Tozlu mektuplar saklıyorum
Ucu yırtık zarflar içinde
Gönlümün kırık dökük raflarında
Kalemler tüketiyorum
Mürekkebi gözyaşı olan
İçimde ölü şehirler bırakan
Resimler çiziyorum mektupların arkasına
Güvercinler taşımıyor mektuplarımı
Kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum
Güvercin küskünlüğünden görünmüyor gökyüzü
Onu göremiyorum gökyüzünde
Bulutta, yağmurda, rüzgarda
Rüzgarda deli yüreğim gibi savrulan güvercinlerin kanadında
Onu göremiyorum…
Akşamlar dönerken ay karanlığına
Canımı içimden alıp gidiyor mektuplar
En karasevdalılar yazmakta geceye mektuplarını
Gece mektupları saklamakta
Ben içimde tozlu raflar saklamaktayım
Kavuşmaları, ayrılıkları, özlemleri…
Yıldız tenhalığında
Yorgun ırmak boylarında
Yazılmış sevdamı saklamaktayım
Nergisler, kokusunu gecenin karanlığına vermiş
Gece sevda kokmakta
Gece çok uzakta…
Ben mektubumun içinde
Geceyi saklamaktayım.
Mektuplar gidiyor
Mektuplar uzaklaşıyor
Ben göğsüme bastırdıkça
Onlar kızılca kıyameti koparıp
Benden kaçıyor.
Nergis kokuları duyuyorum
Yüreğimi yıkayan
Süzülüp gözlerimden
Kalemimin ucuna akan nergis kokuları.
Karanlıkları parçalayan mektuplar
Gecenin mahur bestesini çalmakta
Bütün saatler gitmeleri gösteriyor.
Gitmek;
Mektupları, güvercinleri, nergisleri, bulutları…
Böyle yakışıksız, böyle yapayalnız bırakıp gitmek.
Kalanın ırmakları ıslattığı ayrılık dolu geceler bırakıp gitmek…
Korkulu rüyalardan kaçar gibi gitmek
Uçurumun kenarında bir nergis gibi bırakıp gitmek…
Toplamak sonra hepsini,
Hüzünlü gecenin kollarından.
Tozlu mektupları, yağmuru, rüzgarı, güvercinleri…
Gönül rafına dizmek yeniden.
Ve beklemek gideni korkulu geceleri sayarak.
Beklemek, korkuların en büyüğü Kavuşmaların sabır meyvesidir.
Beklemeyi bilenlerden olmak dileğiyle…
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder