Ve yine yalnızlık düştü payıma.
Uzak düşlerde kayboldum ilkin.
Eski çağların sevdası sarmışken yüreğimi,
Tuttum zamanın nasırlı ellerini.
Dilimde eski zamandan kalma bir türkü.
Belli ki zamanı aşamamış yüreğim
Belli ki sevdam zamandan büyük
Ne zaman umrumda oysa ne türkü
Ben zamanda kaybolmuşum
Sevdanın yükü var omuzlarımda
Daha karalar ayrılmamışken,
Daha denizler susamamışken,
Daha dağlar devrilmemişken,
Kuşlar gökyüzünü bilmezken daha
Ben sana vurulmuşum bir akşamüstü
O kadar taze ki yaralarım
Bin yıllık bıçakların kesiğini taşımakta
Oysa ben her akşamüstü tuz basmaktayım,
Kesik yaralarıma.
Kalbi elinde, zamanın koridorlarında dolaşmaktayım
Eski çağlardan kalbime hüzün taşımaktayım
Dalgalanmaya başlar denizler gibi gönlüm
Seni görünce fırtınalar kopar
Tufanlar olur yüreğimde.
Gemiler hasretini taşırken
Gözlerimde güzelliğinin güneşi açar.
Çekilir bulutlar çağlar öncesine.
Benim sevdam sana çağlar öncesinden başlar.
Deli taylar gibi koştururum gönlümü.
En kanlı savaşları veririm gözlerin için
Her savaş gözlerine yenilgimle başlar.
Çağlar açar çağlar kapar gözlerin
Takvimlere yüz bırakır sözlerin
Düşerken takvimden deli yapraklar
Tarihimde iz bırakır gözlerin.
Tarih talihimi yalnız mı yazmış?
Yalnızlık ruhumda gözler aramış
Tarihin içinde bir çift göz varmış
Gözlerine tarih yazmış gözlerim.
Sürerim tarihin acılarını sineme
Yaralarıma merhem olmaya beklerim seni
Tozlu sayfalardan gün batışına
Ülkeler gezerim seni bulmak için.
Bilirim, masmavi denizler sendedir.
Sendedir Babilin bahçelerinin gül kokusu
Seni anlatırken batmayan güneş
Ben yalnızlığına gömülmüş bir ölüyüm.
Sensin beni mezarımdan diriltecek
Beni haritalardan vazgeçirecek sen
Hangi coğrafyadaysan söyle
Yüzüme dokunan rüzgar beni sana getirecek.
LÜTFİ KEREM ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder