Yolcuyum yükümü yükledim.
Yola çoktan revan oldum.
Düştüm bir ulaşılmazın ardına
Sırtımda gamım kederim acılarım
Yol almaktayım gece gündüz
Kimi zaman sahrada
Kimi zaman tenhada
Geçen zamana ağlamaktayım
Kimseler görmüyor ağladığımı
Yalnızca o biliyor uzak diyarlarda
Yalnızca o dokunuyor kalbime usulca
Ağlamak bana mahsus
Yalnızlığın çekilmez tesbihi
Gözyaşım tesbihin taneleri
Her tanesi onun adını zikrediyor
Duyuyor gönlümün sesini
Bin yıllık hasretlere bölünüyor uykularım
Avuçlarımda hissediyorum yüreğini
Geç kalmışlığın hüznü dudaklarımda
Dudaklarım titriyor halimi arz etmeye
Kelimeler boğazımda dizili
Konuşsam ağlayacak cümleler
Islatacak kalemi kağıdı avuçlarımı
Yüreğim elimde
Bu gece sırrımı verdiğim dağlarda ağlıyor
Sessiz bir hıçkırık beni boğmakta
Göğsüm daralıyor
Yalnız onun sesi susturur ağlamalarımı
Yalnız o ferahlatır göğsümü
Onu düşünüyorum yol boylarında
Ormandaki ağaç o
Dağdaki çiçek o
Ben yoluna serilmiş bir çimen
Acılar ekiyorum toprağa
Bana gül veren gülüveren o
Gözyaşlarını kaybetmiş yolcular var etrafta
Dönüp bakamıyorlar ağlamalarıma
Sağır olmuş gözleri duymuyor ağlamalarımı
Sessiz bir çığlık gibi
Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum oysa
O biliyor o anlıyor
Ve o siliyor gözyaşlarımı
Huzur onda
Ferah onda
Teselli onda
Ona teslim oluyorum ağlamaların sonunda.
Sözlerimi uzattıkça yüreğim ürperiyor
Gözyaşlarım kuruyor
Kalemim susuyor.
Neden yazmazsın diyorsunuz ya habire.
Gözyaşlarım kurudu
Yazamıyorum anlasanıza.
Lütfi Kerem ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder