Kapattım şehrin bütün ışıklarını
Yağan karın aydınlığında ısınıyorum şimdi
Duygularım, soğuk ve gri duvarlara çarpıp çarpıp geri dönüyor
Şehrin mezar taşları arasında gezen divaneler görüyorum.
Yürekleri tek bir vuran birbiri için vuran divaneler
Bir de yağan kara inat içindeki trenlerle vagon vagon sevda taşıyan katarlar var.
Zamanın yorgun istasyonlarında
Sevda bırakıp sevda yükleyenler
Gönülden gönüle sevda taşıyanlar
Gönül vagonlarına sevdayı ateşiyle yükleyen sevdalılar
Ateşe düşüp su arayanlar
Sevdaya düşüp daha çok ateş isteyenler.
İsteyipte yanacak hiçbir şey kalmayıncaya kadar yananlar…
Öyle bir yanmak ki sevdalısından başka geriye bir şey kalmasın diyenler.
Sevdalının ne canının ne de taşıdığının kendine ait olmadığını
Onun kalbinde katar katar yer eden sevgiliyi söküp atmanın kolay olmadığını
Onu atmak yerine yüreğini çıkarmak gerektiğini bilen divaneler.
Divaneler divanında sevdayı okuyanlar var.
Günleri geceleri, haftaları ayları, tuzları ekmekleri, dertleri dermanları sevda olan divaneler.
Gönül yangınlarıyla gökyüzünü sevdası için ısıtan divaneler.
Gelip geçen trenlerin bağırtısını her istasyonda yüreğinde duyan divaneler.
Katarları bir geceden bir geceye getirip götüren divaneler.
Yüreği pare pare geceye iz bırakan divaneler.
Gökten tane tane sevdasının kalbine aşk indiren divaneler var.
Divaneler var ki yüreklerini katarlar taşıyamaz, divaneler var ki yüreklerine her yürek ulaşamaz.
Yeryüzüne fısıldadığını gökyüzüne duyurmak isteyen divaneler var
Hasretine, vuslatına ulaşmayı bekleyen divaneler var
Görmeden yüzünü uzaktan uzağa iman eden divaneler var
Sevgiliye kavuşmak için ömrünü katar katar harcayan divaneler var
Bir çift gözü için
Divanesi olduğum dilber yüreğine katar katar sevda taşımak umuduyla…
Lütfi Kerem ASLAN
Gönlüne sağlık, kalemine bereket olsun.
YanıtlaSil