Şimdi aylardan hüzün.
Ve bin baharı saklamakta yüzün
Peşinden deli yağmurların koştuğu,
Yağmurları hüzünlü aşkların kovaladığı mevsim.
Bir kahverengi fotoğrafın içinden geçtik akşamüstü mahzunluğunda
Hazan bahçesinden yürüdük, sevdam sol yanımda
Peşinden gittik yan yana yürüyen mevsim ve kederin
Aldı götürdü bizi sararmış yapraklar filizlenen sevdanın diyarına
Ellerimiz yüreğimizin sıcaklığında ısınmakta
Yüreğimiz sevdanın ateşinde yanmaktaydı
Biz hazana yüklüyorduk hüznümüzü
Hazan bize açmaktaydı koskoca gökyüzünü
Zaman hazan gibi sararmaktaydı
Ruhumuzu zamanın sevdası sarmaktaydı
Kapılar açıldı gökyüzünden gönlümüze
El verdik geçtik sevdamızla ötelerden bir güze
Zaman durmuştu oysa öteki diyarlarda
Gözler buluşmuştu bambaşka rüyalarda
Sardı sevdasına en sarı tütünleri adam
Çekmedi bir nefes yârinin gözüne dalmadan
Yaşadı birkaç bin yıl kadın
Yalnız gözlerine dalıp adamın
Geçti hazanın ve tütünün en sarı dumanından
Acısını esirgemeden adamdan
Sardı sarmaladı acıyı yüreğine adam
Yürüdük bir kadın ve adam
Geçtik hazanın en sarısından
Sarıldı yaprakla dal gibi kadın ve adam
Döküldü son cümle sessizce ağızlardan
“Beni bağışla Aşkım,
aşkımı hoş gör artık
Beni hoş gör, beni bağışla,
Seni seviyorum.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder