Neşesinden kâm alırdım her dem
Kederinden üzüntü duyardım
Yüreğine dokunan dert derdimdi
Derdinle hemhâl oldum şimdi
Dert ehliyle dertleştim
Açıldı gönlümün sırça kesesi
Dert kervanları dizildi yollara
En çok yükü ben taşıdım
Durdurak bilmediğim kervansaraylarda
Duvarlara dertleri tırnağımla kazıdım
Yollarda dert topladım
Ayağına batmasın diye
Ortak ettim dertleri gündüzüme geceye
Göze görünmeyen yaralarımı yok saydım
Beklerken seni nefes alamadım
Sadece yutkundum.
Aradığım şey neydi?
Kendim miydi yoksa dert miydi?
Dertsiz gönlün sevdası cana dokunmazmış oysa.
Dert benim içimdeydi
Ben derdin içinde.
Tarifsiz bir sevda var evvel kalbim içinde.
Sorsalar nedir diye?
Her bakışta ilk defa bakıyormuş gibi
Göğsüm fırlar yerinden
Sanki ölüyormuş gibi…
İçimi dökmekten vazgeçtim.
Dert içimde tersine akan bir nehir.
O nehri döndürebilmek
Yatağına akıtmak en büyük derdim.
Emeğim bu dert için.
Sevmeler emek istediği için.
Yürekte bir çiçek açtırmak,
Sevdiğine sevdiğini söylemek ya da…
Yatağına kırgın bir nehir gibi
Uzaktan boynunu büküp izlemek seni.
Emek bunların adının hepsi.
Bastırmak sevgiyi bir yarayı bastırır gibi
Ve sonunda ruhundaki güzelliği görenle kalmak başbaşa
Ve onunla yaşamak, yaşlanmak
Onunla ölmek.
Ölümü öldürerek ölmek.
Ve İkimizde öldük, beni gömdüler.
(kâm:dilek, murat, zevk)
LÜTFİ KEREM ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder