Popüler Yayınlar

28 Kasım 2025 Cuma

BEKLEMEK


Bir bulanık ay vakti bir tozlu gece

Gözler nemli uzakta kaldı öylece 

Bir nefeslik ömürde sona gelince

Bir selamın yele verdi bekledi



Önüne demirden dağlar koyunca

Dağların sırtına hasret vurunca

Gönül saati yalnız onda durunca

Derinden bir sabır çekti bekledi



Baharım dediği mevsim olunca

Deli rüzgar dallarına konunca

Aldanıp mevsime ayaz vurunca

Sessizce çiçeğini döktü bekledi



Gün doğdurdu gam iline varınca

Gam ilinde derdi baştan alınca

Deli taylar gibi yollarını aşınca

Sabrı vuslat etti sustu bekledi



Vuslatı gönlündeki aşkı sanınca

Gam ilinde tüm dertlerin sarınca

Sevdiğim diye toprağına yatınca

Sonsuz bir uykuya daldı bekledi



Bekledi kara kışı,baharı,yazı

Yaradana yalvardı etti niyazı

Unuttu duyduğu sitemi,nazı

Mezarıma gelse diye bekledi



Bekleyen bekleneni elbette bekler

Beklemek ruhumu ona kenetler

Kerem’im diktiğin bütün çiçekler

Mezarımda biter dedi bekledi.


                                          LKA



27 Kasım 2025 Perşembe

SEVDA


Bir garip özlem bir akşam üstü

Çöktü omuzlarına geçti sevdaya

Bir yüksüz buluta bir keder üstü

Çöktü yağmuruyla döktü sevdaya



Kim bilir ne anlattı bilinmez ona

Kim bilir ne sırrını söylemez bana

Başını eğipte söylemez amma

Yüreği bülbül gibi öttü sevdaya



Geçti bir sevdadan sırattan ince

Dili sustu amma sözler keskince

Yüreğinden taşanı bir bir deyince

Gül yaprağı boynunu büktü sevdaya



Hasbihal eyledi uzunca sene

Sevdanın perdesi göze inince

Bir güzele gönül elin verince

Gönülden gönüle göçtü sevdaya



Sevdayı yıldız yıldız yazdı geceye

Gönlünü bağladı bir bilmeceye

Bilinmez bir tarih düştü heceye

Dudağını sessizce büktü sevdaya



Bilmem bu sevdanın sırrı nerdedir?

Bilmem gökyüzünde belki yerdedir

Kerem’in bu sevdası yüreğindedir

Yüreğinden gözünü döktü sevdaya.


                                                 LKA


9 Kasım 2025 Pazar

GECE VE VUSLAT

Gece çöker usul usul, yıldız döker semaya

Her ışık bir hatıradır, yol bulunur sevdaya

Sesini duyarım içimde, gizli bir çağlayanla

Vuslatın rüzgârı eser, içimde kopan fırtınayla


Gecenin koynundadır, vuslatın ilk nefesi

Dudağında bir duadır, kalbinde aşk hecesi

Uzanır sana doğru, yitik sevda  ülkesi

Umut gibi ağırdır, suskunluğun dilekçesi


Ay yürür gök denizinde, içimde sen dolaşır

Gözlerim sana bakarken, geceyi sabaha taşır

Her dem adın söylenir, gönlümde her bir satır

Vuslatın kapıları çalınır, açılmaz sanki sağır


Gecede bir kandil var, sönmez adın yanınca

Kalbim göçer beldelerden, sana doğru konunca

Gurbet biter göz göze, bir bakışla bulunca

Vuslat sabahı doğar, gece yalnız kalınca


Gecenin siyah tülünde, gizlidir aşkın izi

Rüzgâr taşır adımların, dolaşır her bir düzü

Söz söylemez zaman bile, susar kaderin gözü

Vuslat ufka yaslanmış, bekler gülen yüzünü


Karanlık çöker gönlüme, sensiz her an çoraktır

Yollar sana tutuşmuşken, her adımım topraktır

Bir tende iki nefes, vuslata yalnız bakmaktır

Aşk, gecenin içinde  bir kandilde  yanmaktır


Yıldızlar dökülürken göğe, vakit olur derinden

Sesine susar içimde, her çırpınış derinden

Gözlerim seni ararken, yol düşer kaderinden

Vuslat, geceyi deler; çıkar kalbim yerinden


Sabaha dek beklerim, adını kalbim tutup

Her nefes bir çağrıdır, gamı göğsüme katıp

Uzaklık bir seraptır, gönül yolunu tutup

Gece sana yazmaktır, vuslatı sende uyutup.


Sanma geçer bende bu karanlık geceler

Vuslatı her gece dilim, sen diye heceler

Bırak geçsin artık aylar nice seneler

Adın bir bilmecedir gönlüm onu heceler.

          LKA GAZİANTEP 10.11.2025




7 Kasım 2025 Cuma

SÜKÛT

Hüznün lisanı sükûtmuş meğer,

Rüzgâr bile hüzne boynunu eğer.

Gözyaşına gizlenir içimde bir yer,

Kalbimde sessiz bir koru alevler.


Dert anlatılmaz söz ile yine,

Dudaklar mühürlü, hasret derdine.

Geceler eğilir, gönlüm gam yine,

Sükûtla dökülür hüzün sensizliğime


Gamın ağırlığı çöker geceye,

Bir yokluk düşürür gece hisseme.

Ne çığlık anlatır ne söz ne cümle

Sükût eşiğimde olduğu gece.


Yollar suskundur, izleri yorar,

Yel estikçe kokun gönlüme dolar.

Söylenmez hasretin , içimde yanar

Sükût susar, gönül yalnızca sorar.


Gözlerde saklıdır binlerce nida,

Bir damla yaş yeter gönlü perişâna.

Dil çare olmaz bu yanık divâna,

Sükût kalır geride sensiz feryâda.


Kalıbı bozulmaz bu sessiz hâlin,

Kırılır her sükûtta içimde dalın.

Bir nefes gibi göğsümde hayalin,

Sarılır sükût edip ince bir dala.


Hüznün lisanı sükûtmuş meğer,

Kanar konuşamaz içimde bir yer.

Söz söylemek beyhudedir her sefer,

Sükûtla tamam olur bütün bu sevda.

         LKA GAZİANTEP 08.11.2025

4 Kasım 2025 Salı

AŞK

 


Gönül dergâhında yanar bir ışık,

Adınla doludur her an, her bakış.

Bir damla nur oldum, bir ince nakış,

Sensin varlık, sensin bende yakarış.


Bir ses duydum kalbimin derininden,

“Gel!” dedin, çağırdın beni kendinden.

Dünyanın perdesi kalktı gözümden,

Sana döndü gönlüm, aşkla derinden.


Her nefeste sen dedim, ateşinle ben,

Yandım da dirildim bin kez yeniden.

Bir an sensiz kalmak, doğmak yeniden

Sensin hem dirilten, hem de öldüren.


Dağ taş ismindedir, kokun yelinden,

Gök yıldızla dolu, güneş merdiven .

Bir menzil ararım içimde her dem,

Aşkın menzilimdir, gönle yetiren.


Yandım aşkına yâr, yoktur dermanım,

Varlık perde perde, ben bir yalanım.

Bir bakışla yanar nârına canım 

Sensiz yokum, sensiz kayıp bu canım.


Derviş oldum yollarında, hâl ile,

Bir sır ararım her zerre misal ile.

Her şey sende başlar, biter seninle,

Ben de sensin, sen de benle, hâl ile.


Gül açar gönlümde adın duyanda,

O gülün kokusu gelir her yanda.

Âlem aşkınla dönerken hicranla,

Her varlık “Sen” diye görünür bana.


Bir anlık vuslatın bin ömre bedel,

Bir bakışın yeter, kalır her emel.

Seninle susmak da zikirdir güzel,

Söz söylenmez artık, bana sus düşer.


Aşık Kerem der ki, “Sen” oldum sonra,

Kayboldu “ben” diye bilinen onda.

Bir tek hakikat var bütün cihanda,

Bendeki sen oldum sendeki canda.

                   LKA 05.11.2025 GAZİANTEP

2 Kasım 2025 Pazar

GAZEL

Âşikârsın velî sırr-ı özümsün,

Cân içre cânânım, yüzümsün.


Ne zuhur eylesen bir perde ardı,

Ne saklansan, yine gözde süzümsün.


Seni gören gönül deryâya döner,

Ben o deryâda sönmez közümsün.


Dil-i nâşâdı eyle şâd ey cân,

Ki vuslat lezzetin ben çözümümsün.


Ezelden yazdı bahtım levh-i aşkı,

Kader kıldıkça ben, yazgı özümsün.


Gecem sensiz zulüm, gündüz de hicrân,

Ne mehtapsın, ne nûr, sen gözümsün.


Ne vakit anılsa adın dilde gülşen,

O gülzârın içinde bülbülsün, gülümsün.


Nazarınla yanar her zerrem ey yâr,

Benim varlık dediğim, özümsün.


Gamınla şâd olur her dem bu gönlüm,

Acıyı bal eden bir çözümsün.


Seni gizler sanan âşık ne bilsin,

Gizimde en âşikâr izimsin.


Ne cefâ eylesen, cânân, hoş olur,

Çünkü her âhımında bir sezimsin.


Kıyâmet kopsun, aşk bâkî kalır,

O bâkîlikte sen tek yüzümsün.


Kerem der: “Cümle varlık sende mahv,

Benim varlıkta bir yok, sen sözümsün.”


Nefesim sensiz olsan kül olurdu,

Sen o kül içre yanan közümsün.


Ne bahârın feri, ne yâzın nûru,

Sen ebed mevsimisin, özümsün.


Cemâlin sâde bir sûret değil, cân,

Hakk’ın tecellî eden yüzümsün.


Katar-ı fikrim uğrar her dem o mâh’a,

Benim aklımda parlayan yüzümün.


Ne varlık kaldı, ne benlik, ne hicrân,

Bu hiçlikte zuhur eden özümsün.


Ezelden sevdi kalbim bir hakîkat,

Ki o hakîkatin bizzat özüsün.


Kerem der: “Söz biter, aşk bâkî kalır,

O sonsuzlukta cânım, yüzümsün.”


Nefesim senle var, sensizse yoktur,

Benim her varoluşta can özümsün.


Dudağından dökülen bir “gel” yeter,

O nida içre bulduğum sözümsün.


Sükûtum bile senden bir niyâzdır,

Sözüm bitse de, içten sözümsün.


Beni sensiz bulan, aslında sensin,

Ki kaybolsam yine sen izümsün.


Cihân sensiz kuru bir hayâldir,

Bu rü’yâda gerçeğe dönüşümsün.


Ne fânî ne bekâ, sen ikisinde,

Zamânın ötesinde yüzümsün.


Yanar aşkınla her dem sîne-i dil,

O yanıştan doğan közümsün.


Ne hüzün koyar araya, ne sevinç,

Benim her hâlimde bir yüzümsün.


Yere düşsem, duam toprağa siner,

Ki o toprakta biten özümsün.


Ne ben sensizim artık, ne sen bensiz,

Birliğin aynasında bir tek yüzümsün.


Sular aksa da döner sana her an,

O denizlerde yüzen gözümsün.


Nûrunla dirilir her zerre her ân,

Kıyamet bile sensin, sözümsün.


Kerem der: “Sende var, sende yok oldum,

Ezelden ebede varlığınla özümsün.”

    LKA GAZİANTEP 03.11.2025

1 Kasım 2025 Cumartesi

SEN VE BEN

Sensin gönül bahçemde nadide çiçek

Saçlarını okşayan bir rüzgârım ben

Bir busecik kokun ölmem için yetecek 

Bahçende sana âşık bir bülbülüm ben


Toprağımda filizlenen çiçeksin,dalsın

Kökleri beni saran yalnız ağaçsın

Mevsimsin, baharsın, dalsın yapraksın

Dalına sarılmış bir sarmaşığım ben


Her bahar uzaklardan gelen mevsimsin

Seni bekleyen yağmur nasıl sabretsin

Sen gönül bahçemde eşsiz çiçeksin

Koklamaya kıyamayan âşığınım ben.

 

Çiçek olup dursan bahar gibi dalıma

Bir baharda gelip dursam senin kapına

Gel demeden girememki gönül hanına

Kapı çalmadan gönlüme giren yârsın sen


Su olup dağlardan toprağıma yürüsen

Şu divane gönlümü çiçeğinle bürüsen

Çiçekler içinde yârim, gonca gülüm sen

Viran bağımda öten bir bülbülsün sen


Ben bir rüzgâr isem sen deli bahar

Bulutların yaşları gönlünden akar

Toprak olup gözlerim gözlerine bakar

Gözümde çiçek açan bahar dalısın sen. 

    LKA GAZİANTEP 01.11.2025

BEKLEMEK

​ Bir bulanık ay vakti bir tozlu gece Gözler nemli uzakta kaldı öylece  Bir nefeslik ömürde sona gelince Bir selamın yele verdi bekledi Önün...