Göklerde yankılanan sesler vardı.
İçimdeki dağ başlarında, kaya kovuklarında, coşkun akan ırmak boylarında duyduğum
İçimi titreten, gönül telime dokunan sesler…
İçimin derin vadilerinde haykıra haykıra söylediğimde duyulmayan sesler.
Kime anlatmalıydım içimdeki sessizliğin sesini
Kimsesizdim kimseler duymazdı.
Ve derken gecenin karanlığını gün aydınlığına çıkaran çıkageldi
Apansız ses etmeden
Gönlüme düşen bir cemre gibi aydınlığıyla gül bahçesine çevirdi kapkara gönlümü
Alemin ortasında kimsesizliğin sesinde
Bir çöl yalnızlığında dolaşırken ruhum yağmur oldu sesiyle toprağıma
Toparlandı içimdeki sesler kervanı
Yönünü yitirmişti oysa
Yönü, yolu, yoldaşı oldu gönlümün
Yalnız bir ay gibi yükselirken ve benden uzaklaşırken gönlüme yıldızları yoldaş eyledi
Yemyeşil bir vaha oldu kupkuru gönül çölüme, uçsuz bucaksız deryalar açtı gönlüme
Gönlüm ki ona hicret eden bir muhacir artık
Bilmez başka yol yordam
Onun yürüdüğü yoldaki ayak izleri benim mihmandarım
Uğruna ömrümün yaşanmamışlığını vermeye hazırım
Yollarına serip ömrümü önünde yol olmaya razıyım
İçimdeki sesler yürü onun peşi sıra diyor
Ona kavuşmak özgürlüğün en hası
Onda unutuyorum ben çektiğim gamı yası
Gel diye çağırınca uzak diyarlardan
Deli taylar gibi koşasım geliyor
Sevgili ey sevgili en sevgili
Sesin kulaklarımda çınlasın her an
Ruhum ruhunun kıyılarında demirlesin
Fırtınada sığındığım tek liman sensin
Ben sana sürgün yemiş, gözlerinin divanesi bir âşık
Dolunay azatlığında tut ellerimi bırakma beni yalnız.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder