Zaman nasıl da çabuk geçiyor.
Dün başımızın üstünde dolaşan bulutlar;bugün gözlerimize, yüreğimize mazimize ve âtimize birer damla olup düşüyor.
Duymuyor kimsecikler içimizden konuştuğumuz sevgiye dair cümlelerimizi.
İçten içe sözcükler iç içe geçerken yüreğimin lûgatında cümleler kurulup kurulup yıkılıyor...Ve sonunda defterimde devrik cümleler kalıyor.Bir bir tavan arasına sakladığım,kimseler anlamasa da elbet bir gün anlayanın ve ellerimizin arasından bir gümrah ırmak gibi geçen zamanın olgunlaştırdığı cümleler.En kıymetli sandıklara kilitleyip onca yaşayamadığım anları, anıları sakladığım tavan arasında sessizce yaşlanan cümleler.Belki de herkesçe anlaşılmadığı devrik olmasından belki de vaktinden önce gelen bir yağmur gibi zamansız kurulmuş olmasından… Kim bilir?Anlatamadıklarım gökyüzü sadeliğinde süzülürken içimdeki yalnızlığa,umursamadıklarım içimi bir tavan arası loşluğunda gecenin kolları arasına bırakmakta.Sakladığım,sarıp sarmaladığım bir sırlı aynanın dipsiz kuyusuna attığım ve tavan arasına kaldırdığım düşlerimi zamana inat bakışları şehla şehla,yıldızların emaneti,gökyüzü duruluğunda bir çift gözün gelip dipsiz kuyudan çıkarmasını bekledim.
Zamanın tavan arasındaki kalp atışlarını duyuyorum şimdilerde.Ufuk çizgisinin belirsizliğinde görünen tavan arasında bir titrek lamba ışığına bir sırlı aynaya emanet ettiğim sırlarımı almaya gelen ve masmavi yolculuklara beni alıp götürecek gemiye sırları yüklemenin vaktidir.
Vakit sırları yüreğinde çözenlerle sırlı yollara revan olma vaktidir.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder