saçındaki karlarla

İçindeki korları söndürdü sevda dağı. 

                                 Lütfi Kerem ASLAN 




BEKLEMEK

​ Bir bulanık ay vakti bir tozlu gece Gözler nemli uzakta kaldı öylece  Bir nefeslik ömürde sona gelince Bir selamın yele verdi bekledi Önün...