Sanki günler, geceler el çekmiş üzerimizden
Yıldızları dökülmüş gökyüzünün
Ne bir ses verir yüceden
Ne haber getirir sevdiğinden
Öyle suskun, öyle yorgun, öyle derinden…
Söyle ey gökyüzü!
Mutlu mu gider senden her giden?
Ayrılığa hüküm giyer her sevdalı yürek
İz bırakır gecenin içinden silinerek
Belki bir ses, bir nefes ölmem için yetecek
Söyle ey gökyüzü bu hasret ne zaman bitecek?
Ne zaman düşecek gecenin karanlığı
Bir araya gelemeyen sevdalıların yakasından?
Hüznümü karanlığa boğarken vakit
Ne zamana kurulacak vuslatın saatleri?
Yıllar mevsimlere bölünürken ömrümüzde
Hangi ilkbaharda açaçak çiçeklerimiz?
Varlığın yokluğunda yokları var eden varken
Ümitsizliğe nasıl yol verecek gönlümüzün yokları?
Şimdi bir örtü gibi örtmektesin gecenin üzerini
Maviliklerini kim silecek gecenin koynunda?
Besleyip büyüttüğüm dağ başı yalnızlıklarını
Hangi rüzgâr götürecek sevgilinin gece kokan diyarına?
Uykulara karışacak gecenin gözleri belki de
Rüyalarımdan gelip geçecek gözlerin
Ellerim ellerine varamayacak mevsimler boyu
Kim silecek uykuların arasından
Rüyalarının koynunda kalan vuslatlarımın göz yaşlarını?
Ve bir sabah güneşlerle kapına geldiğimde
Kim alacak koynumda sakladığım masmavi aşklarımı?
Lütfi Kerem ASLAN