Gecenin yalnızlığı yankılandı dağlarda
Daha ilk kar düşmemişti o siyah saçlarına
Elleriyle avuçlarken gökyüzünün boşluğunu
İçinde bilmediği kor ateşler tutuştu
Rüyalarını böldü ansızın yıldırımlar
Uykusunda koşarken başıboş ayaksızlar
Gölgelerin peşine takılıp da kaldılar.
İçini ısıtan kor belki sevda sağanağı
Belki yazdan kalan bir temmuzun yorgun sıcağı
Bilmedi… Bilemedi.
Açtı gönlünün kapısını incecik bir yağmura
Karşısında sevdanın vardı son durağına
Doldurmuş sevdasını tahta bavul içine
Şimdi zamanı nasıl sığdırmalı içine
Geç kalınmış bir gelmişlik
Ve cebinde taşıdığı sevdadan son metelik
Yürüdü rüzgârın üstüne aldırmadan
Yıldırımlar titretti yüreğini durmadan
Sevdalar savruldu kar düşmemiş dağlardan
Geçti içindeki benden
Vardı sevdanın benliğine
Yağmurun sardığı gibi sardı toprağı bedenine
Doyasıya öptü yağmurun ellerinden
Düştü tane tane kor gibi karlar içine
Erişti sevdasını çektiği sevdiğine
Şimdi küskün dağlarda
Sürgün sevdalar vardı.
Ayaksız, başsız dolaşan sanki o sevdalılardı
Sürüldü sevdasına, sevda ona bahardı.
Mevsimlerden öteye geçti yağmuru, karı
Buldu sevdasının sürgün edildiği dağı
Ulaştı yücesine saçındaki karlarla
İçindeki korları söndürdü sevda dağı.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder